Cumartesi

17.10.2015 - 02:30 | Son Güncelleme: 17.10.2015-2:30

“Artık annemi daha iyi anlıyorum”

Son yıllarda yıldızı parlayan iki genç oyuncu, Hazar Ergüçlü ve Ulaş Tuna Astepe bu sezon “Analar ve Anneler” dizisinde birlikte rol alıyor. Ana ve anne diye bir ayırım olmadığını anlatan ikili yaşları ilerledikçe annelerini artık çok daha iyi anladıklarını söylüyor

Sitene Ekle

Gizem Coşkunarda - gizem.coskunarda@milliyet.com.tr

Med Cezir dizisindeki Eylül karakteriyle tanınan Hazar Ergüçlü ve “Karadayı” dizisinin Orhan’ı Ulaş Tuna Astepe’nin yolları bu sezon “Analar ve Anneler” dizisinde kesişiyor.

Son derece modern karakter Eylül’le zirveye çıkan Ergüçlü bu defa taşralı, elleri kınalı genç bir kadın olan Kader’e hayat verecek. Ulaş Tuna Astepe de Kader’e çocukluktan beri âşık olan, köy ağasının oğlu Mustafa’yı canlandıracak. Berkun Oya’nın senaryosunu yazdığı yakında atv’de başlayacak dizi öncesi Ergüçlü ve Astepe ile buluşup “Analar ve Anneler” dizisini konuştuk. İkili büyüdükçe annelerini daha iyi anladıklarını anlattı.  

-“Med Cezir” dizisinden sonra çok tanınan bir oyuncu oldunuz. Bu kadar popüler olmaya alışabilidiniz mi?

Hazar Ergüçlü:Çok bunlarla yaşamıyorum ve öyle hissetmiyorum açıkçası. Çok fazla dışarı çıkmayı seven biri de olmadığım için aşırı bir ilgiye maruz kalmıyorum. Maruz kalsaydım da bunu çok yansıtmamaya çalışırdım, ruh sağlığımı korumak için.

-Popülaritenin ruh sağlığınıza zarar vereceğini mi düşünüyorsunuz?

Hazar E.:Evet, çok kolay incinebilen biriyim. Birisi kötü bir yorum yaptığında umursamasam bile bir bakıyorum gece yatağa yattığımda o negatif yorumu kafama takıyorum.

“İnternette yazdıklarını yüzümüze söylemezler"

-Özellikle sosyal medyada acımasızca yorumlarla karşılaşabiliyorsunuz değil mi?

Hazar E.:Evet, kesinlikle. Hepimizin başına geliyor bu ama hiç prim vermemek gerekiyor. Bunu yapanlar sokakta karşınıza çıktığı anda asla internette yazdığı şeyleri size söylemeyez. Aksine yüzde 100 tersine davranırlar.

Ulaş Tuna Astepe:Durum katlanarak artıyor. Aşırı bastırılan bir toplum olduğumuz için bir yerden de saçma sapan ifade biçimleri doğuyor. Pek de kimseyi suçlayamam, klavye başından bir şeyleri kusuyor diye. Finlandiyalı bir arkadaşım bizim için “Siz dediğinizi kastetmiyorsunuz” demişti. Kızınca “Öldürürüm seni” diyoruz mesela, bu da dilde yaraya sebep oluyor. Söylemek istediğimiz şeyleri konuşmuyoruz aslında.

-Siz de bir gecede ünlü olduğunuzu ve bakkalın sizinle konuşmasının dahi değiştiğini ifade etmiştiniz. Alıştınız mı artık?

Ulaş T.A.:Alıştım tabii canım. İnsan her şeye çok çabuk alışıyor. İnsanlar sokakta beni gördüklerinde gerçek düşüncelerini söyleyebilseler, böyle bir toplumda yaşıyor olsak ihtiyaç duymayız bir internet hesabını yüzümüz sayıp birbirimize acımasız davranmaya. 

