EkonomiRSS
11.07.2011 - 10:26 | Son Güncelleme: 11.07.2011-10:28

"Cari açığın sebebi tüketim"

Sitene Ekle

Merkez Bankası Danışmanı Zafer Yükseler’in hazırladığı çalışmada, son dönemde yükselen cari açığı, hızlı büyümeye bağlamanın gerçekçi olmadığı belirtildi ve büyümenin de temeline oluşturan tüketimin etkisine dikkat çekildi.

Çalışmada, "2005–2010 döneminde, Türkiye’de cari işlemler açığının yükselmesinin temel nedeni tasarruf oranındaki düşüş. Bu durum, yurtiçi talep ağırlıklı büyüme stratejisi uygulayan Yunanistan, İspanya, İtalya ve ABD gibi ülkelerde de açıkça görülmektedir" değerlendirmesine yer verildi.

Dış dengede 2010’da gözlenen bozulmanın süreceği tahmin edilen çalışmada, "Böyle bir durumun, halen cari açık konusunda 15 ülkeden farklı konumda bulunan Türkiye’nin uluslararası piyasalardaki pozisyonunu zayıflatacağı ve ülke açısından risk oluşturacağı düşünülmektedir" tespiti yapıldı.

Merkez Bankası Danışmanı Yükseler’in "Türkiye’nin Karşılaştırmalı Cari İşlemler Dengesi ve Rekabet Gücü Performansı (1997–2010 dönemi)" konulu çalışması, bankanın internet sitesinde yayımlandı.

Çalışmada, 1997–2010 döneminde Türkiye’nin dış ticaret ve cari işlemler dengesindeki gelişmeler ve etkileyen faktörler irdelendi.

Cari işlemler dengesi performansını değerlendirebilmek amacıyla da ülkenin dış ticareti içinde önemli payı bulunan ve uluslararası piyasalarda rakip konumdaki 15 ülkenin performansıyla karşılaştırma yapıldı. Bu ülkeler, Almanya, İtalya, Fransa, İspanya, İngiltere, Yunanistan, Japonya, Rusya, Polonya, Çin, Güney Kore, Tayland, Malezya, Brezilya ve ABD olarak belirlendi. 15 ülke geneline ilişkin verilen oran ve değerler, bu ülkelerin ilgili yılda Türkiye ile yaptıkları toplam dış ticaret hacmi içindeki payları dikkate alınarak hesaplandı.

TÜRKİYE’DE CARİ AÇIK, 2005-2010 DÖNEMİNDE YÜKSELDİ

Çalışmaya göre, 1997-2010 döneminde cari işlemler dengesi, mal ticareti dengesine bağlı hareket etti ve Türkiye bu dönemde kronik olarak cari işlemler açığı verdi. Bu dönemde, cari açık, GSYH’nin ortalama yüzde 2,9’u oranında seyretti.

Uluslararası piyasalarda, başta enerji olmak üzere, temel mal fiyatlarındaki yükselme, ekonomideki canlanma, rekabet gücündeki zayıflama ve uluslararası likidite bolluğunun finansman imkanlarını artırması, 2005’ten itibaren Türkiye’de cari açığın yükselmesine neden oldu. 1997–2004 döneminde GSYH’nin yüzde 1,1’i kadar olan cari işlemler açığı, 2005–2010 döneminde yüzde 5,2’ye çıktı.

Türkiye’nin performansı söz konusu 15 ülkeyle karşılaştırıldığında, bu ülkelerin 1997-2010 döneminde ortalama yüzde 1 cari işlemler fazlası verdiği görüldü.

Türkiye’de cari açığın yüzde 5,2’ye yükseldiği 2005-2010 döneminde, 15 ülke genelinde cari işlemler dengesi fazla vermeye devam etti ve fazlanın GSYH’ye oranı yüzde 1,6’ya çıktı.

Söz konusu dönemde, Çin, Almanya, Malezya ve Japonya’nın cari işlemler dengesi fazlası/GSYH oranı yükseldi. Rusya, Tayland ve Güney Kore’nin cari işlem fazlalarının GSYH’ye oranında ise sınırlı bir azalış gözlendi.

