Pazar
22.12.2013 - 02:30 | Son Güncelleme: 22.12.2013-2:30

“Kaldırdığım ağırlık arttıkça özgürlüğüme yaklaşıyorum”

Tekrar yürüyebilmek için ameliyat parası biriktiren engelli halterci Sibel Çam: “Olimpiyat şampiyonu olmadan halteri bırakmayacağım. Bana ‘Demirin perisi’ diyecekler. Kaldırdığım ağırlık arttıkça özgürlüğüme yaklaşıyorum. Bir gün yürüyeceğime, dans edeceğime inanıyorum”

Sitene Ekle

METİN UYAR / metin.uyar@milliyet.com.tr

Sibel Çam 13 yaşına kadar yaşıtları gibi koşup oynuyordu. Ancak bir günde hayatı değişti. Başı döndü, kendini kötü hissetti. Artık bacakları tutmuyordu. Çam’a enfeksiyona bağlı olarak gelişen omurilik hasarı teşhisi konuldu. Sonra, 10 yıldır yürüyemeyen Çam’a doktoru yürümesi için bir umut olduğunu söyledi. O umut yurt dışında, kök hücre tedavisindeydi ama ailenin, eşin dostun tüm çabalarına rağmen tedavi için gereken para toplanamadı. Pasaportunu bile hazırlayan Çam umudunu kaybetti. Ardından kendini toparladı ve mücadele yolunu seçip haltere yöneldi. Şimdi Konya Erdemli Gençlikspor Kulübü sporcusu. Çam, önümüzdeki ay Bedensel Engelliler Türkiye Şampiyonası’na katılacak. Hedefi şampiyon olup dünya şampiyonasında da birinci olmak,  “Şampiyonadan kazanacağım parayla ameliyat olacağım” diyor.

Hayatın nasıl değişti?

13 yaşındayken bir gün aniden başım döndü, yere uzandım ve bir daha kalkamadım. Artık bacaklarım tutmuyordu. Çocuk olduğum için hiç korkmadım. Grip gibi geçecek zannettim. Kalıcı olacağını hiç düşünmemiştim.

“Yaşam sevincimi kıskanıyorlar”

 Hiç isyan ettiğin, “Neden ben?” dediğin oldu mu?

Bir damla gözyaşı dökmedim. Hatta benim yaşam sevincimi kıskanan sağlıklı insanlar bile var.

 Hakikaten nedir bunun sırrı?

Benim diğer insanlardan hiçbir farkım yok ki. Tek farkımız onlar bacaklarıyla yürüyor, ben sandalyemle. Kesinlikle yapamam dediğiniz şeyleri yapıyorsunuz,
yeter ki içinizden gelsin.  

 Yürümen için bir tedavi şansın varmış, nedir o?

Yurt dışında yapılan kök
hücre tedavisi ile yürüme şansım olabilirmiş. Bunun için 100 bin lira gerekliydi.

 Ama parayı toparlayamadın...

Paranın bulunacağına inandım, pasaportumu bile hazırladım ama tüm aile, eş dost en fazla 7 bin lira toplayabildik. Aslında 100 bin kişi
1 lira verse bile toplanır ama olmuyor işte. Tedavi imkanım varken paradan dolayı olamamak insanın çok zoruna gidiyor.

 Haltere başlaman nasıl oldu?

Çarşıda tekerlekli sandalyemle gezerken tesadüfen emekli bir antrenörle karşılaştım. O bana engelli halteri sporundan bahsetti. Yaparsam istikbalimin kurtulacağını söyledi. Onunla birlikte bir-iki deneme yaptım. Eğer yapmak istersem bana yardımcı olabileceğini söyledi. Birkaç ay yardımcı oldu. Sonra o ayrılınca Emin Görmüş hocayla tanıştım.
O zamandan beri devam ediyorum.

 Ve kurtuluşu halterde buldun...

Evet, tam da öyle. Antrenörüm “100 kiloyu kaldırırsan dünya şampiyonu olursun, tedavi masrafını da çıkarırsın” dedi. Başlarda herkes beni korkutmaya çalışıyordu, değişeceksin, erkeksi olacaksın... Bir ara bırakacaktım ama sonra “Sibel pes etmek sana göre değil” dedim.

“İnsanlar bana ‘Demirin perisi’ diyecekler”

 Hedefin ne?

Önce Türkiye sonra Avrupa, dünya şampiyonu olacağım. İnsanlar bana “Demirin perisi” diyecek. Olimpiyat şampiyonu olmadan da bu sporu bırakmayacağım. Haftanın beş günü çalışıyorum. Sosyal hayatımı sıfırladım. Çünkü ben bu sporda başarıyı elde ettiğim zaman gerçek hayatım başlayacak. Kaldırdığım ağırlık arttıkça, özgürlüğüme yaklaşıyorum.

