13.03.2013 - 21:26 | Son Güncelleme: 13.03.2013-21:26 A-A+

EFSANEVi iKiLi YENi ADRESiNDE

TRT’de, 34 yıl boyunca farklı kuşakları müzikle tanıştıran Stüdyo FM, geçen aydan beri yoluna NTV Radyo’da, Stüdyo NTV olarak devam ediyor.



NEŞE MESUTOĞLU nese.mesutoglu@milliyet.com.tr

Birlikte 3 bin 804 yayına imza atan Yavuz Aydar’la Şebnem Savaşçı, bu uzun soluklu başarının sırlarını anlattı

YAVUZ AYDAR: DEĞiŞiM  ENGELLENEMEZ AMA...

 Türkiye’nin canlı yayınlanan ilk ve en uzun soluklu programına imza attınız. Sırrını paylaşır mısınız?
Dünya radyolarında, pop müzik programları, yapımcıları tarafından canlı sunulur. Ama 1960’ların sonlarında başladığımız programları banttan yaptık. 1978’de yöneticilere canlı yayın yapmayı teklif ettim. Teknik açıdan kısıtlı olanaklara rağmen öneri kabul edildi. Böylece 3 Eylül 1978’de Türkiye radyolarının ilk canlı pop müzik programı Stüdyo FM’i, Şebnem Savaşçı’yla başlattık. 


 Bu maratonda güçlü bir ortaklığın önemi nedir?
Şebnem, Türkiye radyolarının en yetenekli, en donanımlı ve en özellikli spikerlerindendi 1970’li yıllarda. Şimdi de öyle. Daha önce hazırladığım binden fazla bant programını da sunmuştu. İnsani özellikleriyse saymakla bitmez. Pek çok müzik programcısı tarafından da tercih edilen, müzikle ilgili birikimi olan bir isimdir. Ortaklıkta karşınızdakinin özelliklerine saygı duymak çok önemlidir. 


 Türkiye’nin Stüdyo FM programı sayesinde yaşadığı ilkler neler?
Öncelikle ilk canlı pop müzik programı. Yüzlerce yeni albüm ilk kez Stüdyo FM’de yayınlandı. Bir pop müzik programı, ilk kez 3 bin 800’leri aştı. Belgesel dizi programları, ilk kez Stüdyo FM’de yayınlandı. Hiç ara vermeden   34 yıldan fazla devam etti. Bu kadar uzun süreyi aynı ikili gerçekleştirdi. 


 Müziğe erişimin lüks olduğu o yıllarda gelen tepkiler nasıldı? 
İlk programdan itibaren, mektuplarda, daha sonra  epostalarda ve yazılı basında çok güzel değerlendirmeler oldu. www.studyofm.com adresinde var bazıları. Hiç unutmadığımız, gece gündüz plak peşinde koşturmamız. Hem Türkiye’de hiçbir şey yoktu, hem kurumun arşivi yetersizdi. Tabii Jethro Tull’ın sihirbazı Ian Anderson’dan caz divası   Dianne Schuur’a pek çok isim ve Türkiye’den değerli müzisyen dostlarımın bizi onurlandırması, unutamadıklarımız. 


 34 yılda müzik dünyasında büyük bir değişim yaşandı. Sizin için en çarpıcı olan nedir?
1970-1976 arasındaki Rock’n Roll’un altın çağıdır. Değişim, engellenemez bir süreç tabii. Ama keşke olumlu, iyi, güzel, kaliteli bir değişim olsa. Geldiğimiz nokta hepimizin malumu. Fazla yorum yapmayayım.

 Yıllar sonra yola NTV’de devam etme kararını nasıl aldınız?
31 Aralık 2012’den itibaren Stüdyo FM’in yayını TRT tarafından sona erdirildi. Bir süre sonra NTV Radyo Yayın Yönetmeni Safiye Kılıç, “Bizimle devam etmeyi düşünür müsünüz?” diye sordu. Şebnem’le birbirimize baktık ve “Olur” dedik.