Türkiye gibi cari işlemler açığı/GSYH oranı hızla artan ülkeler arasında, Yunanistan (yüzde 11,5), İspanya (yüzde 7,7) ve ABD (yüzde 4,6) ilk sıralarda yer aldı.

"BÜYÜME ZAYIFLADI, ANCAK CARİ AÇIKTA BOZULMA SÜRDÜ"

Büyüme ile cari işlemler dengesi arasındaki bağın irdelendiği çalışmaya göre, 1997–2010 döneminde, yıllık ortalama GSYH büyüme hızı 15 ülkede yüzde 3,5, Türkiye’de ise yüzde 3,8 olarak gerçekleşti. Bu dönemde, Türkiye’de büyüme açısından üç farklı eğilim gözlendi. 1997–2001 döneminde, Asya-Rusya krizleri, Marmara depremi ve Şubat krizi nedeniyle Türkiye’de istikrarsız bir büyüme süreci yaşandı ve ortalama yıllık GSYH büyüme hızı yüzde 1 civarında kaldı. 2002–2006 döneminde, ortalama yıllık GSYH büyüme hızı yüzde 7,5’e yükseldi, 2007–2010 döneminde ise bu oran yüzde 2,3’e geriledi.

Aynı dönemlerde, 15 ülke genelinde ortalama büyüme hızı ise sırasıyla, yüzde 2,7, yüzde 4,0 ve yüzde 3,7 oldu.

Cari işlemler dengesi açığının GSYH’ye oranı, bu dönemlerde, Türkiye’de sürekli yükseldi ve sırasıyla, yüzde 0,5, yüzde 3,4 ve yüzde 5,1 olarak gerçekleşti. Aynı dönemlerde, 15 ülke genelinde cari işlemler dengesi fazla verdi ve fazlanın GSYH’ye oranı sırasıyla, yüzde 0,3, yüzde 1,2 ve yüzde 1,5 oldu.

2007–2010 döneminde, ekonominin büyüme performansı zayıflarken, Türkiye’de cari işlemler dengesindeki bozulmanın sürdüğü, 15 ülke genelinde ise cari işlemler dengesi performansının daha da iyileştiği gözlendi.

"TÜRKİYE, KISMEN AYRIŞMAYA BAŞLADI"

Türkiye’de cari işlemler açığına ilişkin veriler, büyüme hızındaki artışın cari işlemler açığını yükselttiği, ekonomik daralma dönemlerinde ise ithalatla birlikte cari işlemler açığının azaldığına işaret ediyor. Bu eğilim, gerek ekonomi çevrelerinde gerek toplumda, "cari açığın hızlı büyümenin bir sonucu olduğu" kanısını yerleştirdi.

15 ülke verisi incelendiğinde, sadece büyümenin değil, büyümenin kaynağının da cari açık açısından önemli olduğu görülüyor. Nitekim genelde dış talebe dayalı büyümenin ağırlıklı olduğu Çin, Güney Kore, Malezya, Tayland ve Almanya gibi ülkelerde yüksek büyüme hızlarının, cari işlemler açığına yol açması söz konusu değil. Ancak, genelde yurtiçi talebe dayalı büyümeyi benimseyen, Yunanistan, İspanya, İtalya ve ABD gibi ülkelerde, büyüme hızındaki yükseliş cari açıktaki yükselişi de beraberinde getiriyor.

1997-2010 döneminde Türkiye’nin büyüme ve cari açık performansı incelendiğinde, Türkiye’de yurtiçi talebe dayalı büyüyen ülkelerin özelliklerinin hakim olduğu görülüyor. Ancak, 2006 yılı sonrasında ortalama büyüme hızı düşerken, cari işlemler açığı/GSYH oranının yüksek seviyede kalması, Türkiye’nin bu ikinci gruptan da kısmen ayrışmaya başladığına işaret ediyor.

