'10 liraya bilet satarım': Sinema sektöründe neler oluyor?

Cem Yılmaz ve kendisiyle aynı görüşte olan film yapımcıları ile sinema salonu zincirlerinin sert argümanlarla dolu tartışması alevlendi. Tartışmanın tam ortasında yer alan ve esas aktörü olan izleyicilerin tavrı ise, endüstrinin gidişatını belirleyecek. 

'10 liraya bilet satarım': Sinema sektöründe neler oluyor?

Sinema, salondan taşıyor

Sinema, salondan taşıyor

100 yıldan uzun süredir hayatımızda olan sinema, artık salonlardan taşıyor. Entelektüel anlamda bizi beslemekle kalmayıp, '7. sanat' olmanın verdiği hareket alanını ve popülerliğin verdiği gücü de yanına alarak, herhangi bir sanat dalının kolaylıkla erişemeyeceği kitlelere ulaşıyor.

Sinemaya gitmeseniz de, bir televizyon dizisi izleyerek ya da dublajlı üçüncü sınıf Hollywood filmlerini televizyondan izleyerek de aslında 'filme gitmiş' oluyorsunuz.

Hayata bu derece entegre olmuş bir iletişim mefhumu hakkındaki tüm tartışma ve çalışmalar da doğrudan izleyiciyi etkiliyor böylece.

Gelişen teknoloji, izleme deneyimlerini nasıl etkiliyorsa, salonların politikaları ve yapımcıların aldığı karar da izleyiciyi bir o kadar etkiliyor. 

Mısırlı bilet tartışması büyüdü

Mısırlı bilet tartışması büyüdü

Bir sinema salonu zincirinin yaptığı 'kampanyalı bilet' satışlarının merkeze oturduğu yeni ve daha önce yapılmamış bir tartışmanın göbeğindeyiz şu sıra.

İzleyici bilet fiyatlarının pahalı olduğunu düşünüyor, belli başlı ve Cem Yılmaz gibi öne çıkan yapımcılar, patlamış mısır faktörüyle artan bilet fiyatlarının gelirlerini baltaladığını ifade ediyor, salon zinciri ise "Biz bunu alt tarafı 1 yıldır yapıyoruz, başka dertleri olmalı herkesin" diyor.

Gelir sabit, kitle büyük

Gelir sabit, kitle büyük

Türkiye'de sinemaya giden büyük bir kitle var. 80 milyon kadar nüfusa sahip bir ülkede böyle bir kitle olması şaşırtıcı değil. Bunun yanında 'Cem Yılmaz izleyicisi' ya da 'arthouse izleyicisi' gibi belli stereotiplerinin de bulunduğu bir pazardan bahsediyoruz.

Herkese yetecek kadar izleyici var fakat yapımcılara göre izleyici taleplerinin kendilerine dönüşü uzun zamandır aynı. Gelirlerde artan bir grafikten bahsetmek, onlara göre mümkün değil.

Yapımcıların derdi ne?

Yapımcıların derdi ne?

Bu konuda sesini en gür çıkaran isimlerden biri olan Cem Yılmaz'ın ve diğer yapımcıların derdi, 5 yıl kadar bir süredir, filmlerini izleyen kişi sayısı artsa da gelirlerinin kısıtlı olması ve bilet fiyatlarının yüksekliğinin buna neden olması...

Yapımcılar, 'kampanyalı bilet' mantığıyla fiyatlara eklemlenen ve bu nedenle izleyicinin harcamasını yükselten patlamış mısır gibi ekstralardan rahatsız.

Salon sahibi ne diyor?

Salon sahibi ne diyor?

Bahsi geçen salon işletmecesine göre ise, kendileri pastanın 'taş çatlasın' yüzde 40 kadarının sahibi. Esasen onların dışında kalan yüzde 60 civarındaki küçük ve orta boy salon işletmecilerine bakılmalı. Fakat tek bir işletmecinin elinde pazarın yüzde 40 kadarlık kısmının bulunması, tartışmaya açık bir konu.

Bu yüzde 40'lık izleyici kitlesinin taleplerinin, beklentilerinin, tüketim alışkanlıklarının incelenmesi gerek.

Nitekim, Cem Yılmaz gibi yapımcıların derdi de bu: İzleyici sinema salonları ve yapımcılardan ne istiyor, ne bekliyor?

İzleyicinin konuştukları

İzleyicinin konuştukları

İzleyici de kafası çok rahat yaşamıyor. Çevrenizde sinemaya gidenlerden duyacağınız şey, genellikle biletlerin pahalılığı, reklam sürelerinin uzunluğu ve bunun gibi sıkıntılar.

Türkiye'de izleyici, çeşitli sorunlar nedeniyle sinema harcamalarını gözetip kendisini kontrol ediyor olabilir mi?

"Bilet fiyatları yüksek"

"Bilet fiyatları yüksek"

İzleyici ve yapımcının temel argümanı olan yüksek bilet fiyatları, salon işletmecilerine göre 'opsiyonel hizmetlerden' kaynaklansa bile, esasen bir eğlence biçimi olan sinemanın yeni bir tüketim kalemi olarak karşımıza çıkmasını sağlıyor. 

Konuşulan şey, 4 kişilik bir ailenin ayda iki kez sinemaya giderek yaptığı harcama...

Temel tartışma konusu, sokakta ya da AVM'de sinemaya gitmek için en az iki kere düşünen aile fertleri. İzleyici, sinemaya gittiği zaman gittiğine değmiş olmasını istiyor. 'Asil üye'lerin üzerinde uğraşılmış yapımlarına para harcamak istiyor, zira sürekli sinemaya gidecek fırsatı bulamıyor. Parasını 'akıllıca' harcamak istiyor. 

