19.04.2011 - 00:39 | Son Güncelleme: 19.04.2011-0:41 A-A+

“ÇIRILÇIPLAK KALDIM”

İki yıl önce eşcinsel olduğu ortaya çıkan ve bu nedenle maç yönetmesine izin verilmeyen hakem Halil İbrahim Dinçdağ, ayakta kalma mücadelesi veriyor. Sahalara çıkamayan, radyodaki işine son verilen Dinçdağ, yedi ülkenin dışişleri bakanına, ülkelerinde yaşamak ve maç yönetebilmek için mektup gönderdiğini söylüyor



Yazı: Eyüp Erdoğan Fotoğraflar: Altan Aykan

“Basına konuşmaya karar verdiğim o gün, 32 yılımı mezara gömdüm. Hayatım, düzenim tamamen yok oldu. Dişimle, tırnağımla geldiğim yeri tek kalemde silmek zorunda kaldım. Hayata sıfırdan yeniden başlayacaktım, ama iki yıldır hâlâ sıfır noktasındayım.” Bu sözler, 2009 yılında eşcinsel olduğu ortaya çıkan ve maç yönetmesine izin verilmeyen hakem Halil İbrahim Dinçdağ’a ait.
Halil, iki yıl önce, Trabzon’da futbol hakemliği yapıyordu. Eşcinsel olduğunu çevresindeki hiç kimse bilmiyordu. Hayattaki en ciddi sorunlarından biri olan askerlik yapma zamanı, gelip kapıya dayandı. 2009 yılı şubat ayında askerlikten muaf olduğuna dair belge aldı. Bu belgeyi, askerlikle ilgili bir sorunu olmadığını göstermek için Trabzon İl Hakem Kurulu’na verdi. İki ay daha devam etti hakemliğe. Ardından İl Hakem Kurulu, kendisine askerliğe elverişli olmayanların hakemlik yapamayacağını ileterek, maçlarda görev almasına izin vermedi. Profesyonel maçları yönetmesi için girmesi gereken klasman hakemliği (profesyonel hakemlik) sınavına da alınmadı. Bu süreçte, klasman hakemliği için üst yaş sınırı olan 33 yaşını da doldurdu. Tek umudu Futbol Federasyonu’ydu. Ancak Federasyon’dan “Hakemlik yapamaz” yanıtı aldı. Tam da bu günlerde, Halil’in durumu basına sızdı. İddiasına göre, eşcinselliğini basına sızdıran federasyondu. Önce ‘eşcinsel hakem’ diye ismine yer verilmeden haberler yayımlandı. Ardından Fatih Altaylı, köşe yazısında ad ve soyadının ilk harflerinin H.İ.D. olduğunu yazdı. Trabzon’da hakemlik yapan kaç H.İ.D. olabilirdi ki? Böylece kimliği deşifre oldu.

“Tek başına bir ağaç gibiyim”
Sonunda savaşmaya karar verdi Halil ve H.İ.D. olarak değil, Halil İbrahim Dinçdağ olarak röportajlar verdi. Yani, cesur bir çıkış yaparak ezber bozdu.
“Hayatında ne değişti?” diye sormak için buluştuğumuzda, iki Halil vardı karşımızda.
Biri bıkmış, pes etmiş bir adam. “Benim için artık her şey bitti. Etrafımda birçok insan vardı, şimdi yok. Eski arkadaşlarımın yarısı kayıp. İş bulamıyorum ve hayatımı idame ettiremiyorum. Bana hâlâ ailem bakıyor. Kendimi çırılçıplak hissediyorum. Tek başına bir ağaç gibiyim. Bir ormanda olmam gerekirken, yapayalnızım. Özel hayatım kalmadı. Benimle arkadaşlık yapmaya çekiniyorlar. ‘Senin yanında görünürsem, yanlış anlaşılır’ diye düşünüyorlar” diyor.

Bir oğlum olsun istiyorum” 
Siz ilk Halil’in yaşadıklarına üzülürken, birden ikinci Halil çıkıyor ortaya. O, hayata karşı daha güçlü. Hiç kırılgan değil. Gözlerinin içinden savaş çığlıkları yükselirken, sesinin rengi değişiveriyor. Titreyen dudaklar, nemli gözler yerini, cesur bir savaşçının yüz ifadesine bırakıyor ve başlıyor anlatmaya: “Hayatım altüst oldu. Her şeyimi kaybettim, ama yine de korkmuyorum. Sonuna kadar hakkımı arayacağım. Bana bunu yapanların yanına hiçbir şeyi bırakmamalıyım. Ölüm tehditleri alıyorum. Mail yoluyla bana ve avukatıma tehditler geliyor. Trabzon’un adını kirlettiğim için hayatımı çekilmez hale getirecekmiş. Varsın olsun. Ben yanlış bir şey yapmadım ki! Hayata sımsıkı sarıldım. Bir oğlum olsun istiyorum. Çocukları çok seviyorum. Bu hayalimi gerçekleştirebilmem için önce hayatımı idame ettirebilmem lazım.”

“Kız kardeşim gerçek dostum”
Trabzon’dan umudu kesmiş, İstanbul’da iş arıyor. Tezgahtarlık, bulaşıkçılık, garsonluk. Çalmadığı kapı kalmamış. Hiçbir başvurudan olumlu yanıt alamamış. Tek dayanağı ailesi. İki kardeşi de ilahiyat fakültesi mezunu. Ağabeyi imamlık yapıyor. Kız kardeşiyse yüksek lisansını bitirmiş, doktorasının telaşında. Muhafazakâr bir aile olmasına rağmen, alışılmadık bir şekilde sahip çıkmışlar çocuklarına. “Öğrenince nasıl davrandılar sana?” diye soruyoruz ve hiç ummadığımız bir yanıt alıyoruz Halil’den. “Çok üzüldüler. ‘Başına böyle bir şey gelmiş olabilir. Biz seni tanıyoruz. Sen bizim evladımızsın’ dediler. Kız kardeşim, benim için gerçek anlamda bir dost.
 ‘Reklam yapmaya çalışıyor’ gibi yorumlar,  çok yaralıyor. 1999’da, İzmit depreminde ölen bir ablam vardı. Bazen, keşke onun yerine ben ölseydim ve aileme bunları yaşatmasaydım. Mutluluğum elimden alındı” diye konuşuyor.


“Geylerin aklı fikri sekste mi?”
“İnsanlar, eşcinselleri, gey barlardan çıkmayan, sürekli fuhuş yapan, aklı fikri sekste olan tipler sanıyor.Ben gey kulüplere hiç gitmedim. Heteroseksüel bir insan,  her gördüğü karşı cinsle yatmak mı ister? Tabii ki hayır. Bir eşcinselin kafasında da sürekli seks yoktur. Biz de heteroseksüeller gibi sıradan insanlarız.”

Etiketler
Aradığınız
Evi Hemen
Bulun!
araDetaylı Ara
©Copyright 2015 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.