Çalışmada, "Türkiye’nin gerek ortalama yıllık GSYH büyüme hızı gerek göreli büyüme performans endeksinin eğilimi dikkate alındığında, cari işlemler dengesindeki bozulmanın kaynağı olarak, Türkiye’nin 15 ülkeye göre daha hızlı büyüdüğünü ifade etmek gerçekçi görülmemektedir" tespitine yer verildi.

TASARRUF AÇIĞI, YATIRIMDAN ÇOK TÜKETİMDEN KAYNAKLANIYOR

Cari işlemler performansında önemli faktörlerden yatırım ve tasarruf oranlarına bakıldığında da Türkiye’deki tasarruf açığı dikkati çekti.

Çalışmaya göre, 1997–2010 döneminde, 15 ülke genelinde yatırımların GSYH’ye oranı, ortalama yüzde 21,7 iken, Türkiye’de oran yüzde 19,6 oldu.

Sözkonusu dönemde, tasarrufların GSYH’ye oranı da 15 ülke genelinde yüzde 22,7, Türkiye’de yüzde 17,8 olarak hesaplandı.

Alt dönemler itibariyle, yatırım ve tasarruf oranları incelendiğinde, 2005–2010 döneminde, 15 ülke genelinde tasarruf fazlasının arttığı, Türkiye’de ise tersi bir eğilim yaşandığı ve önemli bir tasarruf açığının ortaya çıktığı görüldü. Tasarruf açığı, yatırım oranının yükselmesinden çok tasarruf oranının gerilemesinden kaynaklandı.

2005–2010 döneminde, 15 ülke içinde tasarruf oranındaki gerileme dolayısıyla tasarruf/cari işlemler dengesi açığı artan ülkeler, sırasıyla, Yunanistan, İspanya, Fransa, İtalya ve ABD oldu.

Türkiye’de hanehalkı ve firmaların tasarruf etme eğilim ve olanaklarının, son yıllarda, önemli ölçüde zayıfladığı gözleniyor. Hane halkı borçluluğundaki artış ve firmaların işletme artığı (işletme faaliyetlerinden elde edilen gayrisafi gelir) elde etme kapasitelerinin zaman içinde azalması, ekonomi genelinde tasarruf oranlarının yetersiz kalmasına neden oluyor.

2003 yılında hane halkı borcunun GSYH’ye oranı yüzde 3 iken, 2010’da yüzde 17,3’e yükseldi. Sanayi ve hizmetler sektörü genelinde, 2002 yılında işletme artığının ciroya oranı yüzde 23,4 düzeyindeydi, oran, 2008’de yüzde 15,3’e geriledi.

Çalışmada konuya ilişkin şu tespitlere yer verildi: "Türkiye’de, yüksek büyüme için tasarrufların yetersiz olduğu, bu nedenle yüksek büyüme dönemlerinde cari işlemler açığı verilmesinin normal olduğu görüşü hakim bulunmaktadır. Ancak, bu görüşün arka planında, yüksek büyüme dönemlerinde yatırım oranının arttığı, tasarruf düzeyinin ise bu yatırımları karşılamakta yetersiz kaldığı inancı yer almaktadır.

Sadece yıllık verilere bakıldığında, bu görüşü desteklemek söz konusu olabilir. Ancak, 1997–2010 dönemi yatırım ve tasarruf oranları incelendiğinde, cari işlemler dengesindeki bozulmanın arka planında, büyük ölçüde tasarruf oranındaki gerilemenin etkili olduğu görülmektedir. Nitekim bu durum, 2005–2010 döneminde Türkiye’de ve yurtiçi talep ağırlıklı büyüme stratejisi uygulayan Yunanistan, İspanya, İtalya ve ABD gibi ülkelerde de açıkça görülmektedir."

