Cumartesi
18.03.2017 - 02:30 | Son Güncelleme: 18.03.2017-2:30

“Hiçbir işimde mahcup olmadım”

16 yıl sonra geçtiğimiz sene “Sek’iz” albümünü çıkaran ve yeni klibi yayınlanmaya başlayan Ayşegül Aldinç’in oyuncu, yazar, seramik sanatçısı gibi farklı kimlikleri de var. Aldinç: “Hiçbirinde de mahcup olmadım Allah’a şükür. Hayat sandığımız kadar uzun değil ama isteyince ve çalışınca içine birçok şey sığdırabiliyorsunuz”

Sitene Ekle

ÖZGE TABAK - ozge.tabak@milliyet.com.tr

Yılların eskitemediği, hepimizin acı tatlı anılarına, duygularına eşlik eden şarkıların sesi Ayşegül Aldinç 16 yıl sonra çıkardığı “Sek’iz” albümüyle geçen sene geri döndü. Geçtiğimiz günlerde de Yüksek Sadakat ile olan “Aşk Gelince” şarkısının klibi yayına giren Aldinç, albümdeki diğer şarkılara da klip çekmeyi düşünüyor. Son günlerde bir sinema filmine evet diyen sanatçı bir yandan da heyecanla bu filmi bekliyor... Cihangir’deki evinde bizi karşıladığında görüyorum ki yıllardır değişmeyen güzelliğiyle adeta şarap gibi deyişinin canlı kanıtı Aldinç. Sanatçıyla projelerini ve neler yaptığını konuştuk.

- “Sek’iz” albümünden şimdi de Yüksek Sadakat ile olan “Aşk Gelince” şarkınızın klibi yayında. Kariyerinizde nasıl bir yere koyuyorsunuz bu albümü?

“Sek’iz” bir proje albüm her şeyden önce. Bugüne kadarki albümlerim sanatçı arkadaşlarımın besteleri, sözleri ve düzenlemeleriyle oluşmuştu. Bu albüm seslerimizi buluşturması açısından çok daha farklı ve şenlikli oldu. Şimdiye kadarki en iyi albümlerimden biri, gönlümün ve müzik kariyerimin çok farklı bir köşesine koyuyorum.

- Mabel Matiz, Göksel, Eflatun, Harun Tekin gibi farklı tarzlarda söyleyen isimlerin ne gibi katkıları oldu albüme?

Hepsi birbirinden şahane insanlar. Kendime yakın bulduğum, müziğini, tarzını sevdiğim müzisyen arkadaşlarımla bir arada olmak ve bu albümü yaratma süreci müzik yaşantımın yakın zamandaki en değerli anlarını oluşturdu. Beni ve onları seven kitleyi buluşturması açısından bu ayrıca önemliydi. Bu denli ilgi gösterdikleri ve sahiplendikleri için teşekkür ediyorum.

- Son dönemde düet albümlerde ve eski şarkılara yönelik proje albümlerde bir artış görüyoruz. Siz bunu neye bağlıyorsunuz?

Yaşadığımız, tanıklık ettiğimiz zamanın duygusu ve yaşam tarzı bir şekilde yapılan işlere yansıyor. Bu kaçınılmaz. Geçmiş, adı üstünde geçmiş ve kaç yaşında olursa olsun çoğunluk, mutluluğuna da hüznüne de altlık eden yılların müziğini dinlemek istiyor. O yıllar daha sakin, zamanın bu denli hızlı olmadığı zamanlardı. Aşk meşk ilişkilerinde de ilişki değeri daha yüksekti. Çünkü iki tarafın birbirine ulaşması zaman aldığı için daha değerliydi. Bütün bu faktörler zamanın ruhunu, sadece müzik değil, yapılan her işe yansıtıyor. 

- Sıradaki klip Kenan Doğulu ile ortak çalışmanız olan “Kendisi” şarkısına gelecekmiş.

Evet. Berdan Güzel ve ekibiyle çalışıyoruz. Kenan benim müziğine, sahnesine oldum olası hayranlık duyduğum dostum. Kişilik olarak da çok severim; canımdır benim. Klibin de çok beğenileceğine eminim.

“Alternatif müzik egemen olacak”

- Gelecek projeler için düet yapmak isteyeceğiniz, tarzını, sesini beğendiğiniz isimler var mı?

Olmaz olur mu? Hayranlıkla dinlediğim, şarkılarını sevip keşke bunu ben söyleseydim dediğim sanatçı arkadaşlarım var. Bu düet albüm projesini tuttu diye gelenek haline getirirmek kendini tekrara girmez mi? Ama yapmazsam da aklımın kalacağı isimler var. Bilemedim şimdi. Dur kafam karıştı...

- Pop müzik dendiğinde yıllardır akla ilk gelen isimlerden biri olarak müzik piyasasının yakın gelecekte hangi yöne doğru ilerleyeceğini, nelerin öne çıkacağını düşünüyorsunuz?

