24.07.2010 - 01:00 | Son Güncelleme: 24.07.2010-20:28 A-A+

Hayatım boyunca Annecim'i duymak istiyorum

Le Bonbon markasının sahibi Merve Ergenç, ikinci çocuğunu kucağına almaya hazırlanıyor. Çok heyecanlı olduğunu söyleyen Ergenç, “Annelik, karşılık beklemeden her türlü fedakarlığı yapmaktır” diyor



Röportaj Senem Aydın

Anneliği nasıl tanımlarsınız?
“Anlatılmaz yaşanır.” Bir insanın hayatta tadabileceği en güzel duygu. Mini minnacık ve sana muhtaç bir varlığı, sevgiyle yoğurup doğru birey haline getirmeye çalışıyorsun. Annelik, karşılık beklemeden her türlü fedakarlığı yapmaya hazır olmak, her şeyin en iyisini çocuğun için istemek ve onun bir gülüşüyle dünyanın en mutlu varlığı olmak demek. 

Çocuğunuzla birlikte hayatınızda neler değişti?
Anne olunca insanın bütün öncelikleri değişiyor. Günümü ona göre programlamaya, çok daha düzenli ve programlı bir hayat yaşamaya, sağlıklı beslenmeye, evde vakit geçirmeye başladım. Eskiden canımı sıktığım birçok şeyin ne kadar küçük detaylar olduklarını farkettim. 

İkinci çocuğunuza hamilesiniz. Nasıl geçiyor?
İkinci hamilelik ilkinden biraz daha zor geçiyor. İlk hamileliğimde hiçbir sıkıntı yaşamamıştım. Fakat ikincide ilk dört ay çok fazla mide bulantısı yaşadım. Şimdi son iki haftada sıcaklar biraz zorluyor. Ama iki hafta sonra kızımı kucağıma alınca bunların hiçbirini hatırlamayacağıma eminim. 

Normal doğum mu sezaryen mi olacaksınız?
Oğlum Mert sezaryen olduğu için ikincisi de sezaryen olacak. 

Cinsiyeti nedir?
Kızımız olacak. Adını Maya koyduk. İkinci hamileliğim hepimize sürpriz oldu. İlk öğrendiğimde “Acaba çok mu erken?” kaygısı yaşadım. Biraz da Mert’in vereceği tepkiden çekindim. Ama şimdi hepimiz dört gözle son iki haftanın geçmesini bekliyoruz. Oğlum sürekli göbeğimi açıp Maya’yı öpüyor, “Anne Maya ne zaman gelecek?” “Süs mü, neden çıkmıyor?” gibi şahane sorular soruyor ve kardeşini görmek için sabırsızlanıyor. Bizde eşim Emre’yle çok heyecanlıyız çünkü kızımızın da aramıza katılmasıyla tam bir aile olacağız. 

Kilo almamaya dikkat ediyor musunuz?
Özel bir beslenme şeklim yok ama normalde olduğundan daha fazla sebze, meyve, süt ve süt ürünleri tüketmeye çalışıyorum. Kiloma pek dikkat edemiyorum çünkü iştahım inanılmaz. Hamilelikte yemeklerin tadı çok daha lezzetliymiş gibi geliyor, o yüzden de kendimi hiç kısıtlamıyorum ve emzirirken aldığım kiloları kolayca verebiliyorum. 

Mert’i ilk kucağınıza aldığınızda neler hissetmiştiniz?
Hayatımızda yepyeni bir dönem başlıyordu ve şimdiye kadar gördüğüm en güzel varlık benim kucağımdaydı. O kadar küçük, narin ve çaresizdi ki insan içindeki bütün sevgiyi ona bir şekilde hissettirmek istiyordu. Eşim Emre ve ben, oğlumuzu her an dokunarak ve ne kadar sevildiğini hissettirerek büyütüyoruz. 

