'Kadınlar komediden anlamaz' klişesiyle ne zaman dalga geçilecek?

Komedyen denilince akla gelen isimler belli. Eğri oturup doğru konuşalım. Özellikle de ilk sıra çoktan belli: Cem Yılmaz... Ama sizce de komedinin bir kavram olarak yalnızca erkeklere endekslenmesi epey rahatsızlık verici değil mi?

'Kadınlar komediden anlamaz' klişesiyle ne zaman dalga geçilecek?

"Güldürmek kadınları zorlayabilir"

"Güldürmek kadınları zorlayabilir"

Komedi dizilerinde canlandırdığı rollerle tanıdığımız Önder Açıkbaş, enteresan bir laf etmiş. Magazin muhabirleri onu bir alışveriş merkezinde görüntülemiş.

Ve konu oraya nasıl geldi bilinmez, şunları söylemiş: "Komedi yapmak ve güldürmek kadınları zorlayabilir. Komedi bence biraz erkeklerin işi gibi. Kadınların fıtratına tam olarak uymuyor."

E biraz insaf...

E biraz insaf...

Bu iddialı laflar karşısında insanın 'Waow' gibi çeşitli efektler veresi geliyor gerçekten. Bu nasıl 'maskülen' bir düşünce yahu. Derhal en yakın camı açasım, ortamı havalandırasım geldi açıkçası.

Hayır şu anda tabii ki "Dünyada kaç tane kadın komedyen var, kaç tane başarılı kadın komedi dizisi oyuncusu var" diye kendimden geçip tuttuğum çeteleyi sizlerle paylaşmayacağım.

Ama insaf. Hayır bir de sadece dünyada değil Türkiye'de de zorlanmadan mizah yapabilen çok fazla kadın var.

Say say bitmez

Say say bitmez

Yurt dışında çok örnek var. Tina Fey, Amy Poehler, Ellen DeGeneres, Maya Rudolph mesela Amerika'dan ilk aklıma gelen isimler. 'Komedi' ve 'kadın' gibi iki anahtar kelime beni rahatlıkla bu 4 isme götürüyor.

Çok uzaklaşmamıza gerek yok. Türkiye'den de Binnur Kaya, Asuman Dabak, Ayşen Gruda gibi çok sayıda ismi sıralayabiliriz.

"Güldürmenin cinsiyetle ilgisi yok"

"Güldürmenin cinsiyetle ilgisi yok"

Kadın meslektaşları, Önder Açıkbaş'a net bir tepki koymuş. Mesela Nilgün Belgün "Benim Cem Yılmaz'dan fazlam var, eksiğim yok" diyerek konuyu biraz kendine bağlamış.

Ama sonra "Güldürmenin cinsiyetle, güzellik ve çirkinlikle hiç ilgisi yok. Komedinin matematiğini bilmek gerekiyor. Sahnede sahici ve samimi olunmalı" diyerek demek istediği şeyi güzel bir şekilde toparlamış.

"Komediyi tekrar okusun, incelesin, irdelesin"

"Komediyi tekrar okusun, incelesin, irdelesin"

Keza Asuman Dabak da önemli şeyler söylemiş. Dabak, "Önder komediyi tekrar okusun, incelesin ve irdelesin. Bence yanlış anlamış" diyerek daha sert bir şekilde eleştirmiş Önder Açıkbaş'ı.

Ne acı ki sene 2019 ama Türkiye'de komedyenliğin cinsiyetini tartışıyoruz. Ve üstelik bunu bir tartışma haline getiren isim de bir erkek komedyen, komedi oyuncusu Önder Açıkbaş.

Üstelik de bir Gülse Birsel gerçeği varken!

Üstelik de bir Gülse Birsel gerçeği varken!

Mesleklerin cinsiyetlere indirgenmesi, "O, erkek işi", "Bu, kadın işi" gibi laflarla anlamsız, garip sınıflandırmalar yapıyor olmamız ne zaman klişe haline gelecek?

Ne zaman "Kadınlar komediden anlamaz" klişesiyle dalga geçmeye başlayacağız? Hayır kaldı ki ortada bir Gülse Birsel gerçeği varken yaşanıyor tüm bunlar.

Gülse Birsel'i asla hafife almamak lazım...

Tek bir istisna bile kaideyi bozar

Tek bir istisna bile kaideyi bozar

Gülse Birsel, gücünü mizahtan alan bir kadın. Komedyen. Komedi oyuncusu. Komedi dizisi senaristi. Komedi filmi senaristi.

Ve daha birçok şey! Hadi diyelim 94'te yaşasak ve Gülse Birsel daha 'Avrupa Yakası', 'Yalan Dünya' ya da 'Jet Sosyete' gibi muazzam komedi dizileri yaratmamış olsa bir tık, o da yüzde 0.1 oranında bir hak verme durumum olabilirdi Açıkbaş'a.

"Peki ya Gülse Birsel?" bence yeterli bir cevap. Tek bir istisna bile kaideyi bozar.

Zorlanmadığı çok net ortada

Zorlanmadığı çok net ortada

Ama Gülse Birsel'in kendini yıpratırcasına sezonlarca komedi dizisi senaryosu yazması, üstelik de bu komedi dizilerinin bölüm başına 120 dakika yani bir sinema filmi uzunluğunda olması asla ve asla yabana atılmaması gereken yetenekler.

Gülse Birsel'in, Önder Açıkbaş'ın iddiasının aksine bir kadın olarak komedide zorlanmadığı bence çok net ortada.

Kız çocuğuysan pembiş, erkeksen mavi

Kız çocuğuysan pembiş, erkeksen mavi

Bence temel mesele doğumumuzdan itibaren cinsiyetçi yetiştirilişimiz. Ve bu daha ilk saniyeden başlıyor.

Kız çocuğu olarak dünyaya geldiysek pembiş, hayalci, 'otursun evde' muamelesi gören bir insan algısı oluşuyor.

Mavi pijamalar giyip mavi odalarda ağlayan erkek çocukları ise her daim güçlü olmak zorunda, hiçbir şekilde ağlayamaz, her zaman savaşır, çalışır ve para kazanır. Ve en acısı da 'erkek güçlüdür kadından' formülü tabii ki.

Pozitif ayrımcılığa gerek duyulmadığı bir dünya...

Pozitif ayrımcılığa gerek duyulmadığı bir dünya...

Kadınlara pozitif ayrımcılık yapılmasının gerekli olmadığı bir dünyayı gözümle görmek, elimle tutmak, nefesimle içime çekmek filan istiyorum.

Öylesine sıkıcı geliyor ki bana cinsiyet eşitsizliği üzerine dönen tartışmalar. Ait hissetmiyorum kendimi. Uzay boşluğunda gözyaşı döküyormuş gibi bir yalnızlık sarıyor dört bir yanımı. Robotlardan, yapay zekadan filan bahsediyoruz ama insanlığımızın ne kadar hakkını verdiğimiz bence epey şaibeli...

 

can.sisman@milliyet.com.tr

Bu makaleye ifade bırak