İrem Sak neden sadece 'komedi oyuncusu' olarak anılmayı istemiyor?

İrem Sak, geçtiğimiz günlerde bir röportaj vermiş ve kariyer planlarını anlatmış. Bugüne kadar çoğunlukla komedi dizilerinde rol alan Sak, "Ben kendimi komedi oyuncusu olarak kısıtlamayı istemiyorum. Ben oyuncuyum" hatırlatması yapmış. Peki İrem Sak'ın böyle bir hatırlatma yapma gereği duyması ne anlama geliyor?

İrem Sak neden sadece 'komedi oyuncusu' olarak anılmayı istemiyor?

Mesela 'Hababam Sınıfı'...

Mesela 'Hababam Sınıfı'...

Yeşilçam'ın en akılda kalan filmlerine baktığımızda komedileri görüyoruz. En başta da 'Hababam Sınıfı' serisi geliyor elbette. Yıldızlar geçidi, ünlüler korosu şeklindeki kadronun her bir ismi ikon haline dönüştü. Ve 'Hababam Sınıfı' bir komedi serisiydi. Yeşilçam'ın da vazgeçilmezi tabii ki...

Yakın dönemde çekilen ve ciddi gişe yapan Türk filmlerine baktığımızda da komedi filmlerinin üstünlüğü net bir şekilde ortada.

'Kaliteli mizah' ve 'bakkal mizah'

'Kaliteli mizah' ve 'bakkal mizah'

'Recep İvedik' serisinin gişede yakaladığı büyük başarı sayesinde birçok yapımcı komedi filmlerine yönelmişti. Nicel başarı hedefinde koşan yönetmenler, yapımcılar, senaristler ve oyuncular 'kalite'den ziyade 'hasılat' derdine düşmüştü.

Ne oldu peki sonunda? 'Kaliteli mizah' ile 'bakkal mizah' ayrımı yapılmaya başlandı.

Durum komedisinden, 'ekip ruhu' komedisinden ziyade karakter komedisine geçiş yapıldı. Yani işin kolayına kaçıldı. Ortalık karikatürize karakterlerin hikâyesini anlatan envaiçeşit Türk komedi filmleriyle doldu, taştı...

Nuri Bilge Ceylan ya da Gülse Birsel de olmasa...

Nuri Bilge Ceylan ya da Gülse Birsel de olmasa...

Drama dizilerinin senaryodaki tıkanıklığı ile komedi dizilerindeki yaratıcılık problemi gerek Türk dizilerinin gerekse Türk filmlerinin en büyük problemi olarak ortaya çıktı.

Tabii bu olumsuz tabloya rağmen Nuri Bilge Ceylan gibi uluslararası çapta büyük başarılar kazanan bir yönetmenlerle, Gülse Birsel gibi nicel başarı kadar kaliteli mizah derdinde olan senaristlerle de karşılaştık.

Zaten onlar da olmasaydı muhtemelen Türk yapımı işleri burun kıvırmaya başlayacaktık...

İki dakikalık kavga neden yarım saat sürüyor?

İki dakikalık kavga neden yarım saat sürüyor?

Ancak drama dizilerinin klişelerden beslenmesi, sakız gibi uzaması gibi problemler seyircinin gözünde büyük bir problem oluşturmadı.

"Reklam geliri yüzünden dizi süreleri uzun olmak zorunda, e o yüzden iki karakterin kavga sahnesi iki dakika süreceğine yarım saat sürüyor" gibi bir 'halden anlama' safhasına geçildi. Seyirci hak verdi. Empati kurdu drama dizilerinin senaristleriyle.

Komedide ise böyle bir şeyden bahsedemiyoruz tabii ki. Vasat komedilerde oynayan isimler, fazlaca cıvık bulunan o işlere emek veren, para kazanma derdine düşen isimler olarak algılandı.

'Komedi oyuncusu' olmak artık ne kadar havalı?

'Komedi oyuncusu' olmak artık ne kadar havalı?

Komedilerin kalitesizliği, dramaların vasatlığından daha çok tepki çekip eleştiri toplayınca oyuncular da nasibini aldı bu durumdan tabii ki.

Karikatürize karakterleri canlandıran oyuncuların 'güldürme çabası' ters tepti. 'Komedi oyuncusu' olmak o kadar da havalı bir şey olmaktan çıktı.

