İnsan ırkının neredeyse sonunu getiren 10 önemli olay

Çok sayıda canlı gibi insan ırkı da geçmiş yıllarda neslinin tükenmesi tehlikesi ile karşı karşıya geldi. Peki insanoğlunun neslini neredeyse tüketme noktasına getiren önemli olaylar nedir?

İnsan ırkının neredeyse sonunu getiren 10 önemli olay

1. Kuraklık

1. Kuraklık

Gezegenimizin iklimi sürekli değişiyor. İklim değişikliği etkileri kalıcı hale gelince korkunç sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Arizona Üniversitesi'nin 2007 yılında yayınladığı rapor, ilginç parçaları bir araya getirdi. Araştırmacılar 135 bin ila 90 bin yıl önce insan ırkının Afrika kıtasını terk etmeye başladığını ve yaşamak için yeni yerler aradığını ortaya koydu. Sert kuraklığın yaşandığı Afrika'da yer alan Kalahari ve Sahra Çölleri'nde genişlemeler başladı, tarım ürünleri azaldı ve göller kurudu.

2008 yılında American Journal of Human Genetics'te yayınlanan bir başka rapor da, 2007 yılında yayınlanan raporda geçen yıllar içerisinde insan ırkı nüfusunun 2 bine kadar düştüğünü açığa çıkardı. Uzmanlar, bahsi geçen tarihte yaşayan insan sayısını, mitokondriyal DNA aracılığıyla tespit etti. Bulgulara göre Afrika'daki kuraklık, insanoğlunun küçük gruplara ayrılmasına ve daha yeşil alanlar aramasına sebep oldu.

Ayrılan gruplar izole hale geldi ve bağımsız olarak gelişmeye başladı. 

2. İspanyol gribi

2. İspanyol gribi

İspanyol gribi sanılanın aksine İspanya'da ortaya çıkmadı. İspanyol gribi adı, hastalığın daha çok İspanya medyasında haber olmasıyla ilgili. 

İlk İspanyol gribi teşhisi, ABD'nin Kansas eyaletinde yer alan ve Birinci Dünya Savaşı için askeri mobilizasyon bölümü olarak kullanılan Camp Funston'ta kondu. 4 Mart 1918'de teşhis edilen İspanyol gribi vakası 18 ay sonra dünya genelinde yaşayan nüfusun üçte birine bulaşmıştı. İspanyol gribi sebebiyle 100 milyon insan hayatını kaybetti.

İspanyol gribinin yayıldığı 18 aylık süre içerisinde ölen kişi sayısı, her iki Dünya Savaşı'nda ölenlerin sayısına denkti. İspanyol gribi Hindistan'dan tutun dünyadaki en uzak adalara kadar her yerdeydi. Hastalığın tüm dünyaya yayılmasının sebebi askeri hareketlilikti. 

İspanyol gribinin belirtileri ateş, nefes darlığı ve oksijen kaybı sebebiyle deride mavileşme görülmesiydi. Hastalığın ilerleyen aşamalarında kusma, burun kanaması ve tükürük sebebiyle nefes alamama gözlemleniyordu.

İspanyol gribi bir tür gripti fakat normal grip virüsünün gösterdiği özelliklerden farklı bir yapısı vardı. Virüsü kapan kişi ne kadar sağlıklı ve güçlü olursa, hastalık o kadar korkunç tesir ediyordu. İspanyol gribine yakalanan kişilerin bağışıklık sistemi çöküyor ve vücut kendi kendine zarar vermeye başlıyordu. Grip genel olarak 20 ila 40 yaşlarındaki bireylerde etkili oluyordu.

3. Kristof Kolomb

3. Kristof Kolomb

Kristof Kolomb çok sayıda korkunç şeye imza attı ve yapılanlar kayıt altına alındı. Amerika kıtasını keşfeden kişi olarak bilinen Kristof Kolomb, Atlas Okyanusu'nun her iki kıyısında da büyük etkileri olan hastalıkların yayılmasını tetikledi. Kolomb sebebiyle çok sayıda insan yaşamını yitirdi.

Yeni Dünya'ya yani Batı'ya doğru yola çıkan Kristof Kolomb, adamları ve besi hayvanları, cüzzam ve çiçek gibi hastalık virüslerini de beraberinde taşıyordu. Yeni Dünya'da yaşayan insanlar bahsi geçen virüslerle daha önce hiç tanışmamıştı. Kristof Kolomb'un ayak bastığı dönemde, günümüzde Haiti ve Dominik Cumhuriyeti'nin yer aldığı Hispanyola Adası'nda 250 bin kişi yaşıyordu. Hastalıkların ardından bölgede yaşayan kişi sayısı 14 bine kadar geriledi. Nüfusun yüzde 90'ı, Kristof Kolomb'un beraberinde getirdiği hastalıklardan dolayı yaşamını yitirdi.

Yeni Dünya'ya cüzzam ve çiçek taşıyan Kolomb, Avrupa kıtasına da verem ve frengi virüslerini taşıdı. 