Güncel sorunlara çözüm yok

Güncel sorunlara çözüm yok

Sinema izleyiciliğinin Türkiye'deki kendine has sorunlarına bu tartışmanın tek başına çözüm üretemediği ortada.

Küçük salonların izleyiciye eriştirmek için uğraştığı 'festival filmleri' de "Talep görmüyor" gerekçesiyle gerekli kitleye ulaşamıyor mesela.

Belki daha büyük bir tabana hitap edecek potansiyeli olan bu filmler, lojistik sorunlar nedeniyle izleyiciye erişemiyor.

Şu anki tartışma da esasen Türk sinema izleyicisinin temel sorunları üzerinden dönse de, tam olarak konuşulması gereken şeyleri konuşmamızı sağlamıyor. Sinemaseverlik, Türkiye'de zor bir iş.  

İzleyici ilk kez taraf oldu

İzleyici ilk kez taraf oldu

Sinemanın iki önemli unsurunun farklı taraflara savrulduğu bir tartışmada, izleyicinin taraf olmaması imkansız.

Fakat ilk kez bu kadar 'taraf' oluyor, ilk kez kendisini savunan yapımcılarla karşılaşıyor.

Bundan seneler önce, Yeşilçam döneminde zirveye tırmanan salon işletmecileri, günümüzde tartışılır oldu. Artık izleyiciler, sinema filmlerine erişimlerinde 'aradaki' karar merciilerinin kendilerini gözetmesini istiyor. İzleyici, "Ben buradayım!" diyor.

"Ne yapmalı?" sorusuna cevap olur mu?

"Ne yapmalı?" sorusuna cevap olur mu?

Bu tartışma, ülkemizin renkli kişiliğiyle kendisini gösteren sinema seyircisinin temel dertlerine derman olacak bir zemine oturmalı.

Cem Yılmaz gibi popüler, sorumluluk almaya hazır, kitleleri etkileyen bir ismin taraf olması ve gösterdiği tepki de bu amaca odaklanıyor aslen. Cem Yılmaz'ın "Biz, izleyici iyi oldukça iyi olacağız" fikri sabit.

10 TL'ye bilet satılır mı?

10 TL'ye bilet satılır mı?

Bu düşünceyle ayağa kalkıp iç rahatlığıyla ve bunu yapabileceğinin teminatını vererek "10 TL'ye bilet satarım, mısır da benden olur!" diyebiliyor. Yapar mı? Yapar.

Yeldeğirmeni değil karşısındaki, Cem Yılmaz da Don Kişot ya da Robin Hood değil. Biz izleyiciler de 'gariban' değiliz. Esas aktör izleyici, pazarı tepetaklak edebilecek güce sahip.

İzleyicinin bile bu gücün farkında olmaması bir şeyi değiştirmez. Cem Yılmaz ve kendisiyle aynı görüşü paylaşan yapımcılar, hem izleyiciye hem de salon işletmecilerine, bu gücü anımsatmaya çalışıyor. 

Yerleri doldurulabilir mi?

Yerleri doldurulabilir mi?

Sinema salonu işletmecilerinin "Cem Yılmaz film çekmeyiversin, bizimle izletmeyiversin, kendimize başka Cem Yılmazlar buluruz" demesi de bence tehlikeli. İzleyici, bu salonlarda vizyona giren her şeyi izler mi?

Cem Yılmaz'ın filmi vizyonda olduğu için sinemaya gidenlerin alışverişe gitmişken sinemaya da uğrayan izleyiciye oranı nedir?

Cem Yılmaz gibi 20 yıldır Türk sinemasını, eğlence sektörünü etkileyen bir ismin ve onun gibilerin yeri doldurulabilir mi? Bu, izleyicinin takdirinde. Fakat ben, kimsenin Cem Yılmaz'dan ve onun gibi ikonik figürlerden vazgeçeceğini düşünmüyorum. 

'Başkaca bir yol var' diyorlar

'Başkaca bir yol var' diyorlar

Cem Yılmaz da ve tartışmada taraf olanlar, izleyiciye diyor ki; "Film izleyebilmek için başka yollar da var, belli binalara entegre edilmiş sinema salonlarından fazlası var, siz yeter ki izlemek isteyin ve tepkinizi gösterin, biz arkanızda duracağız."

İzleyici bu mesaja karşılık verdiği sürece, oyuncular kendi elini yeniden kontrol edecek.

Salon haklıysa

Salon haklıysa

Fakat "Biz 1 yıldır mısırlı bilet kampanyası yapıyoruz, yapımcılar öncesinde de mutsuz olduğunu iddia ediyor. Belli ki başka nedenler var bunun arkasında ve araştırılması gereken de bu..." diyen salon işletmecileri haklıysa, burada da daha geniş bir perspektifte ele alınması gereken sorunlar var demektir.

Yılların tartışması patlak verdi

Yılların tartışması patlak verdi

"Seyirci istediğini mi izliyor, önüne sunulanı mı izliyor, sinema salonları tekelleşiyor mu?" gibi binlerce sorunun yıllardır sorulduğu film endüstrisinin güncel ve kronik sancıları, sonunda patlak vererek gündeme saçıldı. Sonuç ne olursa olsun, iş nereye giderse gitsin seyircinin kazançlı çıkmasına ise tüm tarafların ihtiyacı var.


andac.uzel@demirorenmedya.com
twitter.com/andacuzel
instagram.com/andacokuyor

Bu makaleye ifade bırak