Pazar

18.06.2017 - 02:30 | Son Güncelleme: 18.06.2017-2:30

“Kendimi koruma altına aldım”

“Lezzet Sohbetleri” ile ekranlarda olan İpek Tuzcuoğlu “Meslekten değil, magazinden uzağım” diyor. Bu şekilde daha mutlu olduğunu, kendini korumaya aldığını söylüyor

Sitene Ekle

ÖZGE TABAK

Televizyon ekranlarına geçtiğimiz seneki gibi bir ramazan programıyla dönüş yaptı İpek Tuzcuoğlu. Programcılığa devam edeceğini anlatan oyuncu, dönem dönem oyunculuk dersleri vererek genç öğrencileriyle zamanın ruhunu yakaladığını; sinema senaryolarını da okumaya devam ettiğini söylüyor. Şu an bir yandan Ankara menşeili aylık bir dergi olan Siyaset Dergisi’nde yazılar yazan, kitap teklifleri de alan Tuzcuoğlu’yla buluştuk.

- beIN Gurme’de yayınlanan”Lezzetli Sohbetler” programında izliyoruz sizi şu an.

Bir tarafta şefimiz Eyüp Kemal Sevinç, diğer tarafta ilahiyatçı Kâmil Yaşaroğlu hocamız var. Ben “bir tarafta yer sofrası, bir tarafta gök sofrası” diyorum bu formata. Hem manevi hayatımıza dair, hem mutfak hayatımıza dair tariflerin bulunduğu hoş, keyifli, naif, şifa dolu bir program yapıyoruz.

- Sizin mutfağa ilginiz nasıl?

Çok derin bir ilgim olmamakla birlikte lezzetli yemekten gayet iyi anlarım. Damak tadım iyidir. Annemin yemeklerini de pek severim. Mantı, börek, hamur işlerini de severim. Bir Egeli olarak çok güzel zeytinyağlılar yaparım. Bulgur pilavım, domates çorbam güzeldir. Her kişinin vardır ya bir misafir menüsü, öyle menülerim var tabii ki.

“Hayallerim mesleki değil”

- Ara ara uzak kaldınız ekrandan. Bilinçli bir tercih miydi?

Hem evet hem hayır. Aslında şu dönem yapılan dizilerde bizim yaş grubumuza uygun roller pek yazılmıyor. Daha çok gençlik dizileri, romantik komediler ağırlıkta. Gençler adına güzel şans kapıları bunlar. Bizim dönemimizde böyle şans kapıları pek yoktu, bizden yaşça büyük oyuncuların ya da ünlü şarkıcıların dizilerinde oynayabilirdik ancak. Sektörün bana göre en büyük sıkıntılarından biri bizim yaş grubu için yazılan karakterlerin, öykülerin kısıtlı kalması. Ve dolayısıyla teklif edilen role mecbur kalma durumu. Ben de o zorunluluğa dayanabildiğim ölçüde dayanıyorum.
O yüzden de bu sezon birçok işi kabul etmedim. Bakalım, nasipten öte bir şey olmuyor bu sektörde. Biraz kaderciyim, rasyonalist bir kaderciyim ama. Elimden gelen her şeyi yaparım; olmuyorsa vardır bir hayrı derim.

- Baleyle başlamışsınız, sonra oyunculuk geliyor, sonra sizin için bir milat diyebileceğimiz “Asmalı Konak”... Hayatınız film olsa türü ne olurdu?

Duygusal bir film olurdu benim hayatım, maceraya da biraz yakın, biraz da gizem...

- Oyunculukla ilgili hayalleriniz neler?

Hayallerim mesleki değil, insanlığa dair. O nedir dersen, en büyük hayalim iyi bir insan olabilmek.

“Rehabilite yerim kediler ve sokak hayvanları”

- İş dışında sizi neler besliyor?

Evdeki, apartman bahçemizdeki kedilerim, doğa çok mutlu ediyor beni. Benim rehabilite yerim kediler, sokak hayvanları. Kirpi, salyangoz ne istersen var bizim bahçede. Onun dışında dualarım, ritüellerim var.

- Tasavvufa ilginiz olduğunu biliyoruz, ilginiz nasıl başladı?

Tamamıyla içgüdüsel bir yönelim benimki. İçgüdü ve yaşanmışlıklarım sonucu öyle bir yol açıldı, cesaret edip girdim. Tasavvuf anlatılabilecek bir şey değil, bir yolculuk, insanın kendini keşfi, kendi özüne yolculuğu. Kendinle baş başa kalabildiğin bir yer, yalnız bir yol orası, sürekli kendi nefsinle mücadele ettiğin bir yol... O süreçte çok kıymet verdiğim Hayat Nur Artıran hocayla da yaptığımız iki yıl süren bir TV programımız oldu.

“Yaşlılar için bir dernek kurmak isterim”

- Yardım vakfı kurmak istiyormuşsunuz.

İki alan var bir şeyler yapmak istediğim. Özellikle yaşlıların istediği gibi yaşayamadığını düşünüyorum, hastalık noktasında da yardımcı olmak istiyorum onlara. Yaşlılar, yetimler ve dul kadınlar için bir dernek, yardım vakfı gibi bir isteğim var. Bir de pek çok kısa film festivalinde jüri oldum. Orada gençlerin çok zor şartlarda o filmleri çektiklerini biliyorum. Böyle bir oluşumda da olmak, gençlere de bir fon ayırabilmek istiyorum.

- Geçmişe göre neler değişti hayatınızda?

Daha korunaklı yaşıyorum. Bu bir tercih, belki bir doygunluk... Aslında meslekten değil sadece magazinden uzağım. Böyle daha mutlu, huzurluyum. Gıybetin, iftiranın, yalan dolanın olduğu yerlerde bulunmak istemiyorum.
Ne yazık ki bizim sektörde de bunlar hayli fazla. Dolayısıyla kendi kendimi koruma
altına aldım desem yeridir.


©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.