16.08.2016 02:30 | Son Güncelleme:
MERT İNAN İstanbul

‘O silahla yaşamına son veremez’

Ankara’da ölü bulunan eski Özel Harekât Daire Başkanı Behçet Oktay’ın kardeşi, Ulusal Kriminal Büro’nun hazırladığı raporda ortaya çıkan bulguların cinayete işaret ettiğini, ağabeyini FETÖ’nün öldürdüğünü söyledi

Eski Özel Harekat Daire Başkanı Behçet Oktay, Ankara’da 25 Şubat 2009’da başından vurulmuş olarak bulunmuştu. İlk olarak ‘intihar’ denilen ölüme ilişkin ailesinin girişimleriyle 2 yıl sonra cinayet soruşturması açılmıştı. 
Öldüğünde solak olmasına rağmen silahın sağ elinde olması ve kaburga kemiklerinde kırıklar ile vücudunda darp izleri bulunan Oktay’ın ölümüne ilişkin dava 2012 yılında açılmıştı. Cinayet sırasında Oktay’ın yanında bulunan elinde barut izi bulunan Halil Kesici yargılama sonunda beraat etmişti. Ancak ailesinin Oktay’ın ölümüne ilişkin şüpheleri hiçbir zaman geçmedi. 

Akyürek dinletmiş

2014 sonunda emniyetteki FETÖ yapılanmasına ilişkin yasadışı dinleme incelemelerinde Özel Yetkili Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi arşivinden binlerce telefon dinleme belgesi çıktı. Çok sayıda işadamı, gazeteci ve bürokratın dinlendiğini ortaya koyan listeden Behçet Oktay’ın da dinlendiği belirlendi. Oktay’ın ölmeden 6 gün önce ‘Hizbullah terör örgütü üyeliği’ iddiasıyla ‘Abdurrahman Doğru’ ismiyle dinlendiği ortaya çıktı. Tespitin ardından Oktay dosyasını yeniden açan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, cinayette FETÖ şüphesini incelemeye başladı. Yasadışı dinlemeyle ilgili Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davada bir numara şüpheli olarak dönemin Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek yer aldı. Oktay’ın ailesi, tüm bu gelişmeler üzerine Eylül 2015’te ‘adil yargılama hakkının ihmali, yaşam hakkının ihlali ve özel hayatın gizliliğini hiçe saymak’ gerekçesiyle yeniden yargılama için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. 

‘Mümkün değil’

Aile, Anayasa Mahkemesi’ne başvuru dosyasına Ulusal Kriminal Büro’nun hazırladığı 200 sayfalık bir rapor koydu. Bugüne dek gizli tutulan raporun ayrıntılarını, Oktay’ın kardeşi Şule Oktay, Milliyet’le paylaştı. Raporda ortaya çıkan bulguların intihara değil, cinayete işaret ettiğini ve ağabeyinin FETÖ tarafından öldürüldüğünü iddia eden Oktay, raporda ağabeyinin kullandığı silaha ilişkin önemli tespiti şöyle anlattı: “Olay yeri inceleme ekibince olayda kullanıldığı iddia edilen ağabeyime ait tabancanın gez kısmında kayma olduğu belgelendi. Soruşturma dosyasında ise bu kaymadan hiç bahsedilmemişti. Dosyada silaha sağlam, temiz raporu veren bir kriminal raporu mevcut. Gez kaymasının teknik yorumu ise silaha metal olmayan sert plastik, yumuşak bir metal veya bir tahtayla vurulmuş olduğu ve gez ekseninden 3.61 milimetre kaydığı. Tabancaya gelen çarpmanın özellikle silah elde tutulurken olduğu yönünde. İncelemeler sonucunda ağabeyimin kullandığı darbeli silahla atış yapılmışsa ortaya çıkan görüntünün bu olmaması gerektiği vurgulandı. ‘O silahla o açının yakalanması mümkün değil’ denildi. Kapsamlı raporda darbeli silahla bu şekilde intihar edilemeyeceği, vücuttaki mermi izinin böyle olamayacağı belirtiliyor. Ayrıca Özel Harekat Dairesi Başkanı olan bir şahsın darbeli silahla dolaşması mümkün olabilir mi?

Ağabeyimin ölümünden 4 yıl sonra olay yeri fotoğraflarına büyüteçle bakarken tesadüfen fark ettiğim ve dosyanın hiçbir yerinde yer almayan bir mermi tespit ettim. Bu mermi için yaptığımız suç duyurusu Savcı Mustafa Düzgün tarafından taş ya da metal parçası olduğu gerekçesiyle reddedildi.”

‘Telefonundan mesaj atılmış’

“HTS kayıtlarında da çok ciddi şeyler yakaladık” diyen Şule Oktay, “Ağabeyimin ölümünden sonra 2 adet cep telefonu gasp edildi. Bu telefonlar ile Ankara’nın çeşitli yerlerinden mesajlar atılıp internete girilmiş. Telefonda bilmediğimiz numaralar var. Bu aşamada delil karartma ve kaçma girişimlerinin olmaması için daha fazla detaya girmek istemiyorum. Ancak ilerleyen günlerde HTS kayıtlarıyla ilgili çok önemli bilgilerin ortaya çıkacağına şahit olacaksınız” diye konuştu.

‘Ekimoz oluşması mümkün değil’

Şule Oktay, “Bu davanın yeniden görülmesi gerekir. Ulusal Kriminal Büro’nun raporunda ortaya çıkan bulgular önemli. Otopsi fotoğraflarına çıplak gözle bakınca bile ağabeyimin darp edildiği anlaşılıyor. Adli Tıp’taki otopsiden sonra Oktay’ın elindeki morluklar için ‘ekimoz’ yani deri altı kanamalar denilmişti. Ancak ölüm sonrasında ekimoz oluşması mümkün değil.Ağabeyimin bileklerine kelepçe takıldığı, her iki elinde darp izi olduğu, sırtı, ensesi, omzu ve gözünün üzerinde darp izleri ile 13 kaburga kemiğinin kırıldığı ortaya konuldu” diye konuştu.

Bu habere ifade bırak
  • 0Mutluyum
  • 0Şaşkınım
  • 0Kararsızım
  • 0Kızgınım
  • 0Üzgünüm
Toplam Oy0