Cafe

11.11.2008 - 18:03

‘Çocuklarla gidilebilecek yerler atlası’na büyük ilgi

Sitene Ekle
Aklımın Köşesi  |  Nilay Örnek nornek@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Pazartesi günü yayımlanan yazımda dört tarafı genç annelerle çevrilmiş bir kızın hezeyanlarını esprili bir dille anlatmaya çalışmıştım. En yakın gezme-tozma arkadaşlarını bebek bezlerine, doğar doğmaz girilen özel okul sıralarına kurban eden bir kızın elinden çıkan yazıda bu konuda yazılabilecek birkaç kitabın da önerisi yapılıyordu.
Doğrusu ben gır gır geçiyordum. Ama “Çocuklarla gidilebilecek park, bahçe ve lokantalar atlası” fikrim ‘accayip’ ilgi görmüş durumda.
Bu konuda aldığım birkaç “Süper öneriler var” diyen telefonun ardından e-maillerimi açtığımda bazı okuyucuların “lokantalara yıldız verip” bana yollamış olduğunu bile gördüm:  “X restoranına çocukla gittin mi garsonlar ters davranıyor, Y mekânında tuvaletler çocuklara hiç uygun değil, Z lokantasında çocuk mönüsü bile var.”
Çocuklara indirim yapan mekânlar, çocuklarla gidilecek en iyi sinema salonları…
Yeşilköy’deki Röne Park, Fenerbahçe Parkı ile Bebek Parkı da çocuklarla kolayca gidilebilecek keyifli parklar sıralamasında ilk 3’te… 

Hepsi listelerimde var artık!
Pazartesi de demiştim, şimdi iyice kesinleşti: Ya doğuracağım, ya aşırı annelik bilgisi zehirlenmesinden öleceğim, ya da kafayı buna kırıp bu işten kitap yazma gibi yollarla para kazanacağım!
Ama benden önce para kazanmak isteyenler varsa, şimdilik turistler için hazırlanan haritalara benzer küçük ‘Çocuklu İstanbul’ haritaları hiç de fena olmaz hani…




Bu yılı “The Fall”u izlemeden bitirmeyin
Bazı filmler var ki gerçekten anlatılmıyor, anlatılamıyor; izlemek izlettirmek gerekiyor.
“The Fall” da böyle filmlerden biri, hatta en birincisi…
İki ‘düşüş’ ile hayatları keşişen, 5 yaşındaki Alexandria (Romanyalı Catinca Untaru) ile Roy’un (Pushing Daisies’in de yıldızı olan Lee Pace) hikâyesi anlatılan…
Kırıkları yüzünden yatağa çivilenmiş Roy’un kendi hayalkırıklıkları, nefreti ve sevgisiyle beslenen bir öyküyü Alexandria’ya bir masal gibi anlatmasıyla başlıyor film…
Ama ne hikâyenin gerisini, ne o masalı, ne de o görsel şöleni anlatabilmek mümkün. Dali’nin tabloları bir araya gelmiş, en güzel renkler, en saf duygular, en harika rüyalar birleştirilmiş sanki…
David Fincher ve Spike Jonze‘nin finanse ettiği filmin yönetmeni aslında klip ve reklam filmleri yöneten Tarsem Singh. Tarsem  filmi 4 yılda, dünyanın dörtbir yanında 18 ülkede çekmiş.
2006 yapımı film, Türkiye’de sadece İstanbul Film Festivali’nde görücüye çıktı.
Gösterime girecek mi o da bilinmez. “Eternal Sunshine of the Spotless Mind” gibi bir filmin bile “Sil Baştan” adıyla ne kadar geç gösterildiğini düşünürsek, “The Fall”un da aynı muamelesi görmesi olası.
Ancak DVD’si ABD’de geçtiğimiz ay piyasaya çıkan film, ‘buralarda’ şimdiden efsane olmuş durumda, korsan satışlarda ilk 3’te…
The Fall muhteşem görüntüleri, kimi zaman güldüren kimi zaman duygulandıran işleyişi, oyuncularının başarısı –küçük kıza bayılacaksınız-, müzikleri, kostümleri ve daha pek çok öğesiyle bir başyapıt. İzleyin, bana teşekkür edeceksiniz.

Beyoğlu Hayal ‘ikiliyor’
Bir dönem benim de DJ’lik yaptığım efsanevi Beyoğlu Hayal’in  bir kardeşi oluyor! İkinci Beyoğlu Hayal, 1 ay içinde eskiden Dulcinea’nın olduğu yerde açılıyor. Canlı müzik yapan gruplarıyla ünlü Hayal’in ‘kardeşinde’ ağırlıklı olarak DJ’ler müzik yapacak, yemek servisi de olacak!
Bu arada Beyoğlu Hayal’in ‘kuzeni’ diyebileceğimiz bir mekân da yaklaşık 2 aydır Asmalımescit’te. ‘Hayal’cilerden Taylan Yalçın’ın işlettiği Cuba Bar, Latin müzikleri, Küba yemek, içki ve danslarıyla  çok keyifli ve lezzetli…

©Copyright 2008 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.