Gidişat alternatif müziğin egemen olacağını düşündürüyor. Yepyeni müzisyenlerle tanışıyoruz. Çok destekliyorum ve takdirle izliyorum. Tabii ki “eller havaya” şarkılar da olacak. Olmaması eşyanın tabiatına aykırı.

- Çıkış şarkınız “Durum Leyla” da çok dinlenen şarkılardandı,  albüm de öyle... Sizce başarılı, çok sevilip dinlenecek bir şarkının sırrı ne?

“Durum Leyla”nın sırrı Gökhan Türkmen’de. Çok duru, sakin, işini, ailesini seven ve sevenlerine çok saygılı bir güzel insan Gökhan. Kişinin duruşu, karakteri yaptığı müziğe de yansıyor illa. Bu yüzden şarkıları geniş kitleler tarafından beğeniyle kabul görüyor. İşin sırrını bence buralarda aramalıyız. Bu arada ikinci bebeklerinin adını da Leyla koydular. Ne güzel değil mi? İsmiyle yaşasın. Ailesiyle birlikte sağlıklı, mutlu ve başarılı bir geleceği olsun.

- İlgi ve gidişattan memnun musunuz?

Çok memnun ve mutluyum. Sekiz şarkılık bir albümde beşinci şarkıya klip çekmeye hazırlanıyoruz. O kadar güzel şarkılar paylaştılar ki benimle, sırayla hepsi kliplendirilmeyi hak ediyor. Tamamına çekebilirsek bu da benim için bir ilk olacak. Düşünüyorum valla...

- Müzik haricinde oyunculuk, yazarlık, seramik... Çok yönlüsünüz. Bu alanlar sizin için ne ifade ediyor?

Seramik, ilgiden ziyade bilgi konumunda. Eski adı Tatbiki Güzel Sanatlar olan Marmara Üniversitesi Seramik Fakültesi mezunuyum. Küçüklüğümden itibaren saydıklarınızın hepsine ilgi duydum. Yazma hevesim spor yazarı olan rahmetli babam Orhan Aldinç’e özenmemle başladı. İki ayrı ana akım gazetede 13 yıl köşe yazarlığı yaptım. Oyunculuk da ilk göz ağrımdı. Hiçbirinde de mahcup olmadım Allah’a şükür. Hayat sandığımız kadar uzun değil ama isteyince ve çalışınca içine birçok şey sığdırabiliyorsunuz.

- Yazın çekimlerine başlayacağınız bir sinema filmine evet dediniz. Nasıl bir projeyle beyazperdeye döneceksiniz?

Değerli yönetmen ve yapımcı Ömer Faruk Sorak’ın “Aşk Tesadüfleri Sever” filminin ikincisi çekilecek. Bir zamandır hayata geçmeyi bekliyor bu proje. Çeşitli dinamikler etken tabii bu bekleyişte. Gelişmeler olduğunda paylaşılacaktır. Ben de merak ve heyecanla bekliyorum.

“Kilo üzerinden iltifat da yergi de kaba”

- Fiziğiniz ve yıllardır değişmeyen güzelliğiniz hakkınızda okuduğum tüm yorumların ortak teması. Bu konuda tüyolarınızı alabilir miyiz?

Ah evet, bunun sorulmadığı bir röportaj ya da yayın yok. Bunu duymak gönendiriyor tabii insanı... Yıllar bana, ben kendime acımasız davranmadığımız için mutluyum tabii. Hep söylediğim gibi sihirli bir formül yok. Yedikçe zayıflamak mümkün olsaydı şahane olurdu o ayrı... Biraz dikkat, biraz genler, biraz teknolojinin sağladığı olanaklar ve her şeyden önce hareket etmek. Bir de “Merhaba nasılsın” yerine “Zayıfladın mı?” ya da “Kilo mu aldın sen?” hattından çıkılsa ne iyi olur. Kişilerin algısının insani değerleri yerine görünüşüne indirgenmesi, kilogram üzerinden iltifat ve yergi gayet kaba bir davranış biçimi...

- İstanbul’la, semtiniz Cihangir’le ilişkiniz nasıl?

Şehrimi seviyorum. İstanbul’da doğdum, büyüdüm. Geçen zaman içerisinde hunharca şekli, duygusunun değiştirilmeye çalışılması ve ne yazık ki başarılı da olunuşu içimi acıtıyor. Küçüklüğüm Cihangir’de geçti. Annem öğretmen olduğu için İstanbul’un çeşitli semtlerinde oturduk. Yıllardır da tekrar Cihangir’de oturmaktayım. Havam değişsin istediğimde Balat’a, Sultanahmet’e, tarihi bozulmamış semtlere gitmeyi tercih ediyorum. 


Etiketler:
Yorum Yazın
Gönder
©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.