Pazar
16.04.2017 - 02:30 | Son Güncelleme: 16.04.2017-2:30

“Helikopterin havada bir anı boş geçmez”

Türk Polis Teşkilatı’nın 172’nci kuruluş yıldönümünde sadece başımızı göğe kaldırdığımızda gördüğümüz hava polisleriyle bir araya geldik. Öğrendik ki halk arasında Kara Şahin olarak bilinen Sikorsky ve Bell 429’ların bir saniyesi boş geçmiyor

Sitene Ekle

GİZEM COŞKUNARDA / gizem.coskunarda@milliyet.com.tr

Bir süredir birbirimize şu soruyu sorup duruyoruz: “Yine helikopter geçiyor, bir şey mi var?” Merak etmeyin, bir şey yok. Polis helikopterleri bilinenin aksine sadece bir olaya intikal etmek için uçuş yapmıyor. Bazen sadece kara trafik ihlallerini yukardan kontrol ediyor, bazen de bir devlet büyüğüne eskortluk ediyor. İhtiyaç dahilinde ise terör ya da narkotik operasyonlarında yine diğer birimlere destek sağlıyor.

Kimdir havacı polislerimiz? Yüksek risk kapsamındaki mesleklerinin zorlukları nelerdir? Gökyüzünden takip ettikleri operasyonlarda ne gibi durumlarla karşılaşırlar? Tüm bu soruların cevaplarını almak için Türk Polis Teşkilatı’nın 172’nci yıldönümünde, İstanbul Polis Havacılık Şube Müdürlüğü’nü ziyaret ettik ve şube müdürü Mehmet Tok ile konuştuk. Tok’a göre mesleklerinin hem fiziken hem de psikolojik açıdan yıpranma oranı yüksek olsa da yaşadıkları manevi tatmin hiçbir şeyle kıyaslanamaz.

Polis Havacılık Şube’nin görevleri nelerdir?

Doğrudan İl Emniyet Müdürümüz Sayın Dr. Mustafa Çalışkan’a bağlı olarak çalışıyoruz. Görevlerimiz operasyon uçuşları, destek uçuşları, eğitim uçuşları, bakım uçuşları ve diğer uçuşlar olarak ayrılıyor. Terörle mücadele, asayiş, güvenlik, istihbarat, personel ve malzeme nakilleri, keşif ve gözetleme, devlet büyükleri ve yabancı devlet büyüklerine eskort, foto film çekimleri, trafik kontrollleri gibi amaçlarla uçuşlar yapıyoruz. Ayrıca doğal afetlerde, yangınlarda aydınlatma ve güvenlik amaçlı, ihtiyaç durumunda ambulans olarak da görev yapabiliyoruz. Cenaze nakillerinde de gerekirse yine destek uçuş kapsamında görev yapıyoruz. Arama kurtarma uçuşlarında gece görüşlü termal kameramızla arama çalışmalarına destek oluyoruz. Koordinasyonu sağlayan birimlere doğru bilgiyi aktarmakla görevliyiz. Operasyona biz de katılıyoruz ama operasyonu biz yapmıyoruz.

Kullandığınız helikopterlerin türleri neler? 

İstanbul’da şu anda bir tane Sikorsky helikopterimiz ve üç tane Bell 429 model helikopterimizle görev yapmaktayız. Bell helikopterlerimiz son teknolojiyle uyumlu. İçinde online görüntü aktarma kabiliyeti olan kamera sistemleri ve aynı zamanda termal özelliği olan, halk arasında “plaka okuyan” diye tabir edilen kameraları mevcut. Gece büyükçe bir gemiyi aydınlatacak güce sahip. Sikorsky helikopterlerimiz yaklaşık 15 yolcu alabiliyor ve üç mürettabatla hareket ediyor. Bu helikopterlerin teknik bakımları da yine kendi personelimiz olan helikopter teknisyenleri tarafından burada yapılıyor. Büyük bakımlarımızı Ankara’da Havacılık Daire Başkanlığı’nda yapıyoruz.

İstanbul’da kaç personel görev yapıyor, dört helikopter yeterli mi?

İstanbul’da sayı olarak yeterli personel ve helikopterimiz bulunuyor. Dört helikopter şu an İstanbul’a yetiyor. Bunun yanında ihtiyaç duyduğumuz anda Havacılık Daire Başkanlığı ihtiyacımız olan helikopteri bize en kısa sürede yollayabiliyor. 

“Kara ekipleri çektiğimiz görüntüleri izleyebiliyor”

İstanbul’u bir ucundan diğer ucuna, ne kadar sürede tarayabiliyor helikopterler?