Genele hitap etmek ve para, şöhret kazanmak uğruna gösterilen her efor daha da antipatik bulundu. Herhangi bir 'sulu komedi' yapımında rol alan isimler farkında olmadan markalarına zarar verdi aslında.

"Kendimi kısıtlamak istemiyorum"

"Kendimi kısıtlamak istemiyorum"

İrem Sak'ın geçtiğimiz günlerde verdiği bir röportajda "Kendimi komedi oyuncusu olarak kısıtlamayı istemiyorum. Ben oyuncuyum" demesi bence bu durumu da özetliyor açıkçası.

Evet, İrem Sak kendi adına konuşmuş. İrem Sak, sadece komedi yapımlarında rol alan bir aktris değil aynı zamanda dramaların da vazgeçilmezi olabileceğini eşe, dosta, düşmana duyurmuş.

"Drama senaryosu atın üstüme gencolar!" isyanında bile olabilir. Haklı. Bu komedi/drama ayrışması en çok onun gibi komedilerle adını duyuran isimlere zarar veriyor.

Komedilerdeki senaryo sıkıntısı

Komedilerdeki senaryo sıkıntısı

Ve ben de tam olarak bu yüzden komedi yapımlarının, Recep İvedik'in gişe başarısından sonra oyuncular için bıçak sırtı bir kategori olduğunu düşünüyorum.

'Yalan Dünya' gibi bir Gülse Birsel şaheserinde oynayan İrem Sak'ın suçu ne? Hakkını vererek canlandırmıştı Tülay karakterini. Bütün Türkiye onu ve Gupse Özay'ı 'Yalan Dünya' ile tanımış, sevmiş, benimsemişti.

Ama 'Tülay'ın üzerine çıkması gerekiyor Sak'ın. 'Komedi yapımlarında rol alan kadın oyuncu' olmaktan çıkması lazım. Çünkü Türk yapımı komediler -Jet Sosyete gibi istisnalar haricinde- ne yazık ki oldukça vasat senaryolara sahip.

120 dakikalık komedi olur mu?

120 dakikalık komedi olur mu?

Hadi diyelim sinemada komedi dalında 'Recep İvedik' sendromu yaşanıyor, peki ya komedi dizileri? Geçtiğimiz günlerde Gülse Birsel, televizyonda 120 dakikalık komedi çekmekten vazgeçtiğini duyurmuştu. Gülse Birsel yerden göğe haklıydı.

Türk komedi dizilerinin 'acıklı' durumunun en önemli açıklaması süreyle alakalı.

120 dakikalık bir dramadaki senaryo boşluklarını 'ağır çekim' hileleriyle, bir kapının 5 dakikada açılmasıyla filan öteleyebilirsiniz.

Baştan sona dinamik olması lazım

Baştan sona dinamik olması lazım

Ama komedi öyle değil ki... Dinamik olması lazım. Karakterlerin çatışmasından beslenmesi lazım. Dolu dolu bir senaryo gerektiriyor. Bir de üstünde süre 120 dakika olunca, ohooo! İş çok zor.

Gülse Birsel gibi çalışkan, azimli bir isim bile yıllarca sabrettikten sonra "Ama yeter!" resti çekebiliyor.

Kalemi Gülse Birsel kadar kuvvetli olmayan senaristler ne yapsın peki? Kısıtlı yaratıcılıklarının üzerine teknik sıkıntı eklenince vasatlıklardan vasatlık beğeniyorlar haliyle kendilerine.

En azından 'Yeşilçam standartı' olsun...

En azından 'Yeşilçam standartı' olsun...

İrem Sak'ın "Beni kategorize etmeyin!" isyanının altında sadece bireysel tercihler değil, komedimizin geldiği durumdan duyulan sıkıntıların da olduğunu düşünüyorum.

Eminim komediye yeteneği olan çok isim benzer isyanlarda. Belki 'iş bulma sıkıntısı yaşarım' diye belki de herhangi bir sivri açıklamayla anılmak istemediklerinden gerek şahsi gerek sektörel bazda çektiği sıkıntıları dile getirmiyor olabilirler.

Ama bu suskunluk, ortada bir problemin olmadığı anlamına da gelmiyor. Herkes payına düşeni yapsa, probleme ufak ufak dikkat çekilse komedide özlediğimiz kaliteyi, en azından Yeşilçam standartını neden görmeyelim ki?

 

can.sisman@milliyet.com.tr

Bu makaleye ifade bırak