Son yıllarda, ebeveyn çocuk ilişkileri üzerine konuşurken sıklıkla kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir ‘çocuğunuzla kaliteli zaman geçirmek’. Bu ne demektir? Bütün aileyi bir araya toplayıp birlikte çocuğu memnun edecek bir oyun oynamak mı? Çocuğu alıp sevdiği bir şeyler yemeye götürmek ya da ona istediği bir şeyi satın almaya götürmek mi?

 

Pek çoğunuz anne baba olarak iş, güç ve başka birçok koşturmaca içinde, hayatınızı idame etme gayretindesiniz. İşten eve geç saatlerde dönmek, yetiştirmekte zorlandığınız günlük işler, görevler, sorumluluklar… Hepsi varken nasıl oturup da çocuğa ayrıca zaman ayıralım dediğinizi duyar gibiyim. Oysa ki, çocuğun ihtiyacı olan o zamanın kalitesi bir yemekte, bir hediye de ya da oyunda saklı değildir. 

 

Peki öyleyse nedir işe yarayacak olan? Gelin, akılda tutulması gereken bazı püf noktalarına birlikte bakalım.

 

Ayırdığınız vaktin uzunluğundan önce niteliğine önem vermeniz. Nitelik derken, yapacağınız programlar çok zengin, maddiyata dayalı aktivitelerden oluşmak zorunda değil. Karşılıklı edilen bir sohbet, çocuk için daha cazip olduğunu düşündüğünüz birçok programdan daha faydalıdır. Geriye dönüp baktığında onu götürdüğünüz bir sinema filmini değil onu dinleyen ve anlamaya çalışan bir anne-baba figürünü hatırlaması psikolojik açıdan çok daha büyük bir artı.

 

Her sorunun cevabını bilmiyor olabilirsiniz, yeri geldiğinde içten bir şekilde ‘Bunu bilmiyorum ama birlikte cevabını araştırabiliriz’ demeniz. Ona kusursuz bir ebeveyn portresinden ziyade, eksikleri olan, kendini geliştirmeye açık ve meraklı bir ebeveyn modeli sunmak inanın çok daha besleyici!

 

Dürüst olmanız. Dikkatiniz ve ilginiz o an çocuğunuza ayıramayacak kadar dağınık olabilir. Böyle anlarda, içtenlikle yapılan bir açıklama, zorlama bir ilgiden çok daha anlamlıdır. 

 

Çocuğunuzla vakit geçirirken ona kesintisiz ilgi sağladığınızdan emin olun. Yemek yaparken, araba kullanırken, televizyon izlerken veya telefona bakarken paylaştığınız anlarda ona özel ve kesintisiz ilgiyi tam olarak sunmak ne yazık ki mümkün değil.

 

Çocuk bunu hisseder. Yaşının küçük olması veya farkında değilmiş gibi görünmesi sizi yanıltmasın. Çok erken dönemlerden itibaren çocukların algısı bu konuda oldukça açık ve hassastır. Onun güvende ve onaylanmış hissedebilmesi için sadece orada karşısında bulunmak, kısa cevaplarla karşılık vermek ve ara sıra gözlerine bakmak işe yaramaz. 

 

Kesintisiz ilgi demişken, kabul edelim her an, her saniye gözünüz kulağınız onda olamaz! Onun ihtiyaçlarını karşılamak ve güvende olduğundan emin olmak bir ebeveynin başlıca sorumluluklarından. Fakat, bu konuda öncelikleri iyi ayarlayabilmek oldukça önemli. Taleplerini uygunsuz bulduğunuz bir anda (örneğin, toplu taşımada seyahat ederken veya bir tiyatro oyunu izlerken) bunun açıklamasını ona kısaca yaparak, ihtiyacını daha uygun bir zamana ertelemek yerinde olacaktır. Çocuğunuz her an, her yerde onun ihtiyaçlarını karşılamanızın mümkün olmama ihtimalini kavrayarak isteklerini ertelemeyi öğrenmeye başlar. Aynı zamanda, kendi baş etme yöntemlerini geliştirmek üzere bir fırsat edinmiş olur.

 

Özetle, 10 dakika ya da 1 saat, hiç fark etmiyor aslında. İlgiyle, samimiyetle çocuğunuzun yanında bulunduğunuz ve onu dinlemeye, anlamaya çalıştığınız her bir dakika çok kaliteli ve değerlidir. 

 

Uzm. Psk. Duygu Karaer

 
Instagram: sosyalcocukatolyesi
 
Facebook: Sosyal Çocuk Atölyesi
 
www.sosyalcocukatolyesi.com