Pazar

24.05.2008 - 19:54

Farklı bir 19 Mayıs hayali

30 yıl önce bir lise öğrencisi olarak katıldığım 19 Mayıs’ların geçen hafta hâlâ aynı sıkıcı şablonla “kutlandığını” görünce, gelecek yıl için şimdiden bir davetiye yazmak istedim: “90’ıncı yıl için farklı bir kutlama hazırlayamaz mıyız?”

Sitene Ekle

İlk ve son kez lise son sınıftayken katılmıştım 19 Mayıs gösterilerine... Seçildiğim için çok sevinçliydim çünkü tam da bahar sınıf penceresine abanmışken derslerden yırtmak için eşsiz bir bahaneye kavuşmuştum.
Haftalarca okulda, beden eğitimi hocasıyla “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” düsturuyla çalıştıktan sonra birkaç gün de Hipodrom’da bütün okullarla birlikte genel prova yapmış, o arada harika arkadaşlar bulmuştuk.
Unutamadığım sahne şudur:
Elimizde sopalar, dilimizde marşlarla şeref tribünü önünden geçerken, dönemin modasına uygun olarak sağcı olanlarımız sağ kollarını, solcu olanlarımız da sol kollarını kaldırarak selamlamıştı devlet zevatını...
70’lerin final gösterisiydi bu...
Sonra o sopaları o “sağlam kafa”larda kırdılar zaten...

Kopya sayfalar
Devirler değişti, tribündeki zevat tarih oldu, gençler yaşlandı ama 19 Mayıs’ların köhne tören düzeni hiç değişmedi. Çimler üstünde dans eden kızların etek boyları ara sıra uzayıp kısalsa da ne çalan parçalar ne yapılan danslar ne üst üste çıkılıp kurulan gençten kuleler ne de tribünde yan yana dizilip oluşturulan pano resimler değişti.
Gençlik adına yapılan konuşmaların hamaseti, devlet adına verilen cevapların resmiyeti hiç eksilmedi.
Gençlerin gün içinde bayram ettiği bir şey değildi 19 Mayıs; devletin gençlerin bayramının içine ettiği bir gündü sanki...
Bir gün birileri son 50 yılın 20 Mayıs tarihli gazetelerinin birinci sayfalarını yan yana getirmeyi denerse, bu sıkıcılığın nasıl yeknesat manşetler yarattığını görebilir. O sayfalar kimi zaman evvelki senelerden kopya çekilir; alımlı bir Atatürk resmi, beylik bir söz ve dans eden birkaç kızla beslenir. Üstüne protokol sıralarından bir fotoğraf eklenir. 19 Mayıs böyle geçiştirilir. 

90’ıncı bayram için çağrı
Bayramın adı bir süredir “Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” biliyorsunuz.
Atatürk’ü ne kadar anabildiğimiz, gençleri ne kadar mutlu edebildiğimiz, ne kadar spor yapabildiğimiz ortada...
Geçen haftaki 19 Mayıs törenlerinde, benim 30 yıl önceki törenimin aynısına tanık olunca “Farklı bir 19 Mayıs mümkün değil mi?”sorusu her zamankinden çok kurcaladı beynimi...
Seneye 90’ıncı bayram olacak.
Bir yıl önceden sormak istiyorum: 
Hiç olmazsa o bayramı gençlere veremez miyiz?
Bugünden başlayıp 90’ıncı 19 Mayıs için “adet yerini bulsun”dan farklı bir bayram düşünemez miyiz?

Neler yapılabilir?
Bu bayram ille de stadyumlara tıkılmak zorunda mıdır? Sokağa taşamaz mı? İnsanlarla kucaklaşamaz mı?
Samsun limanında yatmakta olan, birebir inşa edilmiş “Bandırma Vapuru”, içinde sürprizlerle ülkenin kıyılarını dolaşamaz mı?
O vapurun ilk yolcularının aileleri buluşturulup gençlerin onlarla sohbet etmesi sağlanamaz mı?
O vapurla başlayan yolculuğun devamı boyunca Sivas’tan Erzurum’a oradan Ankara’ya uzanan tarih turları düzenlenemez mi?
Gençler, devlet ricalinin iftihar edeceği kas ve vücutlar olmaktan kurtarılıp içinde yaşadıkları ülkenin keyfini çıkaran delikanlılar olarak görülemez mi?
O gün için gençlere uçak, otobüs seferleri, sinemalar, tiyatrolar, müzeler, sergi salonları bedava hale getirilemez mi?
Kendi festivallerini düzenlemelerinin yolu açılamaz mı?
Dev açık hava konserlerinde marşların yerini şarkılar alamaz mı?
Parklar, bahçeler, meydanlar hiç olmazsa o gün için yetenekli gençlere bırakılıp tiyatro oyunları, konserler, sergiler düzenlenemez mi?
Gençlerin kısa filmleri gün boyu televizyonlarda, sinemalarda gösterilemez mi?
Gerçekten uluslararası ağırlığı olan bir spor etkinliği organize edilemez mi?
Partilerin gençlik kolları, liderlerini en iyi alkışlayan gençlerin örgütleri olmaktan çıkıp alternatif gelecek vizyonlarını sergileyemez mi?
En önemlisi, 23 Nisan’da yapılan bir uygulama daha kalıcı hale getirilerek, o günden başlayarak karar verici koltukların gençlere bırakılması uygulamasına başlanamaz mı? Bunu yapanlar ödüllendirilemez mi?

