Pazar

02.06.2013 - 02:30 | Son Güncelleme: 02.06.2013-2:30

“Foto muhabirleri çok üşürdü”

1908-2013 yılları arasında çekilmiş basın fotoğraflarından oluşan “Basın Fotoğrafçılarından-1 (1908-2013)” sergisi ile foto muhabirlerinin kişisel fotoğrafları ve portrelerinden oluşan “Biz Foto Muhabirleri Çok Üşürdük” 3 Eylül’e kadar İstanbul Fotoğraf Müzesinde

Sitene Ekle

Aydil Durgun / aydil.durgun@milliyet.com.tr

Biliyoruz, siz bu gazeteyi elinize alıp sayfalarını karıştırırken o sayfada kalıp kalmama kararınızda en etkili olan şeylerden biri fotoğraflar. Sayfadaki fotoğraf bir şekilde ilginizi çekmeyi başardıysa o sayfada ne var acaba diye okumaya başlıyorsunuz.
Bazen bizim satırlarca yazıp da anlatmaya çalıştığımız bir şeyi tek bir fotoğraf karesi öyle güzel anlatıyor ki... Bu başarı şüphesiz objektifin arkasında duran, doğru anda parmağını deklanşöre götüren foto muhabirlerine ait.  
İki yıl önce Fatih Belediyesi ve Fotoğraf Dostları Derneği’nin katkıları ile açılan Kadırga’daki İstanbul Fotoğraf Müzesi yaz boyunca foto muhabirlerine saygı duruşu niteliğinde olan iki sergiye ev sahipliği yapacak. İlki 61 fotomuhabirinin 120 fotoğrafının yer aldığı  “Basın Fotoğrafçılarından-1 (1908-2013)”. Adından da anlaşılacağı üzere bu sergi 1908 yılında bir fotoğrafla başlıyor ve kronolojik olarak günümüze kadar geliyor. Sonundaki “1” ise devamını getirme umuduyla konmuş. Sergide Vahdettin’in tahta çıkış töreninden Mustafa Kemal’in Kocatepe’deki meşhur fotoğrafına, 6-7 Eylül olaylarından
87 yılında Pendik’te gerçekleşen ve anlaşıldığı üzere çok canlar yakan bir gecekondu yıkımına kadar tarihe tanıklık etmiş birçok kare var. Ancak burada ilk kez başrolde olaylar değil foto muhabirleri var. O yüzden de her fotoğrafın altında onu mümkün kılan foto muhabirinin biyografisi yazıyor. Bu sergiyi mümkün kılan isim ise Fotoğraf Müzesi’nin küratörü üstlenen Cengiz Kahraman. Kendisi de bir koleksiyoner olan, özellikle 1908-1950 yılları fotoğrafları ile ilgilenen Kahraman’ın koleksiyonundan bazı fotoğraflar da bu sergide yer alıyor.

“Silahşörlerin tek mermisi gibi tek karede fotoğraf”
İkinci sergi “Biz Foto Muhabirleri Çok Üşürdük”de ise objektifin arkasında olan foto muhabirleri fotoğrafın konusu oluyor bu kez. Foto muhabirlerinin kişisel fotoğraflarından ve portrelerinden oluşan 40 karenin yer aldığı bu serginin adı her şeyi anlatıyor zaten. Kimi zaman habere ulaşmak için at sırtında saatlerce yolculuk edip dağ başında günler geçirenler ya da tek bir kare fotoğraf için soğuk bir kış gecesinde sabahı zor edenler... Örnekleri çoğaltmak mümkün. Dijitale geçişle işleri bir nebze olsun kolaylaşan foto muhabirlerinin geçmişte işleri çok daha zordu. “15 karelik filmler veriliyordu.
15 karede çekebilirsen çek. Silahşörler tek mermi ile övünür ya fotoğrafçılar da tek karede çekmekle övünürlerdi eskiden. Tek karede doğru anı, doğru ışığı, kadrajı yakalamalısın” diye anlatıyor Kahraman: “Foto muhabirleri için daha fazla sergi yapmak gerekiyor. Yalnızca günümüz foto muhabirleri değil, geçmişte unutulmuş birçok insan var. Bu sergi dolayısıyla Cumhuriyet’e gidip Namık Görgüç’ün dosyasına bakmak istedim ama bir dosyası yoktu mesela. Bazılarının fotoğrafları kendisinde de yok, gazete arşivinde de... Kimisinin fotoğrafları evinin bir köşesinden duruyor. Mesela sergide de yer alan Ethem Tem, aynı zamanda kameraman. Kurtuluş Savaşı’na ait filmleri Ethem Bey öldükten sonra karısı lavabonun altına koymuş. Yıllarca orada kalmış ve bozulmuş gitmiş.”

Tarihin belki de ilk atlatma haberi

Kahraman bu fotoğrafın hikayesini şöyle anlatıyor:
“3 Temmuz 1918’de Vahdettin’in cülus töreni yapılıyor. Basın içeri alınmıyor. Gazeteden bu olayla ilgili fotoğraf  getirene büyük
ödül verileceği söyleniyor.
Foto muhabiri Münir Hayri Bey Topkapı Sarayı’nın önünde beklerken yanında duran sakallı bir adamın yardımı ile tesadüfen saraya girmeyi başarıyor. Şansı yaver gidiyor ve sarayın fotoğrafçısı Boğos Tarkulyan, herkesin bildiği ismiyle Febus Efendi ile beraber fotoğraf çekimine katılıyor. Febus Efendi onu asistanı gibi kullanıyor. Çektikçe cam negatifleri ona veriyor. Münir Hayri Bey de bu cam negatiflerden birini alıp gazeteye gidince büyük haber oluyor. Fotoğrafı basıyorlar fakat polis gazeteye baskın yapıyor. Münir Hayri Bey bir gün karakolda kalıyor. Sonra Vakit gazetesinin ileri gelenleri araya giriyor, dışarı çıkmasını sağlıyor. 25 lira da ödül alıyor bu atlatma haber ile.”

Galata Rıhtımı’nda sabaha karşı Troçki’nin İstanbul’a ayak basmasını bekleyen dört foto muhabiri (sağda).


Etiketler:
©Copyright 2013 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.