PazarRSS
07.08.2010 - 01:00 | Son Güncelleme: 07.08.2010-19:31

‘Bazı kızlar Fırat yüzünden çocuk doğurmak istiyor’

Uykusuz’un minik karakteri Fırat’ın bebekleri yapıldı. Çizer Uğur Gürsoy “Fırat’ı kızlar seviyor. Yanaklarını sıkmak isteyen, koluna dövmesini yaptıran var” diyor

Sitene Ekle
‘Bazı kızlar Fırat yüzünden çocuk doğurmak istiyor’

Pelin Çini

Uykusuz dergisinin imtiyaz sahibi ve yazı işleri müdürü Uğur Gürsoy’un çizgi karakteri Fırat’ın ikinci kitabı çıktı ve bir önceki gibi en çok satanlar listelerinde üst sıralara yerleşti.
Gürsoy ile bol şortu, minik burnu, tombul yanakları ve salçalı ekmeği ile tanınan gamsız çocuk Fırat’ın neden bu kadar sevildiğini konuşmak için Cihangir’de bir araya geldik. Röportaja Gürsoy’un arkadaşı Ayser Çobanoğlu da katıldı. Çobanoğlu Fırat bebekleri üretecek firmanın da sahibi aynı zamanda. Söylediğine göre eylül sonuna doğru minik Fırat’lar kırtasiyelerde ve internette satılmaya başlayacak.


Çizgi karakteriniz Fırat’ın maceralarının yer aldığı kitabın ikincisi de en çok satanlar arasına girdi. Bu kadar ilgi görmesini bekliyor muydunuz?
Beklemiyordum. Sonuçta kitaptaki karikatürler dergide yayımlanmış olanlar. Ama demek ki arşiv yapmak isteyen çok kişi var. En çok satan olmak tabii ki çok keyifli, “Heyt be! Dan Brown’u geçmişim yahu!” diye kasılabiliyorsun.

Sizce Fırat neden bu kadar çok seviliyor?
Sevimli ve samimi geliyor. En çok da kızlara. “Tombik yanaklarını sıkmak istiyorum”, “Fırat’tan sonra çocuk doğurmaya karar verdim” diyenler oluyor. Koluna dövmesini yaptıran var. Fırat’ı 80’lerin sonu 90’ların başında çocukluğunu yaşamış olanlar da seviyor. Apartmanda oturan, salçalı ekmek yiyen, “Tosun Paşa” ve “Şabanoğlu Şaban” filmini izleyen kuşağa hitap ediyor Fırat.

“Babasından tokat yedi diye deliren birini hiç görmedim”

Nereden çıktı çocuk karakter yaratma fikri? İsmi neden Fırat? Sizin için özel bir isim mi?
Planlı değildi. Dergide boşluk kalmıştı, oraya ekleme yapmam gerekti. Aklımda da çocuk karakteri çizme fikri vardı. İsmini Yiğit Özgür gibi üniversiteden arkadaşım olan dergimizin çizerlerinden Fırat Budacı’dan aldı. 

Fırat gamsız bir çocuk. Başına kötü şeyler gelse de hemen unutuyor. Siz de  “Çocukluk travması diye bir şeye inanmıyorum” demişsiniz...
Benim çocukluk travmam yok. Oysa tokat da yedim terlik de. Demek ki bir-iki tokat yiyip, anneniz kafanıza terlik fırlattı diye travmatik olmanıza gerek yok. Ben bu çocukluk travması meselesinin pazar sinemasından öğrenilen bir şey olduğu kanaatindeyim. Ayrıca babası ona bir tokat attı diye 20 yıl sonra deliren birini tanımıyorum. 

“Fırat’ın Avni ile kıyaslanması beni mutlu ediyor ama farklılar”

Fırat, Oğuz Aral’ın Avanak Avni karakteri ile kıyaslanıyor. Sizce benziyorlar mı?
Oğuz Aral saygı duyduğum bir isim. Fırat’ın onun efsanevi karakteri ile kıyaslanması beni mutlu ediyor. Ancak benzemiyorlar. Avni mahallede vakit geçiren bir çocuktu. Pek konuşmazdı, iç dünyasını öğrenemezdik. Fırat ise hem bir apartman çocuğu hem de daha konuşkan. 