90’ında genç kalmak
Türkiye’nin potansiyeli düşünüldüğünde 90’ıncı yılı böylesine gerçek bir bayrama dönüştürmek hayal değil...
Gençliğin bu köhne bendi yıkmasına destek verecek olanlar çıkacaktır.
90 yaşına gelmiş bir gençlik bayramının kendini yeniden genç hissedebilmesinin tek yolu da budur.

GENÇ SİVİLLERİN BİLDİRİSİ

“19 Mayıs’ı gençlere verin!”

Burada özellikle “Genç Siviller” hareketinden  (http://www.gencsiviller.net/) söz etmek isterim.
“Genç siviller rahatsız” sloganıyla yürek ferahlatan bir grup genç, 2000’den bu yana “alternatif 19 Mayıs bayramı” kutluyor. Daha önce Van’da, Rize’de, Konya’da yapılan kutlamaların adresi bu yıl Diyarbakır’dı.
Yola çıkarken yazdıkları “19 Mayıs’ları Stadyumlardan Kurtaralım” başlıklı bildiri ise tam bir sivil manifesto niteliğindeydi.
İşte o bildiri:
“İlgililerin Dikkatine,
19 Mayıslar taşıdığı anlamdan çok uzak olarak gençliğe heyecan vermeyen, aksine zaman ve kaynak israfına yol açan rahatsızlık verici etkinliklerle kutlanmaktadır.
Milli bayramlarda stadyumlara gençleri doldurarak, onların çokluğu, çevikliği, disiplinleri, birliktelikleri ile dünyaya ne kadar güçlü olduğunu gösterdiğini düşünen otoriter devlet zihniyetinin yansıması olan bu tören biçimi, demokratikleşen modern Türkiye’de artık terk edilmelidir.
Bayramın adında gençlik ve spor kelimelerinin birlikte anılması, gençlere biçilen rolü göstermesi açısından anlamlıdır. Gençlik, kas ve sporla eşitlenmekte, gençler rejim ve devlet için kasları ve çevikliği ile düşmanlarını korkutacak hazır kıtalar olarak düşünülmektedir.
Gençler kendilerine adanmış bu bayrama bir aylarını yoklama tehditleriyle, derslerini aksatarak, öğretmenlerinin bağırış çağırışları eşliğinde toz toprak içinde hazırlanmaktadır.
Gençler kendilerinin olduğu söylenen bayramın organizasyonunda, gösterilerin hazırlanışında hiçbir söz hakkına sahip değildir. Zaten bütün tören de protokol tribününe doğrudur ve tören boyunca en çok onlar eğlenirler. Ama bu törenlerin, gençler için can sıkıcı olduğu gerçeğini, anlamsız spor hareketleri yapılırken fonda çalınan Tarkan bile değiştiremez.
Gençler kutlamaların nesnesi, hatta kuru kalabalıklarıdır. Askerler gibi düzenli yürüyemedikleri için azarlanırlar. Kaldırdıkları panolarda ne yazdığını bilmezler. Yaptıkları hareketlerin koreografisi onlara söylenmez. Bedenleriyle yazdıkları hamaset dolu yazıları görmezler.
19 Mayıs stadyum törenlerinde bir gencin anlamı, bazen çimenlere yazılan bir sloganın harflerinden birinin küçük bir parçası olmaktır, bazen ise yıllardır söylenmekten aşınmış marşları söyleyen seslerden yalnızca biri olmak... Bu törenlerin ruhunda tek başına bir gencin hiçbir anlamı yoktur.
Gençlik, aynı kıyafetleri giymiş, aynı anda hareket eden, gür seslerle marşlar söyleyen bir kalabalığın adıdır. Gençlik, kıyafetleri ile tektipleştirilmiş ve düzenli yürüyüşleriyle disipline edilmiş hazır kıtalardır.
Ama unutulmaktadır ki gençlik, insan hayatının böyle kalıpların içine sokulamayacak, en dinamik, en devrimci ve en cesur dönemidir. Yakın tarihimiz göstermiştir ki; bu kalıpların içine sokulmaya çalışan gençlik ya tamamen depolitize olmuştur ya da şiddete tapacak ölçüde marjinalleşmiştir.
İşte bu nedenlerden dolayı Atatürk’ün Türkiye gençliğine hediye ettiği 19 Mayısların kutlanış şeklinin tamamen değiştirilmesini, birçok gencin gönülsüz olarak katıldığı modası geçmiş, hamaset dolu, militarize, stadyum gösterilerinin ve geçit törenlerinin sona erdirilmesini talep ediyoruz.
Bunların yerine 19 Mayıslarda gençlerin içeriğini kendilerinin belirleyeceği etkinlikler yapabilmelerine imkan verilmelidir. Her ilde kurulacak gençlik komiteleri kendi organizasyonlarını kendileri gerçekleştirmelidir. Gençler 19 Mayısların yeniden öznesi olmalıdır. 19 Mayıslar bahar şenlikleri havasında gençlerin yaratıcılıklarını ortaya koyabilecekleri gerçek bir gençlik bayramı şeklinde kutlanmalıdır.”

Truva atı hangi ilde bulunmaktadır?
©Copyright 2008 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.