Cafe

08.06.2008 - 20:24

Ünlü oyuncular çocukların öğretmeni oldu

Sitene Ekle
Aklımın Köşesi  |  Nilay Örnek nornek@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »


Bir grup çocuk benim için halay çekti. Kızlar “Sizi öpebilir miyiz?” diyerek sıraya girdi. Andy Warhol’un “Bir gün herkes 15 dakikalığına meşhur olacak sözü” belki de bugün içindi; onlarca çocuk benden imza istedi...
Geçtiğimiz çarşamba Diyarbakır’daydım. Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın (TEGV) “Kariyer Yolculuğuma Başlıyorum” adlı programı kapsamında çocuklara gazeteciliği anlattım.
Çocuklar “cin gibiydi”; muhteşem sorular sordular. 1 saatlik toplantımız, 2 saate uzadı. 20 yaşındaki birçok kişi mesleğini seçememişken, TEGV çocukları bu program sayesinde 12-13 yaşında ne istediklerini biliyorlar.  Hayran oldum.
Benden önce de Mehmet Ali Alabora, Van’da “oyuncu olmayı” anlatmış. 11 ilde, 11 meslek tanıtılmış. (Bu arada Alabora ‘cep’ kullanmıyormuş zaten hiçbir zaman bir cep telefonu olmamış!)  

İstanbul’daki çocuklarda yok!
Diyarbakır Bağlar Eğitim Parkı kalabalık.  Bir köşede çocuklar satranç oynuyor, bir yerde toprak heykeller yapıp onları fırında pişiriyor, diğer yanda pinpon, futbol, sek sek ve lastik oynuyorlar.
Çocukların bir kısmı “okuma adasında”.  Çevrede hazine sandıkları, korsan dekorları. Ancak maalesef birçok kişi böyle birimlere kurtulmak istediği eski ansiklopedileri ya da çocukların hiç okumayacağı kitapları gönderiyor. Bu arada çocuklar şu günlerde en çok “Kumkurdu” serisinin yazarı Asa Lind’i okuyor.
İki sınıf geç yaşta okuma öğrenen kadınlara ayrılmış. Sınıflara giriyoruz, birinde hummalı bir çalışma, diğerinde ise “çay-kek-börek partisi” var. 

Binbir Gece’nin sabahı Van’a...
Eğitim parkının yöneticisi Ayşen Sema Tekin, eğitimli, zeki, güçlü, modern bir Anadolu kadını. Odası tiyatro dekorlarıyla dolu; “Cumartesi gösterimiz var” diyor. “Okuyorum Oynuyorum” etkinliğine katılan çocuklar Dolunay Soysert ile aylarca çalışmışlar, sokak tiyatrosu yapacaklar.
Biz havaalanındayken Halit Ergenç de Van’a gidiyordu aynı proje için. Hem de Binbir Gece’nin canlı çekiminin ertesi sabahı olmasına ve tahminen 2-3 saat uyumasına rağmen.
Sinan Tuzcu, Ezgi Mola, Serkan Altunorak,  Melisa Sözen, Feride Çetin, Rıza Kocaoğlu, Güven Kıraç, Beste Bereket, Bergüzar Korel ve Ceyda Düvenci de çocuklara öğretmenlik yaptı. Bir grup gösteri bu hafta sonu sergilendi. Bir kısmı bu hafta içinde çeşitli illerde perdesini açacak.

Taksici Cemal ile Diyarbakır
Eğitim Parkı’ndaki yarım günün ardından bize Taksici Cemal bulundu. Cemal Bey, bizi Sur İçi’ne, Dicle’ye, gizli mahzenlere, alışveriş için Hasanpaşa’ya, Gazi Köşkü ve daha pek çok yere götürdü. Tarih, güncel gelişmeler, efsaneler hatta türküler hakkında bile bilgi verdi.
En küçük dairesi 200 metrekare olan dev apartmanların, şerbet satanların, ciğer tava yapanların arasından geçip Özler Et Lokantası’na gittik. Gavurdağı salatası, patlıcan ezmesi, içli köfte her biri 0,50 YTL. Nasıl da lezzetli... Etler harika, tasta soğuk ayran ve künefe de cabası. Hesapla birlikte bize  “tek kullanımlık, macunlu diş fırçası veriliyor.”
3 kişiyiz; 4 saatlik tur rehberliği için Taksici Cemal’e 40 YTL verip Mardin turunda buluşmak üzere ayrılıyoruz... Bu arada TEGV’in başka etkinliği var mı?
Ben gönüllüyüm de:)

Bir kişiye göğüs büyütücü hediye!
Geçenlerde farklı bir heyecan yaşadık yazı işlerinde. Bana bir paket geldi, içinden 3 şey çıktı: Saç dökülmeyi önleyici, çatlak giderici ve de “göğüs büyütücü”... Dışarıdan nasıl bir imajım var? Soldaki fotoğrafı acilen değiştirmeli miyim?
ActiBreast marka göğüs büyütücü burada büyük ilgi gördü; kutunun içinde “Yağ dolgusu, vücutta hacim kazandırılmak istenen bölgelere yağ takviyesini amaçlar. Bitkisel hormon içermeyen ürün, göğüs hacminde %8.4’e kadar büyüme sağlar” yazıyordu.
Biri “Doğruysa bu bir devrim” dedi, bir diğeri “belden aşağı” esprilere geçti. Sonuçta biri bunu denemeliydi! İşte teklif: “Ben kremi denerim. Adımı saklı tutarsanız, sonucu da söylerim” diyen okuyucu varsa kremi ona göndereceğim. Ama bilim adına!

Biz neyin ‘Bedel’ini ödüyoruz?
Geçtiğimiz haftaya, gazete ve dergilere bakıyorum... Fersah fersah Tuğba Özay. Anlamıyorum, tekrar tekrar soruyorum “Ben bir şey mi kaçırdım? Her şeyi ben yanlış mı anladım?” Özay sürekli “Şöhretin ve aşkın bedelini ödedim” diyor; “Erkek parasını yemedim ondan oldu” buyuruyor. Ne yani ondan başkası hiç mi âşık olmadı? Biz erkek parası mı yedik de onun deyimiyle “mapushaneye” düşmedik? Özay tribünlere oynamayı iyi biliyor. Kitabında da aile, çıplaklık, sevgi, arkadaşlık, ünlüler, dedikodu, medya, entrika, sağ, sol... Her telden var gibi. Ama yanıt başka başka verildikçe asıl soruyu unutuyor insan. Tuğba Hanım gerçekten niye hapse girdi? 

©Copyright 2008 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.