04.11.2012 02:30 | Son Güncelleme:
ABDULLAH KARAKUŞ

‘İnsanımız idamı yeniden istiyor’

Başbakan Erdoğan, açlık grevi var diye Öcalan’ı eve göndermeyeceklerini söyleyerek, ‘Terörist başına idam verilmiştir ama insanımız kamuoyu araştırmalarında idam yeniden gelsin istiyor, biliyor musunuz?’ dedi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Öcalan’a uygulanan tecritin kaldırılması ve anadil önündeki engellerin kaldırılması talebiyle cezaevlerinde açlık grevi yapan PKK’lılar ile bunları destekleyenlere sert çıkarak, “Bunu bize şantaja dönüştürmeyin. Çünkü sizin söylemenizle, bu tür eylemi yapmanızla terörist başını oradan çıkartıp evine göndermeyiz. Bu ülkede on binlerce insanın ölümüne vesile olan bir terörist başına idam verilmiştir ama bu ülke maalesef birilerinin, bazı malum yerlerin baskılarıyla idamı dahi kaldırmıştır. Şu anda birçok insanımız kamuoyu araştırmalarında idam yeniden gelsin istiyor, biliyor musunuz?” dedi.
Erdoğan, Kızılcahamam’da düzenlenen Ak Parti 19. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nın açılışında 2 saat 20 dakika süren bir konuşma yaptı. Erdoğan’ın terör ve açlık grevleri konusundaki değerlendirmeleri şöyle:
ÖLÜME ZORLUYORLAR: Seçmeli ders olarak Kürtçe’yi okullara koyduk. Kaç kişi müracaat etti? 20 bin kişi. Bunları kalkıp da bölücü terör örgütü istedi diye yapmadık. Terör örgütünün dağa çıkardıklarını ölüme gönderdikleri yetmiyormuş gibi şimdi de cezaevinde olanları ölüme zorluyor. 
ÖCALAN’I EVİNE GÖNDERMEYİZ: Açlık grevinde olanlarla ilgili raporları alıyoruz; merak etmeyin. 900 küsürle başladı. Şu anda 600’lere falan düştü. Bunlar kontrolümüz altında. Sıkıntısı olan olduğu anda bütün sağlık mensuplarımız gerekli müdahaleyi yapıyorlar, yapacaklar. Buradan çağrı yapıyorum: Gerçekten samimi olarak böyle bir şeyin içerinde bulunanlar varsa siz bunu bize şantaja dönüştürmeyin. Çünkü biz sizin söylemenizle, bu tür bir eylemi yapmanızla terörist başını oradan çıkartıp evine göndermeyiz. Yok böyle bir şey. Bu ülkede on binlerce insanın ölümüne vesile olan bir terörist başına idam verilmiştir ama bu ülke maalesef birilerinin, bazı malum yerlerin baskılarıyla idamı dahi kaldırmıştır. İdamı kaldırmak suretiyle şu anda İmralı’da yatmaktadır.
VATANDAŞ İDAM İSTİYOR: İlginç olan şey şu. Şu anda birçok insanımız kamuoyu araştırmalarında idam yeniden gelsin istiyor; bunu biliyor musunuz? Niye? çünkü öldürülen ve onun yakınlarıdır canı yanan. Diğerinin canı yanmıyor. Diğeri işte gidiyor kebap partilerinde gününü gün ediyor.
İMRALI İSTEMİYOR: Bakın teröristbaşıyla ailesi ve yakınları görüşmek istediği sürece görüşmeye devam edebilir; engel yok. Ama avukatlar noktasında kenara koyun. Geçenlerde ailesi arzu etti gönderdik. Ve biz kendilerinin yasal hakkı neyse yakınlarını sürekli olarak gönderebiliriz. Kendisi istemiyor veya yakınları gitmiyor. Ne zaman isterlerse biz göndeririz. Bizim açımızdan hiçbir mani yok.
CANLARI BİZE AİT: Cezaevindeki her mahkum gibi açlık grevine gidenlerin de canı devlete aittir. Hassasiyetimizi koruyoruz. Hiç kimsenin durup dururken ölümüne seyirci kalmadık, kalmayız. TBMM İnsan Hakları Komisyonumuz gerekli adımları attı ama ölümler üzerinden hesap yapanların çözüm diye bir derdi yok. 
ŞU ANDA DA YİYORLAR: Bir taraftan sizler açlık grevini göndereceksiniz, zorlayacaksınız öbür taraftan kuzu kebap maşallah onu da götürceksiniz. Diyeceksiniz ki ‘bu 2 ay önceydi.’ Şu anda da restoranlarda, şuralarda, buralarda aynı şekilde yola devam ediyorsunuz.
MEDYADA ÇİFT YÜZLÜLER VAR: Şu anda ölüm orucu tutan yok ama bugün hâlâ bazı köşe yazarları bakıyorsunuz, ‘2 tane ölüm orucu tutan var’ diyor. Yok. Niye yalan söylüyorsun, köşelerinde bu yalanı yazıyorsun? Zaten sıkıntı medyadaki bu çift yüzlü davrananlarda. Bunlar dağla müşterek hareket ediyorlar.
FIRTINA OLURUZ: ’Başbakan gerilimden yana, çok sert’ diyorlar. Evet biz yumuşak başlıyız ama ne koyun ne kuzuyuzz.  Yeri geldiğinde bora oluruz, yeri geldiğinde eser fırtına oluruz.
ŞEFKAT ELİ AYRIM YAPMAZ: Şu anda bir milletvekilimizin yavrusu, (oğlu Diyarbakır’da dersane önündeki patlamada ölen Oya Eronat’ı kastediyor) o bomba olayında ebediyete intikal etmiştir. Bombalamanın emrini veren terörist öldürülmüştür. Fakat ailesine bu devlet yine sahip çıktı. Çocuklarından bir tanesi de hukuk fakültesini bitirirken ona da bursunu verdi. Bu devlet şefkat elini hiçbir zaman bu Kürt’tür bu Laz’dır bu Türk’tür asla biz böyle bir ayrıma gitmedik.
İŞSİZLİK OLMAZDI: 30 yıldır devam bu terör olaylarının ülkeye faturası 300-350 katrilyona ulaşmıştır. Bunlar olmamış olsaydı işsizlik diye bir sorun kalır mıydı? Sevgili Kürt kardeşlerim gelin bunlarla aranıza perdeyi koyun.
MERKEL’E SÖYLEDİM: Bunlar esrar tüccarı. Teröre kaynak aktarıyorlar. Sayın Merkel’e de bunu söyledim. ‘Bakın’ dedim; ‘Berlin’in göbeğinde çadır kuruyorlar, teröristbaşının resmini asıyorlar ve vatandaştan halktan para topluyorlar ve bu paralar terör örgütüne gidiyor.’
MELE MÜSVEDDELERİ: Zekat topluyorlar biliyor musunuz? Hac organizasyonu yapıyorlar. Ya Zerdüştün hac diye bir şeyi olur mu? Bunların İslam’la yakından uzaktan alakası olabilir mi? Ama benim saf temiz Kürt kardeşim bu oyuna geliyor. Onlar sanıyor ki bunlar ciddi hac organizasyonu yapıyor. Niye? çünkü orada bazı Mele müsveddeleri var.
 