-Dizide birbirine âşık iki
genci oynuyorsunuz. Hazar hanım siz son derece modern bir karakterden sonra şimdi taşralı bir kadını canlandırıyorsunuz. Hızlı bir geçiş oldu.

Hazar E.:Kader genç, hayat enerjisi çok yüksek, cıvıl cıvıl bir kadın. Mustafa’ya âşık ve başından birtakım olaylar geçiyor. Süreç içinde o acıların getirdiği dönüşümleri izleyeceğiz. Eylül karakterinden sonra Kader iyi oldu aslında benim için. Bu geçişten sonra psikolojim bozulacak diye şakasını yapıyoruz kendi aramızda. Ama okuduğum senaryodan çok mutlu oldum ve çok heyecanlandım. O yüzden hemen onun için bir şeyler yapmaya çalıştım. Evet, hızlı bir geçiş oldu ama hayat böyle bir şey zaten. İnsan hiç beklemediği anda bambaşka bir yerde bulabiliyor kendini. 

Ulaş T.A.:  “Karadayı”da 70’leri oynuyorduk. Bu defa da bir anadolu köyünde 70’lerde yaşayan köy ağasının tek çocuğu olan Mustafa’yı oynuyorum. Çok sakin, kavgasız gürültüsüz bir hayatı var ve köyün güzeli Kader’e âşık. Kader de ona... Mustafa evlenmek istediğini babasına söylüyor ve kıyamet kopuyor. Mustafanın hikayesini de buradan itibaren izliyoruz. Yine dönem dizisi olduğu için ben alışkınım bol paça pantolonlara ve çiçekli, geniş yakalı gömleklere.

“70’lerin kostümleri farklı bir hava yaratıyor”

-Günlük giysilerinizi özlüyorsunuzdur o halde... 

Ulaş T.A.:Çok dar modası çıktı erkek pantolonlarında. Ben pek hoşlanmam aslında ama en darı hangisiyse onu verin diyesim geliyor. Aslında aklıma hep şu geliyor, moda neden ve nasıl bitiyor? Birileri bol paça giysin, bazı amcalar fötr şapka takmaya devam etsin. Tamam çok eski kafes korseler devam etmesin ama tek tipleşmesin de. 70’lerdeki renkler o kadar güzel ki. Bir vişne rengi gömlek var, bağrı açık giyiliyor. İnsana farklı bir hava katıyor o kostümler, bir kibarlık ve delikanlılık hissi yaratıyor.

“Kız çocukları zamanla annelerine benziyor”

-“Analar ve Anneler” dizisinin ağır bir drama olacağı ve bu yüzden çok tutacağı söyleniyor. Toplum olarak dramı mı seviyoruz?

Ulaş T.A.:Acı çekmekten tuhaf bir şekilde zevk alan bir coğrafyayız. Şunu söyleyebilirim ki izleyiciler dizimizle ilk karşılaştıkları anda çok kolay bir bağ kuracaklar. Hiçbir şey için kesin diyemeyiz Türkiye’de. Bu dramalarda çok ince bir çizgi oluyor sizi klişeye götüren. Bunun iyisini yapmaya çalışıyoruz biz. İyisi olduğunda da çok çarpıcı olabiliyor.

-Sizin için analar ve anneler ayrımı nedir?

Ulaş T.A.:İlk akla gelen şehirli ve köylü ayrımı ama hiç öyle olmayan yanları da var. Birtakım zengin anneler ve birtakım onurlu analar gibi ayrım olmayacak dizide. Aslında bunun ne demek olduğunu tam olarak dizide göreceğiz.

Hazar E.:Aslında izleyici diziyi seyrederken bu paralelliğin içinde bulacak sorunun yanıtını.

-Sizin ilişkiniz nasıl annenizle?

