Genel Sağlık "Beyin ölümü geri dönüşsüzdür''

"Beyin ölümü geri dönüşsüzdür''

19.03.2010 - 12:04 | Son Güncellenme:

Türk Tabipleri Birliği (TTB), tartışmaya neden olan beyin ölümü ile ilgili olarak "beyin ölümü geri dönüşsüzdür'' açıklaması yaptı.

Beyin ölümü geri dönüşsüzdür

Zeytinburnu'ndaki tramvay kazasında ağır yaralanan ve tedavi gördüğü hastanede beyin ölümü gerçekleşen Buket Bulut, bugün hayatını kaybetti.

Haberin Devamı

Buket Bulut'ta beyin ölümünün gerçekleşmesiyle başlayan tartışmaya, TTB son noktayı koydu. TTB Merkez Konseyi adına yapılan açıklamada, basın organlarında çıkan ''Başbakan beyin ölümü gerçekleşen hasta için mucize doktoru devreye soktu'' haberleri üzerine birkaç noktaya dikkat çekilmek istendiği belirtildi.

''Beyin ölümünün geri dönüşsüz'' olduğu vurgulanan açıklamada, ''Beyin ölümü, ölümdür. 'Geri dönme' olasılığı olsaydı, ölümden söz edemezdik. Nitekim, geri dönme olasılığı bulunan başka durumlarda beyin ölümünden değil, örneğin bitkisel yaşam durumundan söz edilmektedir'' denildi.

Evreni anlama ve dönüştürme çabasında, insanlığın bugüne dek geliştirdiği en işlevsel ve güvenilir yöntem olan bilimsel bilgi üretme yönteminin, olasılıkları dışlamayacağı belirtilen açıklamada ancak beyin ölümü örneğinde olduğu gibi, ölüm gerçekleştikten sonra kişinin yaşama geri dönme olasılığı bulunmadığı vurgulandı.

Haberin Devamı

Basın organlarının ''beyin ölümü'' kavramının anlamına dikkat etmeden haber yapmalarının olumsuz sonuçlar doğurabileceğine vurgu yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

''Toplumda tıbba olan güven azalacak, tıbbın 'ölüm' dediği olgularda dahi, ölmeme, bir geri dönme olasılığının var olduğu zannı oluşacaktır. Beyin ölümü kavramının en önemli uygulama alanlarından biri olan organ bağışlarını azaltabilecektir. Nitekim hastanın yakını 'mucize' beklentisiyle organ bağışında bulunmayacağını açıklamıştır. Beyin ölümü gerçekleşen bir hastanın bir 'mucize' ile de olsa sağlığını kazanabileceği zannı, sınırlı sayıda olan yoğun bakım birimlerine daha fazla gereksinim duyan, gerçekten yarar sağlanabilecek olan hastaların bu olanaktan yararlanmalarını engelleyebilecektir.''

Tüm bu olumsuz sonuçları önleyebilmek için ''beyin ölümü'' kavramının basın organlarınca çok daha özenli kullanılması gerektiği belirtilen açıklamada, şöyle denildi:

''Doğada 'mucize' yoktur. Mucizenin anlamı 'aciz bırakan şey'dir. Günlük dilde beklenmedik, öngörülemeyen ya da oluşma olasılığının bulunmadığı düşünüldüğü halde oluşan olaylar, dini söylemden ödünç alınarak, 'mucize' biçiminde nitelenmektedir. Ancak bu ifadenin metaforik olduğu gözden kaçırılmamalı, 'mucize'nin esasen 'açıklamakta güçlük çekilen şey' olduğu unutulmamalıdır. Tarih boyunca deneyimlenmiştir ki var olan bilgiyle açıklanamayan olgular, bir süre sonra, bilimsel bilginin artmasıyla açıklanır, anlaşılır ve sonrasında müdahale edilebilir hale gelmiştir.''

