- Tüm yolculuklarımıza çıkmadan önce, diş fırçamıza varana kadar detaylı listeler yapıyoruz. Ne lazımsa ve hatta ya lazım olursa diye tüm ıvır zıvırları çantalarımıza tıkıştırıyoruz, varacağımız yere kadar taşıma zahmetini görmezden gelerek. Bir çoğumuz da; o lazım olursa diye taşığı yükleri hiç kullanmadan geri getiriyor, eğer gidiş dönüşlü bir yolculuk ise çıkılan. Peki, başladığımız her yolculuk için mutlu bir son beklentisiyle bu hazırlıkları yaparken; kesin sonuç mutluluk oluyor mu? Genel istatistikleri bilmeden tahmini olarak "muhtemelen hayır" diye ses geliyor içimden.
- Aklın sesidir o.
- Aşk duruken nasıl oldu da Akıl konuya girdi.
- Aklını kullandığın içindir.
- Peki, Sevgili Akıl bu hazırlıkları yaparken nerde?
- Tüm olasılıkları düşünüp yanına 'yük olsa da' alman gerekenleri sana yazdırmakla meşgul.
- Peki sevgili Aşk, sen nerde devreye giriyorsun?
- Tüm olasılıkların mutluluğa dönüşeceğini hissettirmekle meşgulum sana.
- Akıl daha adil o zaman, en azından kandırmıyor beni, yükü baştan tutuşturarak elime; 'kullansan da kullanmasan da al' diye.
- Benim sayemde de o yükü taşıma gücü ediniyorsun, farkındaysan. Eğer ben seni gaza getirmesem sen sevmediğin bir işi yapmamak eğilimde olacağın için değil o yükü, tek bir diş fırçasını bile taşımazsın.
- Sevgi pompalayıp Akıl ile karar vermemi engelleyip, Mutlu Son olacak diye gaza getiriyorsun. Bi de bunu açıkca söylüyorsun.
- Ne bekliyorsun. Tüm yolculuklarının eziyete dönüşmesini mi? Yeni başladığın tüm yolculuklarda ilerleyebilmen için ne gerekiyor? Elbette; Güç! Nerden sağlayacaksın bunu? Hadi araba olsan benzinciden yakıtını al, uğurlar olsun diye çıkalım yolculuğa. Bu haldeyken tek bir adım atabilmen için sana gereken gücün; içinde bir şekilde Aşk olmalı. Hayata karşı, işine karşı, sevdiğine karşı hiç bir şeyin yoksa kendine karşı ki; tüm bunlar yoksa bile her neyse aklındaki ona karşı. Sonuçta o adımı atmak için bir ortalama 70 santimlik bir yolu ilermen gerekecek. Nerden gelecek bu adımı atacak güç? İçindeki sevgiden elbette. Güzel olacağını hissetmeni sağlayan o içindeki sevginin gücünden. Yepyeni bir işe girsen de, hayalini kurduğun bir ilişki kursan da, istemeye istemeye bir karar versen de sonunda güzel olana doğru yola çıktığını hissettiren o sevginin varlığından.
- Nasıl başlamak gerekir peki?
- Büyükleriniz genelde sağ ayakla başlamanız gerektiğini söyler.
- Sorum bu değil, Mutlu Son için nasıl başlamaktan bahsediyorum.
- Ne için Mutlu Son beklediğine bağlı.
- Hayat için başka ilişki için, iş için başka mı cevapların?
- Genelde başka değil ama süreleri açısından muhabbetimiz uzamasın diye öyle söyledim.
- Sanırım hayat uzun ilişki kısa olarak söyledin.
- Kişiye göre değişir. Kısalık dediğin de yaşanan bir zaman. Neye göre değerlendiyorsun süreyi. İlişkiden uzun bir yaşamın olduğunda mı kısa sayılıyor. Yoksa yaşam süresi ilişkiden kısa olduğunda mı uzun sayılıyor?
- Tamam, süreyi geçtim. Sen bana sürenin sonundaki Mutluluktan bahset.
- İlk şart görmeyi sağlamalısın. Neyi görmeyi? diye sormadan cevaplıyım: Şimdiyi görmeyi sağlamalısın. İçinde bulunduğun an, yaşadığın, nefes aldığın, hayatta olduğun, koşturduğun, çok mutlu olduğun, sevdiğin ya da hiç sevilmediğin, herşeyin allak bullak olduğu, karamsarlıklarda aydınlatıcı bir ışık bile bulamadığını düşündüğün şu anı görmeyi sağlamalısın. O zaman şimdiden gelecek Mutlu Son yolculuğuna ilk 70 santimlik adımla başlamış olursun.
- Umut için gaz veriyorsun gibi geldi bana.
- Gaz verildiğini düşünmeden o adımı atmak için sade olarak düşün ve bir bak Şimdi olan zamana. Yola çıktın, seni Mutlu Son durağına götürecek diye bir araca da bindin. Belli bir süredir de bu araçtasın. Yol uzun ve zaman zaman arızalar, uzun molalar, zorlu ve konforsuzluğa dönüşen koşullar nedeniyle yanlış tarafa gittiğini sanmaya başladın. Peki iyice baktın mı, geçmiş olmadan önce şimdiye. Zorunlu mola verilen yerde geçirdiğin Şimdi için br fikrin var mı? yoksa tüm düşüncelerini, aklını fikrini, varacağın Mutlu Son için mi kilitledin? Şimdide olmayacağını düşündüğün için göremediğin; Mutlu An yerine, gözünü gelecekteki Mutlu Son'a mı diktin?
- Güzel bir geleceği düşünmenin neresi kötü?
- Hiç bir yanı kötü değil; eğer şimdiyi düşünmeyi ihmal edecek kadar geleceğe odaklanmadıysan. Çünkü gözünü şimdi yaşadığın Mutlu An üzerinden çekersen, yaşamadığın ve sadece yaşayacağını varsaydığın Mutlu Son üzerine çevirirsin. Oysa görebildiysen Şimdi yaşadığın Mutlu An güzelliğini, bir 'An' daha yaklaştın demektir Mutlu Son'a doğru.
- Sanki 'Gitme o sana gelir' der gibisin.
- Sadece varmak için uğraştığın, ulaşmaya çalıştığın; bir yer değil, ziyaret edip, ellerinle dokunup 'ne kadar güzel yapmışlar, taşları hala sapasağlam duruyor, ne iyi ettim de onca yola katlanıp, geldim gördüm' diyebileceğin. Sadece hissettiğin bir Mutluluk duygusu. Düşüncelerinle bile elindekini bir saniyede tersine çevirip etkileyebildiğin bir duygu. Bu duyguya doğru koşa koşa gittiğinde onun sabit bir kütle gibi seni bekleyeceğini nasıl düşünebilirsin. Her hareketinle o duygunun da yerini değiştirdiğini düşünsene. Camın pervazında gezinen bir serçeyi, yakalayacağından çok emin bir kedinin, arslanlar gibi yaptığı bir hamlenin ardından, en iyi ihtimalle yandaki pencerinin pervazına konması gibi; Mutlu Son'u yakalamak için koşarken, Mutlu An'ları kaçırmak da var.
- [...]


Birol Boyacıoğlu
brlbo.com