 Şampiyon olduğunda sence neler değişecek hayatında?

O madalyayı alana kadar Sibel’i kimse takmaz ama onu bu ülkeye getirince Başbakan’a bile sözün geçer. Ben önce saygınlık kazanmak, sonra da ekonomik özgürlüğüme kavuşmak istiyorum. Zaten param olunca tedavi olacağım, evleneceğim, çocuğum olacak. Bir gün yürüyeceğime, koşacağıma, dans edeceğime inanıyorum. 

“Asansörlü bir evimiz olsa, ameliyat parası bulunsa hayatımızda her şey değişecek”

Fatma Çam (Sibel’in annesi)
Kızım 13 yaşında koşup oynarken bir anda yürüyemez hale geldi. Bir anne için bu hiç kolay değil. Okumayı çok seviyordu, okulu bıraktı. O istediği şeyleri yapamayıp üzülünce ben de yıkılıyorum. Ama ona hiç belli etmiyorum. Gözyaşlarımı hep içime akıtıyorum. Babası da felç ve çalışamıyor. Bir yandan da maddi yetersizliklerle boğuşuyoruz. Her şeye rağmen kızımın topluma karışması için çok uğraşıyorum. Engelli otobüsleri işimizi çok kolaylaştırdı. Kiracıyız ve ikinci katta oturuyoruz, asansörümüz de yok. Kızımı hep ben indirip çıkarıyorum. İşte orada çok zorlanıyorum. Asansörlü bir evimiz olsa, ameliyat olabileceği para bulunsa hayatımızda her şey değişecek. Ama hiçbiri olmasa da annesi olarak onun mutluluğu için her şeye katlandım ve katlanırım.

“Sibel şu anda kaldırdığı kiloyla zaten Türkiye şampiyonu”

Emin Görmüş (Sibel’in antrenörü)
Sibel kızım bana geldiğinde 40 kilo kaldırıyordu. Sekiz aylık bir zaman diliminde Konya’da il birincisi oldu, 80 kilo kaldırır hale geldi. Geçtiğimiz sene Türkiye şampiyonu 70 kilo kaldırdı.
Yani Sibel kaldırdığı kiloyla zaten şu anda Türkiye şampiyonu. Ama bu bize yetmiyor. Amacımız nisan ayındaki dünya şampiyonasına kadar 100 kiloyu kaldırabilir hale gelmesi. Londra olimpiyatlarında rekor kıran engelli kızı bu salonda yetiştirdim, burada Avrupa engelli kadın şampiyonları yetiştirdim. Şimdi de Sibel için bu işe baş koydum. Sibel’in gözlerinde o ışığı görüyorum.

“Engelli olmayan biriyle ilişkinin sonu olmayacak”

 Evlilik hakkında ne düşünüyorsun?

Artık 23 yaşındayım. Yaşıtlarım evlenmeye başladı. Bazen “Ben bu mutluluğu hiçbir zaman yaşayamayacak mıyım?” diye düşünüyorsun.

 Hiç sevgilin olmadı mı?

Sevgilim olmadı ama bana beni sevdiğini söyleyenler oldu. Sadece bir kişiye hastanede yatarken bir şans tanıdım. Onun da tek bacağında sorunu vardı. Bir gün bana açıldı. “Seni seviyorum” dedi.

 Ne hissettin?

Karşı cins tarafından sevilmenin
ne demek olduğunu bilmiyordum. Bilmediğim için ve biraz da anne, babadan dolayı korkuyordum.
Ama o çok ısrarcı oldu. Ben de ilgiye ihtiyaç duyuyordum ve kabul ettim.

 Sonra nasıl devam etti?

10 gün mesajlaşarak sürdü ve bitti. Ben köyde yaşıyordum, o Konya’da. Lisede okuyordu ve ben bu durumda olduğum için bir gün başkasına âşık olacaktı belki. Bu nedenle bir şeyler yaşamadan bitirdim.

 Hep ya başkasını severse kaygısı mı var sende?

Var çünkü biriyle sevgili olmak, gezip tozmak, eğlenmek başka, evlenmek başka. Engelli olmayan biriyle ilişkinin sonu olmayacak. Hep yarım kalacak. Sonuçta karşındaki sağlıklı biri, bense belden aşağısını hissetmiyorum. Onun isteklerini karşılayamayacağım ve üzülen ben olacağım.

 Aşka kapattın mı kendini?

Hayır, belki de daha hiç gerçek aşkı bulmadım. Bir gün bir insana sadece elimi tutmak bile yeterse, gözlerinde o sevgiyi görürsem neden olmasın.

 


Etiketler:
©Copyright 2013 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.