Haberin Devamı

MUCİZE DOKTOR YOKTUR
Basının, doğada bulunmayan, gerçekleşmesi olanaklı olmayan mistik ifadeleri gerçekleşebilirmiş gibi sunmaması, toplumu yanlış yönlendirmemesi, duyguların aklın önüne geçmesine elindeki olağanüstü güçle katkıda bulunmaması istenen açıklamada, şunlar kaydedildi:

''(Mucize doktor) ifadesi hem bilimsel, hem de ahlaki açıdan yanlıştır. 'Mucize' olmadığı gibi, doğal olarak 'mucize doktor' da yoktur. Bu ifade bilimsel değildir. Hatta, 'mucize'den önce, olağan tıbbi uygulamaların da yüzde yüz olumlu sonuç verileceğinden söz edilmemektedir. Tıbbi uygulamalarda hiç bir zaman 'yüzde 100' söz konusu değildir, ne kimsenin hastalığa yakalanmayacağı yüzde 100 güvence altına alınabilir ne her hastalık yüzde 100 iyileştirilebilir ne de her hasta yüzde 100 sağlığına kavuşabilir.

Haberin Devamı

Bu basitçe, doğaldır. Çünkü tıbbi uygulamalar eldeki bilgi ve olanaklılıklarla sınırlı olduğu kadar, daha da önemlisi, doğanın diyalektiğiyle ilişki kurmaktadır. Doğa, toplum ve insanın içinde bulunduğu karmaşık nedensellik ağı tek yönlü değil çift yönlü işlediği için ve tüm olay, olgu ve etmenler değişim halinde bulundukları için 'yüzde 100' kavramının tıbbi uygulamalarda hiçbir zaman yeri olamayacağı da öngörülebilir.''

AHLAKİ AÇIDAN DA SORUNLU
Açıklamada, ''Mucize doktor'' tanımlamasının, bilim dışılığının yanı sıra ahlaki açıdan da sorunlu bir ifade olduğu belirtilerek, şöyle denildi:

''Bir hekime bilimsel dayanağı olmayan bir değer atfetmesi, bir hekime diğer sağlık çalışanlarının sahip olmadığı insanüstü bir değer atfetmesi, bir insana tanrısal güçler atfetmesi, sansasyonel, diğer deyişle duygulara seslenerek boş umut yaratması ve bilimsel bilgiye olan inancı zayıflatması bu ifadenin değersel sorunlarından başlıcalarını oluşturmaktadır. Bunların yanı sıra, belki de en önemlisi, bu ifadenin, bazı hekimlerin mucizevi güçleri olduğunu ve bu güçleri ancak kendilerini sağlık hizmeti vermeye ikna edecek kudrette kişilerin isteği üzerine harekete geçirdikleri gibi masalsı bir anlayışı beslemesidir. Başbakan'ın 'mucize doktor getirtmesi' hem hatalı hem de güven azaltıcıdır.''

Haberin Devamı

Hastalar üzerinde zaman zaman etik kurallara ve hukuka aykırı olarak deneysel çalışmalar yapıldığı, yeterli bilimsel bilgi olmadığı halde iyileştirme sözü verilerek çaresiz durumdaki hastaların umutlarını araçlaştıran hekimler olduğunun gözden uzak tutulmaması istenen açıklamada, kendisine görüş sorulan hekim ya da hekimlerin mesleki pratiklerinin de sorgulanması gerektiği kaydedildi.

Açıklamada, ''Yazılı ve görsel basın organlarının, 'mucize', 'mucize doktor' gibi gerçek dışı ifadelerle boş umut yaratmaktan sakınması gerektiğini vurgulamak istiyoruz'' denildi.

Açıklamada, bu ve benzeri tıbbi ifadelerde belirsizlik ya da kararsızlık oluştuğunda gerek Türk Tabipleri Birliği ve tabip odalarının gerekse de uzmanlık derneklerinin katkıda bulunmaya hazır olduğu belirtildi.

Yazarlar