GündemRSS
02.09.2012 - 10:38 | Son Güncelleme: 02.09.2012-10:39

"Ben de okula 66 aylık başladım"

Son günlerin en çok tartışılan konusu: Okula erken başlamak ya da başlamamak. Türkiye gündemine Radikal ekibinin kişisel hikâyesiyle katkıda bulunuyoruz. İşte 5.5 yaşında okula başlayanların hatıraları

Sitene Ekle

Okul hayatının tek kelimelik özeti: Travma
Alpbuğra Bahadır Gültekin: (Hayat muhabiri) Es geçilen iki şey var: Her çocuğun aynı fiziksel gelişim seviyesinde olmadığı ve bu sistemle birlikte farklı yaş grubundan öğrencilerin aynı sınıfta yer alacağı... İkisinden de mustarip biri olarak yorumumdur: İlkokul sırasına oturduğum o gün tam 62 aylıktım. Anaokulundan yeni çıkmış, eline kalem tutuşturulmuş, aklı oyuncaklarda kalmış bir çocuktum. Zaman zaman altıma kaçırmak gibi kötü hatıraları saymazsak, okul normal seyrinde devam etti. Ortaokula geldiğim vakit okula erken başlamanın zararlarıyla yüzleşmeye başladım. Bir önceki sene oyun oynadığım arkadaşlar, artık büyümüş, olgunlaşmıştı. Kız erkek ilişkileri yavaş yavaş yeşillenirken, ben ise oyun oynama dürtümü bastırıyordum.



Hep en ufak bendim
Lisede durum daha karmaşıklaştı. Erkekler de ergenliğin doruğundaydı ve ben sınıfın en ufak tefeği olarak göze çarpıyordum. Sonrasında daha 16 dolmadan lise bitti. Üniversiteye geldiğimde, yaş ortalaması 20’lerde olan bir topluluğun arasında en ‘sırıtan’ yine bendim. Sağ olsun üçüncü sınıfta çıkmaya başlayan sakallarım, bu süreçte kafalardaki ‘çocuk’ imajını yıkmak için verdiğim uğraşılar, olmadığım biri gibi davranmaya başlamalar bu hatıraların detayı. Sonuçta, insanın karakterini oluşturan bir sürecin toplum baskısıyla şekillenmesi ileri zamanlarda sorun teşkil ediyor, genç olmanıza rağmen yaşlandım psikolojisine giriyorsunuz. Hayata erken atıldığınız için toplum üstlenmeniz gereken işlerin olduğunu düşünüyor, siz ise henüz erken olduğuna inanıyorsunuz. Motivasyon konusunda zorluklar yaşıyor, her şeyin sebebini çocukluğun tadını yeterince çıkaramamaya bağlıyorsunuz.

Soluğum erken kesilmiş olabilir
Şenay Aydemir: (Sinema yazarı) Okula beş buçuk yaşında başlamış olmak benim açımdan biraz geç bile sayılabilir! Çünkü 80’li yılların başında babamın öğretmen olarak görev yaptığı Bafra’nın Eldavut Köyü’nde, okul ile lojman iç içeydi.
Dolayısıyla üç yaşından sonra gündüzleri ben de yalnız kalmamak için sınıfa takılırdım. ‘Resmi’ olarak okula başladığımda beni nelerin beklediğini biliyordum az çok. Ama pratik olarak okulla bu kadar erken tanışmış olmanın şöyle bir sıkıntısı olmuş olabilir: Üç yaşından itibaren bir biçimde okul sıralarında olmak, eğitim süresinin son kullanma tarihini öne çekmiş olmalı.

‘Okulu erken bırakmamım sebebi bu olabilir açıkçası’
Bizim dönemde ilk, orta, lise öğretimi toplamda 11 yıldı. Dört ya da beş yıl da üniversite ekleyince 15–16 yıl eğitim demek bu. Ben kendi adıma bu süreyi doldurduktan sonra eğitimden bir soğudum. Annemin 15 yıl sonra bile hâlâ cevap aradığı “Üniversiteyi neden bıraktın?” sorusunun yanıtı da bu olabilir açıkçası...

Asıl çile küçük olmak
Elif Ekinci: (Sanat Muhabiri)
Her çocuk ebeveynine ‘çok zeki’dir ya, bizimkiler de 7 yaşındakilerle aşık atabileceğimi düşünmüş olmalılar. Risk almışlar. Malum, ilkokul çocukları, dünyadaki en acımasız varlıklar. Ben okula benden büyük çocuklarla gitmenin zorluğunu hatırlıyorum. Aklımda kalan, fiziken de küçük olduğum için hayatımı ön sıralarda geçirmem. Arkadaşlarımın bana küçüklüğümü hatırlatan sevgi dolu (!) hitapları da cabası.


Çocukluğum boyunca nefret ettim
Enis Tayman: (Haber Müdür Yardımcısı)
Annem öğretmen olduğu için harflere baka baka okuma yazmayı öğrenmiştim. Sonra ‘bu çocuğun kafası yetiyor, hemen okula başlasın’ dediler. Fakat kafamın yetmediği ortaya çıktı. Ne yaparsam yapayım, hep eksik kalıyordum. Ebat olarak eksiktim, fizik olarak yetersizdim. Diğer çocuklar benden iriydi. Okumayı ne kadar erken öğrensen de, 7 yaşındaki bir çocukla aranda zihinsel kod farklı oluyor. Alay edilmeye müsait oluyorsun. Ve buna karşı bir tepki geliştiriyorsun. Kavgacı bir çocuk oluyorsun. Ben onu seçmiştim.


‘Çocuğumu göndermezdim’
İnsanlar bahane diyor ama çocukluğum boyunca okulumdan nefret ettim. Üniversite dahil bir gün bile okula severek gitmedim. Çünkü ilkokul daha ilk günden kompleks yarattı. Okul sadece ders verilen değil, kendi yaş grubundakilerle mutlu olabileceğin sosyal bir yer. Çocukların vaktinden önce okula gönderilmesine karşıyım. Herkes 5.5 yaşında ise tamam. O zaman bir şeyler olabilir. Ancak arada yaş veya ay farkı söz konusuysa, bunu onaylayamam. Benim de bir çocuğum var, 60 aylık olsaydı okula göndermemek için her türlü mücadeleyi verirdim.

Etiketler: haber, haberler,
En Çok Konuşulan Haberler
©Copyright 2012 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.