"TEMEL NEDEN, TASARRUFTAKİ DÜŞÜŞ"

Çalışmaya göre 1997–2010 döneminde, 15 ülke ile Türkiye’nin cari işlemler dengesi performansı karşılaştırıldığında şu iki nokta ön plana çıkıyor: "Birincisi, Türkiye’nin tasarruf oranının düşük olması ve son yıllarda bu oranın gerilemesidir. Özellikle, 2005–2010 döneminde, 15 ülke genelinin aksine, Türkiye’de cari işlemler açığının yükselmesinin temel nedeni tasarruf oranındaki düşüştür. Finansman imkanlarındaki artış ve tüketicilerin finansman kaynaklarına erişiminin kolaylaşması, tüketici kredilerini ve hanehalkı borçluluğunu artırmış ve kişilerin tasarruf eğilimlerini zayıflatmıştır.

İkinci husus, incelenen dönemde Türkiye 15 ülkeye, özellikle yükselen piyasa ekonomilerine, karşı rekabet gücü kaybetmiştir. Bu durum, yükselen enerji ithal faturasına ek olarak, enerji-dışı ithalatta da artışa yol açmış, 15 ülke piyasalarına yönelik ihracatımızı ise olumsuz etkilemiştir."

"İTHALAT ARTIŞINI YAVAŞLATMAK OLDUKÇA GÜÇ GÖZÜKÜYOR"

Dış dengede 2010’da gözlenen bozulmanın, 2011 başlarında güçlenerek devam ettiği kaydedilen çalışmada, şu değerlendirmeler yapıldı: "Mevcut iç ve dış ekonomik konjonktür ile firmaların yatırım tercihleri dikkate alındığında, dış dengedeki bozulmayı tetikleyen ithalat artışının yavaşlatılmasının oldukça güç olduğu görülmektedir. Ekonominin rekabet gücü kaybı nedeniyle yerli ve yabancı firmaların döviz kazandırıcı alanlara yatırım yapmaktan kaçındıkları, genelde dış ticarete konu olmayan konut, gayrimenkul, alış veriş merkezi, ofis binası, iletişim ve enerji gibi yatırım alanlarını tercih ettikleri görülmektedir.

Bu yatırım tercihleri ve tüketicilerin yüksek teknolojili tüketim ürünleri satın alma eğilimleri birlikte dikkate alındığında, önümüzdeki dönemde de dış dengedeki bozulmanın süreceği tahmin edilmektedir. Böyle bir durumun, halen cari açık konusunda 15 ülkeden farklı bir konumda bulunan Türkiye’nin uluslararası piyasalardaki pozisyonunu zayıflatacağı ve ülke açısından risk oluşturacağı düşünülmektedir."

2011 BAŞINDAN BU YANA CARİ AÇIĞIN SEYRİ

A.A muhabirinin ödemeler dengesi verilerinden yaptığı derlemeye göre, 2009 sonunda yaklaşık 14 milyar dolar olan cari açık, 2010 yılı sonunda 47,6 milyar dolara çıktı. 2011 yılı itibariyle cari açıkta artış hızının sürmesi nedeniyle ekonomi yönetimi soğutma tedbirlerini hayata geçirmeye başladı. Cari açığın yılın son çeyreğinden itibaren baz etkisi nedeniyle iyileşme sürecine girmesi bekleniyor ancak yılsonu beklentisi, açığın 60 milyar doları aşacağı yönünde.

Cari açık, Ocak-Mayıs döneminde 37 milyar 274 milyon dolara ulaştı. Aylar itibariyle açığın seyri; Ocak’ta 6 milyar 79 milyon dolar, Şubat’ta 6 milyar 138 milyon dolar, Mart’ta 9 milyar 745 milyon dolar, Nisan’da 7 milyar 680 milyon dolar, Mayıs’ta ise 7 milyar 753 milyon dolar oldu.

 


En son çıkan oyunları mı merak ediyorsunuz? Oyun tutkunları buraya!

Etiketler: ABD
Yorum Yazın
Gönder
Detaylı Ara
En Çok Konuşulan Haberler
İMKB 10079.417 %-0.10
Deger%
MRTGG0.3011.11
USAS0.8610.26
GEREL1.4310.00
ANSA0.969.09
SKPLC0.878.75
Tümü »

Bir akarsuyun suyunu topladığı alan hangisidir?
©Copyright 2011 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.
İlginizi ÇekebilirX