ŞEBNEM SAVAŞÇI: iYi MÜZiK ZAMANA YENiLMEZ

 Türkiye’nin canlı yayınlanan ilk ve en uzun soluklu programına imza attınız. Sırrınız neydi?
34 yıl birlikte çalışabilmenin sırrı, işini çok sevmek, birbirine güvenmek ve inanmak. Elbette karşılıklı saygı ve iş disiplinini unutmamak gerek. Programların gerçek sahipleri, dinleyicilerdir. Dinleyici ya da seyirci desteği olmaksızın kimse ayakta kalamaz. Hele de 34 yıl gibi uzun bir süre boyunca. 


 Bu maratonda güçlü bir ortaklığın önemi nedir?
Ekip çalışması zor bir iştir. Ancak yola dostluk ve karşılıklı inançla çıkılırsa, bir de işi aynı ölçüde severek yaparsanız sıkıntı yaşamazsınız. Bizim serüvenimiz böyle yol aldı. Ben mesleğe 1966’da başladım, Yavuz 1967’de. Stüdyo FM, 1978’de yayına girmeden önce de pek çok çalışmamız olmuştu. Her zaman konuşarak, birbirimizi sayarak ve en önemlisi işimizi her şeyin önünde tutarak çalıştık.

 Müziğe erişimin lüks olduğu yıllarda nadir kaynaklardan biriydi bu program. O günlerde dinleyicilerden gelen tepkiler nasıldı? 
Stüdyo FM’in ilk yıllarında, kaynak bulmakta gerçekten çok zorlanırdık. O yıllarda CD kayıtları da yoktu, internet de. Yayını, manyetik bant ve plaklardan gerçekleştirirdik. Ülkeye plak girişi çok kısıtlıydı. Yavuz’un dostları ve ağabeyinin yurt dışından gönderdiği yeni 33’lükleri kapıp, koşa koşa stüdyoya geldiğini çok gördüm. Dinleyicimiz, yeni ve güncel yayınları Stüdyo FM’de duyacaklarını bilir ve kasetlere kaydetmek için hazırlanıp beklerdi. Hatta “Ne olur, parçaların üzerine anons yapmayın. Kayıt alıyoruz” dedikleri olurdu.

 34 yılda müzik dünyasında büyük bir değişim yaşandı. Sizin için en çarpıcı olan nedir?
Yeni türler, tarzlar birbiri ardına geldi. İsimler, gruplar, plak şirketleri, dergiler geldi geçti, dinleme alışkanlıkları değişti... Ne var ki Beatles, Rolling Stones, Pink Floyd ve Queen gibi isimler, bugün hâlâ ilgiyle dinleniyor. Yani dünün ‘hit’leri bugünün ‘klasik’leri oldu. Benim için en çarpıcı olan bu: İyi müziğin ve dinleyicisinin, zamana yenilmemesi. 


 Yola NTV’de devam etme kararını nasıl aldınız?
Stüdyo FM’e 3 Eylül 1978’de, TRT radyolarının canlı yayınlanan ilk pop-rock müzik programı olarak başladık. 2011’de önce ben, sonra Yavuz emekli oldu. Bir süre daha yayını sürdürdük. Ancak 2013’de TRT fikir değiştirdi ve Stüdyo FM’i yayından kaldırdı. NTV Radyo, bizimle iletişime geçip, kendileriyle çalışmamızı istedi. Elbette dinleyicilerimizin yoğun isteğini de vurgulamak gerek. Yayın ilkeleri ve kalitesi itibarıyla, kendimize çok yakın hissettiğimiz NTV’yle çalışma fikri bize çok heyecan verici geldi.

 

Etiketler
Bilgi YarışmasıMimar Sinan,İstanbul'un orta yerini gösteren sütünu nereye dikmiştir?
Aradığınız
Evi Hemen
Bulun!
araDetaylı Ara
©Copyright 2015 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.