4. Büyük veba salgını (Kara ölüm)

4. Büyük veba salgını (Kara ölüm)

National Geographic'e göre 1347 ve 1351 yılları arasında 50 milyon kişi veba salgını sebebiyle hayatını kaybetti. LiveScience'ye göre ise bu rakam 75 milyon. O dönem Rusya nüfusunun yarısı, Çin nüfusunun üçte biri ve Floransa'da yaşayanların üçte ikisi yaşamını yitirmişti. Veba salgını İzlanda ve Grönland gibi uzak kara parçalarına bile ulaşmıştı.

Büyük veba salgını, insan ırkını kırıp geçirse de güzel şeylere de ön ayak oldu. Veba salgınıyla beraber sağlık hizmetlerine verilen önem arttı fakat bu defa da Yahudiler'e karşı nefret furyası tetiklendi ve iş gücünde ciddi kayıplar yaşandı.

Büyük veba salgınının ardından birçok işletme kapandı, limanlar kullanılamaz hale geldi ve gıda kıtlığı baş gösterdi. 

5. Mini Buz Çağı

5. Mini Buz Çağı

İklim değişikliği 195 bin yıl önce insanlığın sonunu getirmek üzereydi. Denizel izotop katları 6 adı verilen bir sürece giren Dünya 72 bin yıl süren ve Afrika'nın bile buz kestiği donmuş bir gezegene dönüştü.

Scientific America'ya göre dünya nüfusunun önemli bir kısmı bu süreçte yaşamını yitirdi. Sürecin sonunda hayatta kalan insan sayısı 10 bin civarındaydı ve bu nüfusun yalnızca birkaç yüzü, yeni nesilleri oluşturacak kadar güçlüydü. 1990'lı yıllarında sonlarında araştırmacılar, sürecin sonunda kurtulan insanların yaşadığı yeri keşfetti. Mini buzul çağından kurtulan insanlar, Güney Afrika'da yer alan Pinnacle Point'teki bir dizi mağarada yaşam sürmüştü. Yapılan araştırmalar, hayatta kalan insanların jeofit, kabuklu deniz ürünü ve deniz yılanı tükettiğini ortaya koydu.

Hayatta kalan insanlar son derece ıssız ve kötü şartlarda yaşıyordu. O insanların yaşadığı zorluklar sayesinde algısal düşünce sistemi gelişti. Yaşamak için evrim geçirmek zorunda kaldılar ve böylece insan ırkını öldürmeyen güçlendirdi.

6. Ebola

6. Ebola

Ebola günümüzde de büyük tehlike arz eden bir hastalık. Fakat Ebola'nın ortaya çıktığı ilk dönem son derece korkutucuydu.

İlk Ebola salgını günümüzde Demokratik Kongo Cumhuriyeti sınırları içerisinde yer alan Yambuku kasabasında 1976 yılında ortaya çıktı. İlginçtir ki daha yakın tarihli Ebola salgınlarının çıkış noktası Yambuku kasabasından çok daha uzakta. Ortaya çıktığı ilk salgında hastalığa yakalanan kişilerin ölüm oranı yüzde 88'di. Taşıyıcı, virüsü bir başkasına bulaştırmadan yaşamını yitiriyordu. Bulaşma tehlikesi açısından bu son derece iyi(!) bir haber sayılabilirdi.

Ebola virüsünü kapan ilk kişi hastaneye kaldırıldı ve o süreçte virüs yalnızca bir hafta içinde 12 kişiye bulaştı. Olaydan bir ay sonra, hastalarla ilgilenen Belçikalı bir rahibe yaşamını yitirdi ve bölge karantinaya alındı.

ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri NIH, salgının 10 hafta sürdüğünü, 318 kişinin virüsü kaptığını ve 280 kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı. Sayılar son derece düşük görünse de, tıbbi personel zamanında müdahale etmeseydi küresel çapta bir salgın kaçınılmaz olacaktı. Günümüzde Ebola virüsüne yakalanan kişilerin ölüm olasılığı oranının yüzde 50 olduğu belirtiliyor.

7. Yine kuraklık

7. Yine kuraklık

İndus Vadisi, Mezopotamya, Mısır ve Yangtze Nehri Vadisi gibi medeniyetlerin yükseldiği yerlerde antik uygarlıklar zaman zaman tarih sahnesinden yok oldu. Bilim insanları, medeniyetlerin çökmesine yol açan sebeplerin bağlantılı olduğunu keşfetti.

4 bin 200 yıl önce 200 yıl kadar süren geniş çaplı bir kuraklık yaşandı. Kuraklık sebebiyle antik dünyanın en büyük ve köklü medeniyetleri bir bir çöktü. Gezegenin farklı noktalarına büyük çaplı göçler gerçekleşti. 

Cambridge Üniversitesi'nde görevli araştırmacılar, zayıf yaz muson sezonunun katlanılması güç kuraklıkları beraberinde getirdiğini ve bu sebeple ölen kişi sayısını tam olarak bilemediklerini söylüyor. Araştırmacılara göre kuraklık sebebiyle Bronz Çağı'nın altın kentlerinin birçoğunda yaşam sona erdi.