Hazar E.:Bence kız çocukları idol olarak anneyi seçmiyor ama sonradan aslında ne kadar benzediğini fark ediyor. Mesela annemin bir gömleği vardı, nefret ederdim. “İğrenç, giyme bunu” diye yalvardığımı hatırlıyorum. Geçenlerde bana geldi annem ve aynı gömlekten ben de almışım, ya bu o gömlek diye şaşırdım. Gitgide ona ne kadar benzediğimi fark ettim. Bir de yaş büyüdükçe birbirinize yaklaşıyorsunuz. Ben artık annemi daha iyi anlıyorum. Arkadaş gibi olduk artık. 

Ulaş T.A.:Ben tam arkadaş olamadan kaybettim annemi. Ergenliğimin sonuna doğruo kavga edilen zamanlarda. Çok yeni anlıyorum aslında bir annenin kayıtsız şartsız evladını sahiplenmesini. Dizide de gördükçe kendi annemi anlamaya başladım, neden bu kadar benim üstüme titremiş, neymiş bunun sebebi. Bilinen bir şey değil bu zaten, doğuştan geliyor bu his annelere.

-Ülke olarak çok zor ve sıkıntılı günlerden geçiyoruz. Sizin olaylara bakış açınız nedir?

Hazar E.:Çok üzgünüz gerçekten. Düşündükçe tutulup kalıyorum. 

Ulaş T.A.:Bayağı bir köşeye çekilip ağlamak istiyoruz hepimiz. Keşke her şeyi çözecek tek bir cümlemiz olsaydı ve söyleseydik.
Çok üzülüyorum. 
 

“Güzel insanlar bir araya gelince güzel şeyler çıkıyor”

-Çekimler devam ediyor. Neler yaşanıyor sette, eğleniyor musunuz? Hazar hanım siz Metin Akdülger’le tekrar aynı projedesiniz.

Hazar E.:Evet tamamen tesadüf oldu. Çok severim ben Metin’i. Çok eğleniriz beraber ama Ulaş benden daha şanslı. Bütün teknik ekip onların “Karadayı” dizisini çeken ekip. Bilinmeyen bir şeyin içine düşmediğim ve birbirini tanıyan insanların ortamına girdiğim için çok şanslıyım.

Ulaş T.A.:Evet, ben gerçekten ev sahibiyim bu defa. Bu ekip, “Ezel” dizisinden beri beraber çalışan bir ekip. Çok sakin geçer çekimler, kimse kimseyle yüksek sesle konuşmaz, herkes bakışarak anlaşır gerçekten. Bu çok büyük bir konfor aslında bu kadar sirkülasyonun olduğu bir sektörde. Herkesi bu kadar uzun süredir tanıyor olmak, güvende hissetmenize, içinizdeki iyiyi görmenize sebep oluyor.
Bu da işe yansıyor diye klişe bir cümle kurmak üzereyim şu an. Hakikaten de öyle oluyor ama... Güzel insanlar bir araya gelip güzel bir şey yapmak istediklerinde ortaya güzel bir şey çıkıyor.

Türkiye’nin kıyasladığı iki isim için ne dediler?

-Hazar hanım siz ilk dizinizde Kıvanç Tatlıtuğ’la oynadınız. Ulaş bey siz de yine ilk dizinizde Kenan İmirzalıoğlu’yla. Tüm Türkiye’nin kıyasladığı iki isim hakkında neler söylemek istersiniz?

Hazar E.:Kıvanç sette çok enerjiktir. Oyunculukta karşınızdaki oyuncunun size rol vermesi, sizi oynatması çok önemlidir. Onun karşısında oynamamak mümkün değil. Her türlü oynatıyor karşısındaki.

Ulaş T.A.:Kenan abi pek fazla adamda göremeyeceğiniz bir ahlaka sahiptir. Bana bu işin ahlaklı, düzgün ve birbirinin yüzüne bakılarak yapılabileceğini gösterdi. Sen yaptığında da herkese yayılabilir duygusunu verdi bana.  


©Copyright 2015 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.