Sema Aslan

Catherine Stryker, Solmaz Kâmuran’ın ölen kardeşinin eşi. Yani Altan ailesinin bir üyesi. Hampshire College, Medya Bölümü için bitirme tezi olarak belgesel hazırlaması gerektiğinde  Çetin Altan’ı seçiyor; hem aileden tanışıklıkları, hem de Altan’a hayranlığı nedeniyle. Bir yıllık çalışmanın ürünü olan 25 dakikalık belgesel, Solmaz Kâmuran’ın yazdığı “İpek Böceği Cinayeti / Fotoğraflarla Çetin Altan’ın Yaşam Öyküsü” kitabının gözden geçirilmiş yeni basımıyla birlikte satılıyor. Kitap ve belgesel ilginç bir bütün oluşturuyor.
Fotoğraflarla desteklenen kitabın kendisinin de bir belgesel niteliği var; biyografik özelliğinden kaynaklanıyor bu. Elbette kitap, belgesel filmden çok daha kapsamlı, ama sonuç itibariyle metinlerden, fotoğraflardan ve görüntülerden oluşan bir bütüne ulaşıyoruz; iki kadının çabasıyla, üst başlığı “Türkiye’de aydın olmak” şeklinde okunabilecek bir çalışma, elimizdeki.

İngilizce kaynak bulamadı
Stryker, Altan’a daha en başından beri hayranlık duyduğunu söylüyor:
“Çetin Altan’ın konuşma biçiminden, çalışmalarından, fikirlerinden çok etkilendim. Detayları tespit edip onları ana bir bölgede toplama konusunda müthiş bir yeteneği var. Yıl sonunda mezuniyet için bir konu seçmem gerekliydi. Tabii ki Çetin’i seçtim. Ama yaptığım araştırmalar sonuç vermedi; Çetin hakkında hiçbir şey bulamadım.”
Stryker, Altan hakkında İngilizce kaynak olmamasını da Altan’ın Soğuk Savaş’a karşı olan tavrıyla açıklıyor:
“Amerika, Altan’ı Türkiye’de tutmak istedi.”
Stryker, çalışmaları sırasında Türk siyaset, düşün ve edebiyat hayatında önemli bir figür olan Altan’la ilgili kaynak bulamayınca araştırmalarına Türkiye’de devam ediyor. Bu arada “İpek Böceği Cinayeti”ni de okuyor. Fakat kitabın ve belgeselin iki ayrı çalışma olduğunu özellikle vurguluyor; “Tabii ki temel aynı; ama hem tarz, hem de içerik olarak iki farklı ürün söz konusu.” 
“Çetin Altan gibi bir ismi 25 dakikada anlatmak zor olmadı mı?” diye sorduğumuzda Catherine Stryker önce uzun uzun gülüyor, sonra da “Çok zor” diyor:
“Ben bu belgeseli Türkiye hakkında hiçbir fikri olmayan insanlar için, yani Amerikalılar için yaptım. Türk siyasetini hatta Soğuk Savaş dönemini bile bilmeyenler için... Bu nedenle Çetin’in yaşamından belli kesitleri tercih ettim.”
Çetin Altan ile söyleşilerini Fransızca gerçekleştiren Stryker, “Çetin’in en büyük özelliği çok komplike meseleleri bir kılıç gibi tam ortasından kesmesi, en karmaşık şeyleri netleştirebilmesi. Her şeyi saydamlaştırıyor, berraklaştırıyor. Kendisi bana defalarca, 'Bunlar benim fikirlerim değil, binlerce yılın birikimi’ dedi. Çetin’in sanatçıların, filozofların, bilim adamlarının düşüncelerini anlaşılır biçimde aktarması çok çarpıcı. Aynı zamanda müthiş bir mizah duygusu da var” diyor.
“Çetin, sadece bir örnek”
Solmaz Kâmuran, kitabın yeniden basımının yapıldığı günlerde belgeseli de projeye dahil etmeye karar verdiklerini söylüyor:
“Bence mükemmel oldu; ben kitapta Çetin’in hangi tarihte doğduğu, hangi tarihte evlendiği gibi bilgilerden ziyade, Çetin Altan’ın Türkiye’deki politik çelişkilerin içinde nasıl karmakarışık, sıkışık ve acılı bir hayatı olduğunu vurgulamak istedim. Aslında Çetin benim için sadece bir örnekti. Türkiye’de müthiş bir yazar düşmanlığı var. Sabahattin Ali, Kemal Tahir, Nâzım Hikmet, Orhan Kemal, ressamlar, müzisyenler... Çetin Altan bu isimler arasında herkesin çok iyi bildiği, tanıdığı biri. Çünkü onun bir de TİP dönemiyle birlikte siyasal kişiliği var. Ayrıca çok küçük yaşlardan itibaren basının içinde olmuş. Bu nedenle Altan’ı seçtim.”