Fırat’ın çizeri olduğunuz için çocuklarla çok iyi anlaşırmışsınız gibi bir kanı var. Doğru mu? Baba olmayı planlıyor musunuz?
Yeni evliyim ve baba olmayı şimdilik düşünmüyorum. Çocuklarla çok samimi ve sıcak bir ilişkim yok. Severim tabii ama onlara karşı tahammülsüz de olabilirim. Özellikle durmadan bağıran, 6-7 yaşlarında erkek çocuklara dayanamıyorum. Fırat idealize edilmiş bir çocuk. Ne yazık ki hepsi öyle değil.



“Esprilerimi masa başında deneme yanılma metoduyla üretiyorum”
“Türkiye mizahçılar için cennet” klişesi hakkında ne düşünüyorsunuz? 
Umut Sarıkaya bu meseleyle süper dalga geçmişti. “Keşke Türkiye’de her şey yolunda olsa da biz mizahçılar çizemeyip aç kalsak” diye. Yok tabii ki böyle bir şey. Espri bulamayınca sokağa çıkıp insanlara bakıp koşa koşa dergiye dönmüyorum.

Espri bulma sürecinde hangi konulardan besleniyorsunuz?
Espri yaratma süreci dikkat gerektiriyor. Masamdan kalkmam. Gerekirse saatlerce bir şeyler çizer, atarım. Deneme yanılma metodu yani.  

Çizerler belli dönemlerde çok sevilir, sonra “bozdu artık” denilerek eleştirilirler. Bu sizi endişelendiriyor mu?
Popstar olmak gibi bir şey bu. Parlıyorsun ve sönüyorsun. 10 yıl önce çok beğenilen ama şimdi tanınmayan mizahçılar var. Biz de öyle olacağız. Önemli olan anın tadını çıkartmak.  

Uğruna diş hekimliğini bıraktığınız bu işten iyi para kazanıyor musunuz?
Hayatımı devam ettirebilecek kadar kazanıyorum. Ama beş sene sonrası hakkında hiçbir fikrim yok.

“Yiğit Özgür ekolünden geldiğimin söylenmesi biraz sinir bozucu”
Diş hekimliği okumuşsunuz. Üç yıl öncesine kadar mesleğinizi yapıyormuşsunuz. Karikatüre nasıl başladınız?
Okumayı öğrendiğim günden beri de haftalık mizah dergisi takipçisiyim. Karikatüristler bazen kendilerini çizerler, dergide sabahladıkları zamanları anlatırlar. Ben buna acayip özenirdim. Çocukluk hayalim dergide sabahlamaktı.  

Madem çizim ile bu kadar ilgiliydiniz neden güzel sanatlar fakültesine gitmediniz?
O dönem çizim merakım geçmişti. Üniversiteyi bitirdikten sonra nüksetti. Ankara’dan İstanbul’a diş hekimliği yapmaya geldim. Bir süre yaptım ama sonra yeniden kendi kendime çizim yapmaya başladım. Ardından Penguen dergisine gittim. Onlar da “Bir-iki hafta çiz bakalım” dediler. Daha sonra da düzenli çizer olarak işe başladım. Uykusuz’u kurma aşamasında da diş hekimliğini tamamen bıraktım.

Bir dönem karikatürist Yiğit Özgür ile ev arkadaşıymışsınız. Yeniden çizmeye başlamanızda o da etkili oldu mu?
Yiğit çok eski bir arkadaşım. Ankara’dan tanışıyoruz. Üniversite bitince de bir süre birlikte oturduk ama karikatür meselesi çocukluğuma dayandığı için ondan etkilendim demem yanlış olur.