Anne dediğinde ne hissettiniz?
Mert’in ilk kelimesi anne değildi, o yüzden “Hadi ne zaman anne diyecek?” diye bekliyordum. Ama beni en çok etkileyen bilinçli olarak “Annecim” demesi oldu. O an dünyada benden mutlusu yoktu. Bana hayatı boyunca annecim diyerek her istediğini yaptırabilir. 

Bakımında ve beslenmesinde nelere dikkat ediyorsunuz?
Benim için en önemli şey Mert’in sevgiyle büyütülmesi. Çocuklar düzenli bir hayata sahip oldukları zaman çok daha mutlu oluyorlar. O yüzden banyo, yemek ve uyku saatlerine dikkat ediyorum. Diş fırçalama ve her tuvaletten sonra ellerini yıkama alışkanlığını kazandırmaya çalışıyorum. Beslenme konusunda da biraz bana benziyor ve çok çeşit sevmiyor. Her gün sabah yumurtalı kahvaltı, öğlen sebze çorbası, akşam da köfte-pilav   mönümüz var. Aralarda ceviz, fındık ve meyveyi hiç eksik etmiyorum. Süt içmeyi çok seviyor ve her gün en az iki bardak içiyor.

Eğitimleri için neler planlıyorsunuz?
Gelişim ve sosyalleşmeleri açısından küçük yaşta aldıkları eğitim çok önemli. Bu yüzden karar vermeden önce aklıma yatan bütün yuvalara gittim, görüştüm ve Mert’in kendini en mutlu hissedeceğine inandığım yere kaydını yaptırdım. İnşallah eylül ayında başlayacak. Orada kaliteli zaman geçirmesi, sosyal ilişkiler kurması ve aileden bağımsız birtakım şeyler yapabilmesi çok önemli. 

Çocuk ve kariyer yapmak arasında seçim yaptınız mı?
Mert’in doğumuna kadar İtalyan tekstil firmalarına bireysel müşteri temsilciliği yaptım. Ama Mert doğunca ara verdim. Mert’in bakımıyla ilgilenmek ve her an onun yanında olmak istedim. Mert 1.5 yaşına geldiğinde de oturduğumuz sitede Le Bonbon’u açtım. Hem evimin hem işimin aynı yerde olması avantajını çok yaşıyorum. Hem her istediğinde Mert’le bir arada olabiliyoruz, hem de her an işimin başında olabiliyorum. 

Siz ça1ışırken Mert’e kim bakıyor?
Doğduğundan beri Mert’in her türlü bakımıyla ilgilenen bir dadısı var.  

Dokunmanın bebek gelişimindeki önemi nedir?
Bence dokunmak ve ten teması her şeyden daha önemli. Bebeklerin dokunularak büyüdüklerine inananlardanım. Eşim ve ben doğduğu andan itibaren Mert’e sevgimizi ve enerjimizi dokunarak hissettirmeye çalıştık ve halen öyle devam ediyor. 

Le Bonbon’un hizmetleri neler?
Le Bonbon, çocuk kıyafet ve aksesuarlarını bulabileceğiniz çok şık bir butik mağaza. Annem Belçika’ya her gittiğinde ‘Noukies’ markalı tulum battaniye ve çeşitli aksesuarlar getiriyordu. Yumuşak dokusu, doğallığı ve şıklığını her gören bayılıyordu. Bizde         ‘Noukies’la görüşmelere başladık. Ve Etiler Alkent Sitesi’nde bir mağaza açtık. Bebek odası aksesuarları, kirli torbaları, havlu, bornoz, uyku tulumu, battaniye... Her şey var. Bebeklerle ilgili her türlü hediyelik eşyanın ve kıyafetin bulunduğu bir yer. Gelen talepler de, yaz koleksiyonumuzu altı yaşa kadar çıkartmamızı etkiledi. Açılalı bir sene olmasına rağmen, İstanbul dışındaki çeşitli illerden bile çok sadık müşterilerimiz oldu. İnternetten ürün beğeniyorlar, kargoyla evlerine yolluyoruz.

Etiketler
©Copyright 2015 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.