Cafe

04.11.2008 - 20:52

Eşin cep telefonunu karıştırmak gerçekten çok mu normal?

Sitene Ekle
Aklımın Köşesi  |  Nilay Örnek nornek@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Milan Kundera’nın muhteşem eseri “Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği”, okuyucusunun beyninde onlarca farklı düşünce maddesi açar.
Aynı adlı film, pek çok Türk izleyicisinin aklına melon şapkalı Sabrina’nın erotik görüntüleriyle kazınsa da kitap kadın erkek ilişkilerine dair etkileyici gözlemler içerir.
Okuyalı yıllar olmasına rağmen aklımda kalan noktalardan biriyse Tereza’nın annesiyle ilişkisidir. Tereza, banyo yaparken bile yalnız bırakılmadığı, annesinin ona bile karıştığı bir evin kızıdır ve bu, onun hayatını bir ömür boyu ‘ağırlaştırır’.
Oysa kitabı okuyan bir Türk, buradaki ironiyi hemen anlamayabilir.
Çünkü bizim hayatlarımız zaten böyledir.
İngilizler yeni çağda, bankadaki, işyerlerindeki, sokak ve marketlerdeki kameralarla an be an izleniyor, ‘big brother’ı enselerinde hissediyor olabilir.
Ama bizim kültürümüz çoktan beri herkesin birbirini izlemesini ve de ‘her şeye karışacak’ kadar samimi olmasını uygun görür. 

Hayatı ağırlaştıran şeyler...
‘Siz’ denilmesi gereken yerde, yüz binlerce kere ‘sen’ denir. Herkes herkesin işine, ilişkisine burnunu sokar.
3 aylık bir arkadaş, 3 yıllık eşinden boşanmana karar verir ve utanmadan bunu şakır şakır dile getirir.
Biri herkesin içinde “Niye evlenmiyorsun?” diye sorabilir, soruya maruz kalanın “Sana ne?” demesi ise çok nadirdir! Oysa “Maaşın ne kadar?”, “Niye kız arkadaşın yok?”, “Kaç kilosun?” gibi pek çok sorunun yanıtı “Sana ne?” cevabını gerektirir.
Bu gereksiz samimiyet ve sınır konulmayan durumlar ‘ağırlaştırır’ hayatımızı.
Bunun içindir ABD’de, Avrupa’nın pek çok ülkesinde uygulanan ‘ev arkadaşlığı’, ülkemizde işlemez, çünkü kimse sınırını bilmez, bilse de iplemez!

Başkasının mesajını okumak zevli de olsa
Böyle toplumlarda birinin, başkasının cep telefonu ya da e-mail mesajlarını okuması normal sayılabilir.
Sanırım bunun için Demet Akalın’ın bilmem kaç yıllık kocası/eski kocası/ sevgilisi Oğuz Kayhan’ın cep telefonu mesajlarını okuması pek çok kişiye ‘normal’ geldi.
Kimi “Aferin” dedi. Kimi de kadınlara “erkeklerin görüşmelerini izleme”, erkeklere de “cep telefonuyla yürüyüp izini belli etmeme” taktikleri verdi.
“Kişisel özgürlüğün ihlali” eminim ki pek çok kişi için “AB kriteri” gibi soğuk ve anlamsız 3 kelime.
Ama bilin ki mesajcı eşiniz bile olsa, onun ‘alanına girmek’ terbiyesizlik sınırları içinde.
(Bu arada Akalın “Zaten hiç mutlu olmamıştım” diyerek yiğidi öldürürken hakkını da yemiyor mu? İlişkisini sadece sonuyla değerlendirirken kendisine yeni bir yaz şarkısının yolunu yapmıyor mu?)


Sade Vatandaş Süslü Bayülgen
Okan Bayülgen şimdilerde, tüm günahlarını affettirecek bir program yapıyor: Sade Vatandaş.
NTV’de hafta içi her gün (cuma geceleri en iyilerden bir derleme yapılıyor) ekrana gelen program o kadar ‘düzgün’, o kadar ‘başarılı’ ve ‘yerinde’ ki her sabah işe şiş gözlerle gelmeme neden oluyor. Çünkü Bayülgen bir kez daha ‘gece kuşu’, programı da 11.30’da başlıyor!
Bir kere Sade Vatandaş, en fazla tartışılacak konuları tam da gününde yakalıyor. Asıl başarı ise NTV ekibinin konuk seçiminden geliyor.
Popüler olan değil ‘bilen’, ekranda ‘daha güzel görünen değil’ konuyu derinlemesine araştırmış olanlar ‘Sade Vatandaş’ın derdine derman olmaya çalışıyor. 

Biraz da uzman konuşsa
Ama ilginçtir ki programın tek kusuru, programın başarısını sağlayan Bayülgen’in ta kendisi!
Okan Bayülgen’in tarzına artık alıştık. Kafasında çeşitli tezler var ve ne tür program yaparsa yapsın konuklarına o tezleri “onaylatmayı” görev ediniyor.
Sade Vatandaş’ta konu hakkındaki engin bilgisini (kinaye yapmıyorum) ya da tezini ortaya koymak için o kadar çok konuşuyor ki, kimi zaman ilk kez gördüğümüz ve birkaç cümlesine hayran kalıp gerisini merak ettiğimiz konuklar “Evet, haklısınız, tabii” der durumunda kalıyor.
Programı bir filmin reklam arasında açtığımda sadece Bayülgen’in “dersini” izleyip filme döndüğüm bile oluyor.
Pazartesi akşamı konuğu Reha Muhtar bir ara delirdi ve “Konuşturmayacaksanız  gideyim” dedi... Oysa bilse, ‘Mustafa’nın tartışıldığı program, en dengelisiydi!
Bayülgen biraz daha az konuşsa, bir de, arada konukların ad ve unvanları hatırlatılsa tam güzel olacak!

©Copyright 2008 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.