İrem Derici her erkeği kendine 10 günde aşık edebilir mi?

Bu sorunun cevabını net olarak verebileceğimizi düşünüyorum: Hayır. Fazla iddialı ve haddini aşan bir açıklama. Ama söz konusu İrem Derici olunca, pek de garip gelmiyor. Neticede iki gün önce başka bir röportajında, "Başlarım aşkına meşkine!" diyen bir kadından bahsediyoruz. Alışığız yani!..
 

İrem Derici her erkeği kendine 10 günde aşık edebilir mi?

11'inci günde ne olacak?

11'inci günde ne olacak?

Böyle bir süpergücü her kadın isterdi herhalde. Gözüne kestirdiği adamı 10 günde kendine aşık edebilmeyi yani... Tabii bu biraz da aşktan ne anladığınıza göre değişir. Bir adamı 10 günde tavlayabilirsiniz, tuzağa düşürebilirsiniz, onunla ilişki yaşayabilirsiniz, birkaç randevuya çıkabilirsiniz. Ama 11'inci günde ne olacak? Aşık etmek hakikaten mümkün mü? 
 

Aşk nedir?

Aşk nedir?

Aşk denilen mevzunun, zamanla oluşan bir duygu olmadığını, bu yazıyı okuyan bütün talihsizler bilir. Bir erkeği/kadını gördüğünüzde aşık olursunuz ya da olmazsınız. Bu işin zamanla, 1 günle, 10 günle, stratejiyle, davranış modelleriyle vs. hiçbir alakası yoktur.

Şanslıysanız karşınızdaki kişi de aynı anda aynı duyguyu hisseder, ilişki başlar, birkaç yıl sonra aşk biter ve neticede -çok şükür- astım gibi, alerji gibi, beraber yaşamanın mümkün olduğu, ara ara nükseden, kronik bir rahatsızlığa dönüşür. Geçmiş olsun, kurtuldunuz!..

Tam tersi bir durumda ise kurtulma şansınız sıfıra yakındır. Karşılıksız aşk denilen şey, bir ömür yakadan düşmeyen, kötü huylu bir tümor gibi bütün vücudunuzu sarar ve neticede hayatınızı karartır. En önemlisi de; kimse kimseye bu doğaüstü tecrübeyi zorla yaşatamaz.  
 

Akıllıca değil

Akıllıca değil

Kadınlar çok istediklerinde ve inat ettiklerinde, 'o adamı' hakikaten elde edebiliyorlar. Böyle ilişkilere defalarca kez şahit olmuş veya bizzat kendi hayatınızda deneyimlemişsinizdir. Peki ya 'kendine aşık ettirme' gibi bir kavram doğru olabilir mi? Bu minvalde baktığımızda, bir insanı çeşitli davranış modelleri ile kendine aşık ettirebileceğine inanmanın, pek de akıllıca bir düşünce olmadığını fark edebiliriz.
 

Formülü kaptınız mı?

Formülü kaptınız mı?

İrem Derici röportajının devamında, bu işi nasıl yaptığını da detaylıca anlatıyor: "Hangi müziği dinler, nerelere gider, kadında nelerden hoşlanır, burcu nedir, hepsini araştırıp ona göre davranmak lazım. Ben insanların ilişkilerde 3 ayda yaşadıklarını 1 haftaya sığdırıyorum. Kahve içmeye dünyanın bir ucuna götürüyorum mesela. O adam gitsin başka birinde bu yaşadıklarını bulabilsin bakalım, çok zor." Formülü kaptınız mı? 

Diyelim ki İrem Derici sizden çok hoşlandı...

Diyelim ki İrem Derici sizden çok hoşlandı...

Şöyle izah edeyim. Diyelim ki İrem Derici sizden çok hoşlandı. Önce bir pazar araştırması yapıyor. İlk merak ettiği şey, herhalde meslek icabı, hangi müziği dinlediğiniz... Diyelim ki Türk sanat müziğinden hoşlanıyorsunuz. Bu durumda İrem Hanım'ın tarzının çok dışında, onun için zor bir karaktersiniz demektir. Ne tür bir strateji çizeceğini ben de merak ediyorum şahsen. 

Diyelim ki en sevdiğiniz mekan, bir sokak kahvesi. Akşamları iki tavla atıp okeye dördüncü olmayı seviyorsunuz. Sanıyorum İrem Derici bu durumda Yeniköy balıkçılarında takılmaktan vazgeçmek zorunda kalacaktır... 

Bir diğer madde, kadında nelerden hoşlandığınız... Bir kadında önem verdiğiniz en önemli şey ciddiyet ise, İrem Hanım yine kaybetti. Bu durumda bütün tarzını baştan aşağı değiştirmesi gerekecektir... 

Burcunuza gelince... İrem Derici esaslı bir Koç burcu kadını olduğu için Aslan, Yay, İkizler, Terazi ve Kova burcu haricindekilerle anlaşabilmesi astrolojik olarak mümkün değil. Ama eski kocası Rıza Esendemir Boğa burcu, eski sevgilisi Lider Şahin ise Oğlak burcuydu. Anlaşılan burç uyumu onu pek ilgilendirmiyor. Her burç için özel bir çalışma stratejisi olmalı.
 

Kilit cümle: "Gel seni Paris'e kahve içmeye götüreyim"

Kilit cümle: "Gel seni Paris'e kahve içmeye götüreyim"

Bir de o efsane cümlesi var: "Kahve içmeye dünyanın bir ucuna götürüyorum mesela. O adam gitsin başka birinde bu yaşadıklarını bulabilsin bakalım, çok zor.."

Yani diyor ki, bu zenginliğe, bu lükse, şaşaaya hayır diyebilecek bir erkek yoktur! Hakikaten öyle mi? Ben öyle olmadığını -en azından- düşünmek istiyorum. 

Bu yazıyı okuyan her erkeğin, "Gel seni Paris'e kahve içmeye götüreyim" diyen her kadına 'evet' diyeceğine inanmıyorum. Aranızda bu teklife "Deli misin be kadın! Ben akşam okeye dördüncüyüm!" diye cevap verecek kimse yok mu yani?
 

Bu makaleye ifade bırak