 Yiğit Özgür ile çizginiz de benzetiliyor. Hatta “Uğur Gürsoy, Yiğit Özgür ekolündendir” diye bir laf var...
Bu laf biraz sinir bozucu ama kafama takmıyorum. Çünkü yeni çıkan herkes eskilere bir şekilde benzetiliyor. Bizim ne çizim tarzımız ne de esprilerimiz benzer. Bende illa birinin izlerini arayacaksan bu Metin Fidan’dır. Onu Leman’da çizdiği dönemden beri takip ediyorum. Karikatürlerini okurken gözlerimin dolduğu çok olmuştur. 

“Çizdiğim karakterlere küfür pek yakışmıyor”

Sizin için de “hem güldürüyor hem ağlatıyor” diyorlar...
Karikatür illa gülüp sonra unutacağınız bir şey değil ki. Mesela bir karikatürümde sabah soğukta otobüs durağında bekleyen insanları çizdim. Biri “Haydi bize gidip TV izleyelim, çay falan da içeriz” diyor. Hepsi kabul ediyor. Ben de Ankara’da her sabah okula giderken içimden bunu geçirirdim. 

Sizin kuşaktan pek çok çizerin aksine; karikatürlerinizde kullanmıyorsunuz.
“Karikatürlerimi ilkokul çocukları da okuyor dikkat edeyim” gibi bir durum yok. Bence küfür doğru yerde doğru şekilde kullanıldığında tadından yenmez bir şey. Ama benim çizdiğim karakterlere pek yakışmıyor. İleride belki Fırat’a biri küfretmeyi öğretir,
o da olur olmaz küfreder. Kim bilir?


“Dergi ortamı bağımlılık yapar”
Leman’dan ayrılanlar Penguen’i kurdu, Penguen’den ayrılanlar, ki aralarında siz de varsınız, Uykusuz’u... Sizce mizah dergileri neden hep bölünerek çoğalıyor?
Bu işe ilk girdiğiniz zaman tek hayaliniz bir karikatürünüzün herhangi bir derginin arkasında yayımlanmasıdır. Onu başardıktan sonra köşem olsa hayali gelir. Ardından da keşke bir dergim olsa noktasına varırsınız. Biz Uykusuz’u kurmadan önce sabahtan akşama kadar dergi çıkarınca neler yapacağımızı konuşur, isim arardık. Uykusuz ismini de uzun arayışlar sonunda imla kılavuzundan bulduk.

 Dergideki sabahlamalardan bahsetsenize biraz. Nasıl bir ortam var? Neler yapıyorsunuz?
Sıcak ve eğlenceli. Patron yok, patronluk taslayan yok. Sonra hiç bir işyerinde konuşamayacağın şeyleri dergide konuşursun. “Şu filmi izledin mi?”den politikaya kadar. Kimse kimseyi kıskanmaz, laf sokmaz. Bu yüzden de dergi ortamı bağımlılık yapar.


“Fırat bebekler 20 TL civarında olacak”
Ayser Çobanoğlu: “Ben bir Fırat hayranıyım. Reklam yazarlığı yapıyorum. Bir buçuk sene önce aklıma Fırat’ın bebeğini üretmek geldi ve heykeltıraş bir arkadaşıma bir örnek yaptırıp fotoğrafını arkadaşım Uğur’a
mail attım. Onun da aklına yattı. İki senedir Fırat’ı mükemmelleştirmek için çalışıyorum. Fırat bebekleri eylül sonu civarında kuracağımız internet sitesisinde satacağız. Ayrıca kırtasiyelerle de anlaşma noktasındayız. Fiyat aralığımızı 20 TL civarında tutmayı düşünüyoruz. Bu gördüğünüz ilk figürümüz, ikincisi Fırat’ın yatakta yattığı hali olacak. Üçüncü de belki koşan hali olabilir.”

Etiketler: Leman,Penguen
Yorum Yazın
Gönder






Kara ile suyun birleştiği yere ne denir?
©Copyright 2010 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.