Cumartesi

25.06.2016 - 02:30 | Son Güncelleme: 25.06.2016-2:30

“Bizim coğrafyamızın arpı”

“Çengnağme” isimli konserler veren arp sanatçısı Şirin Pancaroğlu: “Çengin en son kullanıldığı zaman 17’nci yüzyıl. Tamamen unutulmuş ve yok olmuş bir çalgı. Çenge bizim coğrafyamızın küçük bir arpı diyebiliriz”

Sitene Ekle

E. İpek Türer - ipek.turer@milliyet.com.tr

rp sanatçısı Şirin Pancaroğlu ramazan ayı dolayısıyla müzisyen Bora Uymaz da dahil beş kişilik bir ekiple “Çengnağme” isimli bir konserler serisine başladı. Çok fazla bilinmeyen, unutulmuş bir çalgı olan çengin tekrar gündeme gelmesine, birçok kişiye ulaşmasına vesile olduğu için de çok mutlu Pancaroğlu. Eski dönem minyatürlerinde görüp merak saldığı çeng ile ilgili yeni şeyler yapmaya da devam etmeyi planlıyor. Hatta şimdiden İran’dan albümü yayınlamak istediklerine dair talep gelmiş bile.

- Ramazana özel “Çengnağme” konserler serisi yapıyorsunuz. Nasıl ortaya çıktı bu seri?

“Çengname” aslında bir albüm projesi olarak başladı 2014’te. O güne kadar yaptığım projeler içinde çengi batı müziği geleneği içerisine hiç koymamıştım. Bu noktada arkadaşlarla bir araya geldik ve çengi kendi Türk müziği kültürümüz içerisine yerleştirelim istedik. Albüm çıktı ama konserlerini daha çok bu sene yapmaya başladık. Bu çalışmanın ortaya çıkmasında da müzisyen arkadaşım Bora Uymaz etkili oldu, beni teşvik etti. Hem de bir çeng yaptık bu vesileyle.

- Yaptık derken?

Çengi yaptırdık çünkü çengin en son kullanıldığı zaman 17’nci yüzyıl. Tamamen unutulmuş ve yok olmuş bir çalgı. Çenge bizim coğrafyamızın küçük bir arpı diyebiliriz. Ben belki de birçok parmağını kullanarak çengi arp gibi çalmaya gayret eden ilk arp sanatçısıyım.

“Arp tekniği bilmenin faydası var”

- Çeng için küçük arp dediniz. Tam olarak farkı nedir?

Bizim coğrafyamızda; Irak, İran, Suriye ve Türkiye havzasında görülen arplara biz çeng diyoruz. Geçmişimizde, minyatürlerde görüyorsunuz. Çeng, İpek Yolu üzerinden Çin’e kadar akrabalığı olan bir çalgı. Japonya’da da bir versiyonu var ve çok benziyor. Çin’de kırsal bölgelerde hâlâ çalınıyor. Esas kökeni ise Mezopotamya. Daha sonra ortalıktan kayboluyor ve yaşamına Ortaçağ’da devam ediyor. Arplar insanlık kadar eski bir geçmişe sahip. Çeng de aslında küçük, açılı bir arp. Arpın yerel, tarihsel ve bölgesel bir versiyonu ama bildiğimiz arplar gibi kapalı bir formu yok. Bir kasnak, göğe doğru yükselen bir gövde ve ses haznesi ile kasnaklar arasında gerilmiş teller var.

- Çalış biçimi olarak benziyor mu? Arp çalanlar için daha mı kolay çeng çalmak?

Arp tekniği bilmenin çeng çalmaya çok faydası var. Ama Batı arpı sekiz parmakla çalınıyor, çeng ise altı parmakla. Yani tamamen arp tekniği ile çalamazsınız. Bir de çeng yere oturularak çalınıyor, iskemle üzerine adapte olabilecek gibi bir şey değil. Bu da başlı başına bir olay zaten. Onu öğrenmek de zaman alıyor. Ben ilk başlarda çok zorlandım mesela.

“Konserde ağırlığı ilahiye verdik”

- Neler var konser serisinin içeriğinde?

Albümdeki fikirden yola çıktık. Albümde kimi zaman çengi tek başına solo çalgı olarak vermeye çalışmıştık çünkü çengin “başka bir zamandan gelen bir ses” gibi bir tınısı var. Aynı zamanda şekli başı eğik bir âşık figürünü andırdığı için Ortaçağ kültürü içinde şiirlere, tasavvufi metinlere
çokça ilham vermiş. O sebeple ilahiler vardı albümde birkaç tane. Ayrıca benim bestelerim, Bora Uymaz’ın, İranlı bir bestekarın besteleri vardı. Klasik kemençe, tambur, ud, lavta, kudüm, geleneksel perküsyon, ney gibi aletlerin olduğu Türk müziği şarkılarıyla çengi eşleştirmeye çalışmıştık. Konser programımızda da albümden ilhamla ramazana uyarladık. Bir neyzen, bir udi, bir okuyucu, bir çeng ve ritimden oluşan beş kişilik bir ekibimiz var. Ağırlığı ilahiye verdik ve ilahi miktarını artırdık, biraz tasavvuf üzerine düşündürmek istedik.

- Çeng ile ne tarz müzikler yapılabiliyor?

Ne isterseniz yapabilirsiniz aslında ama tabii ki ilkel ve kadim bir çalgı olduğu için çok kabuğunun dışına çıkaramayabilirsiniz. Arındırıcı bir sesi var. Dolayısıyla tasavvuf müziğine çok uygun. Ama mesela ben daha önce çengle iki proje daha yaptım. Biri elektronik müzik bestecisi Erdem Helvacıoğlu ile “Alemi Aksi Seda” isimli bir projeydi. Diğeri Tekfen ile yaptığım hem batı arpının hem de çengin birlikte olduğu bir konçertoydu.

“Daha çok yurt dışında çalıyorum”

- Arp enstrümanı için Türkiye’de imkanlar nasıl?

Mesela ben Türkiye’de yaşıyorum ama daha çok yurt dışında çalıyorum. Türkiye’de imkanların geliştiğini söyleyemeyiz. Kültürümüz eksik değil aslında, bunun kültür-sanat hayatımızın temelindeki eksikliklerden kaynaklandığını düşünüyorum. Kültür politikalarımızda eksiklikler var.

- Eğitim almak isteyenler ne yapabilir?

Arp Sanatı Derneği’mizin web sitesi var, oradan yönlendiriyoruz en yakın yere. Ben kısa vadede başka bir çözüm de düşünüyorum. Bizden çıkan müzikleri kitaplaştırmak. Bir yandan da videolarını yapıp insanların amatör olarak çalmasını sağlayabilecek bir yayın çalışmasına girmek istiyorum. Tabii bir de konservatuarlar da var eğitim veren.

- Yeni projeleriniz var mı?

Dernek olarak sosyal içerikli çalışmalarımız var. Suça meyilli çocuklarla “Müzik Ritmini Bul” isimli bir proje gerçekleştireceğiz. Cafe Tango isimli grubumuzla projeler yapıyoruz. Ocakta çıkardığımız “Şimdi Ensemble” albümümüzün konserleri devam ediyor. -


©Copyright 2016 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.