• Sık kullanılanlara ekle
  • Açılış sayfam yap
  • Sitene ekle
  • RSS
  • Kampanya Sözleşmesi
  • Künye
  • milliyetemlak.com
  • Ara
  • Getir

'Kafa' sorunu

00:01 | 17 Haziran 2005

Taha AKYOL

Evet diye de, hayır diye de spekülasyon yapabiliriz. CHP'li Ali Topuz gibi diyebiliriz ki:- Rektör görevini yapmıştır!Ya da CHP lideri Baykal gibi diyebiliriz ki:- Rektör yanlış yapmıştır! Kesinlikle kabul edilemez.İki görüş için de birçok gerekçeler getirilebilir. Rektörün kendisi de gerekçesini açıkladı zaten:"Devletin emirlerini yerine getirmek devleti güçlü kılar. Biz de herkes de devletimizi güçlü kılmak mecburiyetindeyiz!"Bravo! Bir zihniyet ancak bu kadar veciz ifade edilebilir!"Devletin emirlerine" göre düşünmek, davranmak! Bu bir bürokrat için elbette doğrudur. Ama zaten sorun bu hiyerarşik, merkeziyetçi bürokratik emir-kumanda zihniyetinin "üniversite" kavramıyla, hatta genelde "yaratıcı düşünce" kavramıyla bağdaşıp bağdaşmadığıdır.***ŞİMDİ, Talim Terbiye Dairesi Başkanı Prof. Ziya Selçuk'la konuşuyorum; "Erzurum vakası" ile ilgisi yok; CNN Türk'te müfredat reformuyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu, o konuda konuşuyoruz. Diyor ki:- Anasınıfı öğrencileri arasında yapılan 'yaratıcılık testleri' çocuklarımız açısından sevindirici sonuçlar veriyor. Ama beş yıl eğitime devam ettikten sonra aynı çocuklar üzerinde yapılan 'yaratıcılık testleri'nde belli bir düzey kaybı görülüyor!En büyük meselemiz bu! Çağın yaratıcı, keşfedici, icat edici düşünme tarzına karşı bizim ezberci, dogmatik eğitimimiz.Hatta geri kalmışlığımızın tarihine ışık tutacak açılardan biri budur!Cumhuriyet'in ilk yıllarında, haklı olarak, okul ve öğrenci sayısı fevkalade sınırlı olduğu için, "Eldeki öğrencilere ne kadar çok şey öğretirsek o kadar yararlı olur" diye düşünülmüş, bu alışkanlık hâlâ devam ediyor:- Bugün bizde dördüncü sınıf sosyal bilgiler dersinde öğrenciye 120 kavram veriliyor, Avrupa'da ise 20 kavram... Bizde 'bilgi'ler üst üste yığılıyor, ezberleniyor. AB ülkelerinde ise 'bilgi'ler hazmettirilerek, irdelenerek, değişik açılardan bakılarak, analiz ve sentezler yapılarak, veriler arasındaki ilişkiler araştırılarak veriliyor. Düşünce tarzları da ona göre şekilleniyor!***PROF. Selçuk, düşünmenin üç seviyesinden bahsediyor: En yaygın olanı, "veri", yani "malumat" düzeyinde düşünmek. İşte çocuklarımıza bir yığın "malumat" belletiyoruz. Sormayı, sorgulamayı, başka türlü de olamaz mı diye düşünmeyi, yaratıcılığı değil, "verilen"in "belletilmesini" esas alıyoruz.Bizde bunun yaygınlığının bir sebebi, medresenin de mektebin de devlete memur yetiştirmek için kurulmasıdır. "Üniversite"ye hiç yakışmayan ama her devirde devlet eliyle dayatılmış düşünme biçimi!Düşüncenin bir üst düzeyi eleştirel "bilgi"ye dayanan düşüncedir; "veriler"i irdeleyebilen, eleştiren, içlerinden "bilgi"yi çıkarabilen düşünce... Dikkat: Eleştiren, irdeleyen, başka türlü olamaz mı diye sorgulayan düşünce... Demokrasi, hür düşünce burada lazım!En üst düzey "bilgelik" düzeyidir. Analitik düşünce, yeni yaratıcı sentezlere, buluşlara yönelmiştir. Demokrasi, hür düşünce burada da lazım.Bizim sorunumuz bu üç düşünce tarzından ilkinin ağır basmasıdır. Atatürkçü, liberal, solcu, İslamcı vs. olmak ikinci planda..."Erzurum vakası"nın da temelinde işte bu derin zihniyet sorunu vardır. t.akyol@milliyet.com.tr ERZURUM Atatürk Üniversitesi Rektörü Sayın Yaşar Sütbeyaz'ın kafa yapısı, "üniversite" ve "Atatürk" kavramlarına uygun mu?0

Siz de reklam vermek ister misiniz?
YAZARLARDA ARA

©Copyright 2010