4 bin 200 yıl önce yaşanan kuraklığın belki de en büyük kanıtı, o döneme ait duvar yazılarının bile çok az olmasıdır. 

8. 1576 Kanamalı ateş salgını

8. 1576 Kanamalı ateş salgını

İspanyollar, Yeni Dünya'ya altın ve zenginlik hayali ile ayak bastığında arkalarında yalnızca kan ve ölü bedenler değil, ölümcül hastalıklar da bıraktı. Yeni Dünya'ya ulaşan hastalıklar, bugün Meksika olarak bilinen bölgede 16'ncı yüzyılın ortalarında nüfusun yüzde 80'ini öldüren salgına sebep oldu.

1576 kanamalı ateş salgını olarak da bilinen salgın, dönemin rahipleri tarafından şu sözlerle kaleme alındı: "Kasabalarda ve büyük kentlerde geniş hendekler kazıldı ve gün doğumundan gün batımına kadar rahipler ölü bedenleri taşıyıp hendeklere atmaktan başka bir şey yapmıyordu." 

Uzmanlar, kanamalı ateş görülen kişilerin dillerinin renginin siyaha döndüğünü ve ateş, bilinç kaybı ve kriz gibi belirtiler gözlemlendiğini söylüyor. Hastalığa yakalanan kişilerin idrar rengi yeşil ya da siyah, beden rengi ise sarıydı. 

Peki kanamalı ateş hastalığı neydi? Bilim insanları bu konuda kesin bir veri ortaya koyamıyor. Hastalığa yakalanan kurbanların dişlerinden alınan DNA örnekleri, hastalığa yol açan bakterinin Salmonella enterica olduğunu gösteriyor. 

9. Kuyruklu yıldız

9. Kuyruklu yıldız

1886'da gök bilimci Jose Bonilla, 3 yıl boyunca yaptığı gözlemlerin raporunu yayınladı. 12 ve 13 Ağustos tarihlerinde Güneş'e doğru toplanda 450 küçük nesne tespit eden Bonilla'nın gözlem süresi 3 saat 30 dakika kadar sürdü. Bonilla'nın gözlemlerine göre toplamda tespit edilen 3 bin 275 gizemli nesne sürekli olarak Dünya ve Güneş arasında geziniyordu.

İş arkadaşları Bonilla'nın tespitlerini saçma olarak niteledi ve o dönem yayınlanan bir dergi, Bonilla'nın gördüğü şeylerin aslında kuş olabileceğini iddia eden esprili bir tahmin ortaya attı. Bir yüzyıl sonra Bonilla'nın gözlemleri tekrar değerlendirmeye açıldı ve Bonilla'nın aslında parçalara ayrılmış ve Dünya'ya doğru yaklaşan bir milyar ton ağırlığındaki kuyruklu yıldızını tespit ettiği anlaşıldı.

Bonilla, kuyruklu yıldız parçalarını gören tek kişiydi. Bonilla'nın kuyruklu yıldız parçalarını nasıl gözlemlediğine dair bir tahmin de var. Buna göre kuyruklu yıldız parçaları gezegen yüzeyine son derece yakın konumdaysa, belli bir açıdan Güneş'e doğru yansıyor gibi görünebilirdi. Bahsi geçen uzaklığın 500 ila 8 bin km olduğu düşünülüyor. Benzer bir durumun günümüzde yaşanması halinde uydu ve iletişim sistemleri büyük zarar görebilir.

10. Laki Yanardağı patlaması

10. Laki Yanardağı patlaması

2010 yılında İzlanda'da Eyjafjallajökull Yanardağı patlamış ve Avrupa'da havacılık krizi yaşanmıştı. Fakat İzlanda'da patlayan bir yanardağ, küresel çapta bir felakete ilk kez yol açmıyordu.

8 Haziran 1783'te İzlanda'da büyük bir yanardağ patlaması oldu. BBC'ye göre o dönem İzlanda'da 50 bin kişi yaşıyordu. Nüfusun beşte biri yanardağ patlaması sebebiyle yaşamını yitirdi. Patlamanın ardından Laki Yanardağı lav püskürtmeye devam etti ve Lakagigar adı verilen kaynayan kraterleri oluşturdu. Adadaki besi hayvanlarının yarısı ve her 10 keçiden 8'i telef oldu. Patlama sonrasında hayatta kalanlar açlıktan ve kükürt zehirlenmesinden dolayı yaşamını yitirdi.

Laki Yanardağı patlamasının etkileri İzlanda ile sınırlı kalmadı. Kükürt gazı Avrupa'ya doğru ilerledi ve asit yağmurlarına sebep oldu. Birleşik Krallık'ta asit yağmurları sonucunda 20 bin kişi yaşamını yitirdi. Yanardağ tozu ve molozu Çin gibi çok uzak yerlerde bile görünüyordu. 

Instagram.com/mehmetcankmrc
twitter.com/mehmetcankmrc
YouTube.com/mehmetcankomurcu 

Bu makaleye ifade bırak