 

10. yıl pastasını eşiyle yedi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasını üzerinde “10 yıl önce bugün, milletin partisi iş başına geldi” yazılı afişin olduğu platformda yaptı. Erdoğan, 10. yıl pastasını keserek eşi Emine Erdoğan’a ikram etti.

 

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ
‘Fitneye izin vermeyiz’

Önümüzde çok hassas, önemli 3 yıl var. 2014’deki yerel seçimler ve cumhurbaşkanlığı seçimiyle 2015’teki milletvekili seçimi sadece partimiz için değil ülkemiz için büyük önem taşıyor. Aç tavuk kendini buğday ambarında sanırmış, onlar sanmaya devam etsinler, boşuna beklemesinler. Bizim bir şeyimiz var. İstiklal şairimizin ifade ettiği gibi, ’Girmeden tefrika bir millete düşman giremez / Toplu vurdukça yürekler onu top sindirimez.’ Buna dikkat edeceğiz, nifaklara, fitneye fırsat vermeyeceğiz. Ahengimizi, uyumumuzu sürdüreceğiz. Bizim yüreklerimiz toplu vurdukça evelallah kimse sindiremez. Biz, manşetlerle çarpışarak bu günlere geldik, herkesin bir hesabı olabilir ama unutmayın en büyük hesap Allah’ındır. Bizi bir karış suda boğmak, yok etmek isteyenlerin hiçbirinin bugün esamesi okunmuyor; dimdik ayaktayız. Bugüne kadar karınlarında 40 tilki dolaştırıp hiçbirinin kuyruğunu diğerine değdirmeyenlerin hesapları Ak Parti’ye tutmadı.