Silivri’den Tuzla’ya kadar bir saatte kontrol uçuşu yapabiliyoruz. Özellikle trafik kontrollerimiz oluyor.

Nasıl gerçekleşiyor trafik kontrolleri?

Karada görev yapan trafik ekipleri, çektiğimiz görüntüleri izleyebiliyor. Aynı zamanda helikopterde rütbeli bir trafik müdürü, müdür yardımcısı ya da komiser bulunabiliyor. Aşağıdaki trafik ihlallerini en yakın trafik ekiplerine bildiriyoruz.

Emniyet şeridini gereksiz kullananları görebiliyorsunuz o halde.

Onların hepsini video kayıtlı ve görüntülü olarak tespit ediyoruz. İstanbul’un yoğun bir trafiği olduğundan dolayı bu ihlalleri normal uçuşlarımızda dahi takip edebiliyoruz. Bu sadece trafik değil, denizde sintine boşaltan bir gemi de olabiliyor, eğitim uçuşlarımızda  ormanlık bölgelerde rastladığımız ekili araziler de. Helikopterin havadayken boş geçen bir saniyesi olmaz. Hiçbir şey yapmasa trafiği ve asayişi kontrol eder. 

En önemli desteği de gece uçuşlarında veriyorsunuz sanırım.

Katıldığımız gece operasyonları genelde terör ve narkotik operasyonları oluyor. Karanlıkta kaçma veya kaçma şüphesi olanları takip ederek aydınlatma desteği veriyoruz. Termal kamerayla ve normal görüntülerle operasyona yardımcı oluyoruz. Son yapılan bir operasyonda, aşağıdan ekipler binanın etrafını sardı, helikopter havada bekliyor. O sırada şüphelilerden bir tanesi balkona çıktı ve etrafı karıştırmaya başladı. Helikopter kamerası zoom yaptı ve kişinin çekmeceden bir şeyler alıp yok etmeye çalıştığını kaydetti. Bu görüntülerin hepsi delil olarak kullanılıyor. 

“Karada yolu kaybedebiliyorum”

Polis Havacılık, teşkilat genelinde gözde birim sanırım.

Ne kadar farkında değilim desem de bir ayrıcalığımız olduğunu düşünüyorum, üniformamız bile farklı. Bu zaten sivilde de böyledir, havacılık, pilot denildiği zaman herkes farklı bir gözle bakar. 

Uzun yıllar İstanbul’u kuşbakışı seyrediyorsunuz. Aynı yerleri karada gezmek nasıl bir duygu?

Mesela ben havadan bakınca Sultanahmet neresi bilirim. Hangi ilçedeyiz onu da bilirim ama karadayken buradan Bağcılar’a gitmek istesem kaybolurum aynı adresi havadan direkt bulurum.

“Eşlerimize plan yazıyoruz”

Yüksek riskli bir iş yapıyorsunuz. Aileniz alıştı mı mesela, bu durumlara alışılabiliyor mu?

Alıştıklarını zannediyordum ama alışmak kolay mı? İl dışı uçuşlara gittiğimiz zaman “Biz indik” diyeceğimiz telefonumuzu beklerler. Sivil Havacılık kuralları gereği plan sunmak vardır. “Şuradan kalkacağım, ineceğim birinci meydan burası, buraya inemezsem, ikinci meydanım burası” gibi plan yazarız. Biz de eşlerimize telefonda plan yazıyoruz açıkçası.

Yukarıdan her şeyi çok daha net görüyorsunuz. Yaşanan trajik olaylar psikolojik olarak yıpratıyor mu? 

Havacılığın fiziki olarak yerçekimi ve hava basıncından dolayı yıpranma payı daha yüksek. Bir yandan da mesleki olarak olumsuz vakalarla karşılaşıyoruz ama bunun yanında İstanbul’un güzelliklerini havadan görebilmenin bir ayrıcalık olduğunu düşünüyorum. 

Bu kadar yıl içinde başınıza gelen ilginç olaylar olmuştur.

Bir gece saat 2’de telefonum çaldı, bir meslektaşımızın, bir başkomiserin Terkos Gölü’nde kaybolduğu haberi geldi. Jandarma bulmak için yardım istiyordu, haber merkezinden bana durumu bildiren kişinin söylediği isim çocukluk arkadaşımdı. Gece hemen olay yerine gittik, o kadar rüzgarlı bir havaydı ki tüm uçuş limitlerini zorlayarak iki saatten fazla aradık. O gece bulamadık, sonra yine gittik aramak için, bir sonraki gün cenazesine gitmek kısmet oldu.


©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.