TAKSİM PROJESİ
‘Bre hey gafiller’

Taksim Meydanı’ndaki şu anda yayalaştırma çalışması yapıyoruz ya ‘istemezük’ diyorlar. Cumhurbaşkanımızın eşine, eşime ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımızın eşine çağrı yapıyorlarmış. ‘Kadınlar bu konularda çok daha hassastır, lütfen bu işe müdahale edin’ diye. Biz de tam aksine bu ülkede çocuğuyla, kadınıyla herkesin çok daha huzurlu Taksim Meydanı’na çıkabilmesinin adımını atıyoruz. Be hey gafiller, biraz kendinize gelin. Doğma büyüme Kasımpaşalıyım, o Taksim’in çilesini bilirim, o Taksim’de nelerin olduğunu bilirim. Bunu düzeltmenin gayreti içindeyiz. Ama bunların böyle bir derdi yok. Enteresan, Taksim ile ilgili bu beyefendiler ‘Daha önce Taksim Kışlası’nın olduğu yer şimdi artık Taksim’in tek yeşil alanı’ diyorlar. Orada bir kültür yok edildi. Niye onun hesabını sormuyorsun? Görmeden sadece bağırıp çağırıyorlar. Şimdi aslı neyse bütün onların rölövelerini çıkartıp, o projeler üzerinden Taksim’e yakışır şekilde tekrar onu yapacağız.

İSTANBUL’A 3. HAVAALANI
‘Alan bizce malum’

İstanbul’a üçüncü hava meydanını yapacağız. Bu da yıllık kapasitesi 100 milyon olan bir havalimanı. Şu anda proje uygulamasının yapılacağı alan bizce malum ve bunu da inşallah Avrupa-Asya yakasında oluşturacağımız iki şehirle bütünleştireceğimiz gibi Kanal İstanbul projesiyle de adeta birbirinin mütemmimi olarak gerçekleştireceğiz. Mevcut havalimanları ihtiyacı karşılayamıyor. Denizde inşa edilen ilk havalimanı Ordu-Giresun Havalimanı’nı 2014 yılında açacağız. Mersin-Adana arasındaki Çukurova Havalimanı’nı da süratle bitirip hizmete sunacağız.

ŞEHİR HASTANELERİ
‘Yargı önümüze çıktı’

Dev şehir hastaneleri konusunda maalesef burada da önümüze yine yargı çıktı. Bu yargı bu ülkenin, bu milletin yargısı. Biz bu milletin yürütmesiyiz, yasama da bu milletin yasaması. Her ret, her olumsuz karar bu ülkeye, bu millete kaybettiriyor. Yargı da kendisini bir değişime tabi tutmalı, yürütme de yasama da kendini bir değişime zihni noktada tabi tutmalıdır. ‘Yaptım oldu’ ile bu iş olmaz.

İŞKENCEYE SIFIR TOLERANS
‘İşkencenin takipçisiyiz’

Eskiden karakola gittiğimizde biraz ürperirdik, korkardık. Hepsi insani olmayan bir yapıdaydı. ‘İşkenceye sıfır tolerans’ dedik. Çok açık net söylüyoruz, eğer bu konuda en ufak bir ihbar varsa, ilgili birimlerimize anında haber verin, Başbakanlık sitesine girin, hemen buraya bilgilerinizi verin. Sonuna kadar takipçisi oluruz.

‘DEDE’ DİYEN ÇOCUĞA RİCA:
Annenden kardeş iste

Başbakan Tayyip Erdoğan, millete 2023 yılına ilişkin tahahütleri bulunduğunu ve bunları yerine getireceklerini ifade ederek, “Bunları kadınımız, gencimiz, yaşlımız hep birlike hayata geçireceğiz. Dün üniversiteli gençlerimizle bu 40 bin kapasiteli 53 yurdumuzun açılış törenindeki heyecanı yaşayınca umutlarımız daha da arttı. Biz bu gençlikle 2023’ü yakalayacağız. Ama onlardan bir ricam oldu, o da şu; ‘Sizlerden meydana gelecek nesiller de inşallah 2071’i inşa edecekler’ dedim” diye konuştu. “Tayyip dede” diye kendisine seslenen bir çocuğu seven Erdoğan, “Ben sana araba getirdim. Sen de annenden kardeş iste” dedi. Küçük çocuğun annesine “Kardeş istiyorum” demesi üzerine Erdoğan, “En az 2 tane iste” diyerek, çocuğu öptü.

Bu habere ifade bırak
  • 0Mutluyum
  • 0Şaşkınım
  • 0Kararsızım
  • 0Kızgınım
  • 0Üzgünüm
Toplam Oy0
Etiketlerhaberhaberler