'Oniomania' nasıl tedavi edilir?

Değişen ve gelişen 'yeni dünya insanı'nın en büyük problemlerinden biri dünyevi her şeyden fazla keyif alıyor oluşu olsa gerek. İnternet ve sosyal medya bağımlılığı, daha iyi bir eve, arabaya, işe sahip olma arzusu gibi zevkler bunun en güzel örnekleri. Manevi zevklerin değerini gün geçtikçe yitirmesiyle beraber, doyumsuzluğun kollarına kendini bırakan bizler için de yeni bir bağımlılık ortaya çıktı: Alışveriş yapma hastalığı yani 'Oniomania'...

'Oniomania' nasıl tedavi edilir?

Tipik bir davranış bozukluğu

Oniomania nasıl tedavilir sorusuna cevap aramadan önce şunu belirtmek gerekiyor: Bu hastalık son zamanlarda tipik davranış bozuklukları arasında yer alıyor ve 'kompulsif alışveriş' şeklinde tanımlanıyor. Kontrolsüz, bağımlı ve aşırı miktarda alışveriş yapma krizleri şeklinde ortaya çıkıyor. Bu bağımlılık dayanılmaz bir alışveriş yapma isteği ve buna karşı koymada başarısızlık olarak belirti gösteriyor. Bu hastalıkta insanlar,  alışveriş sırasında haz alma, doyum bulma ve rahatlama yaşıyor, alışveriş yapamadıkları takdirde büyük gerginlik ve huzursuzluk hissediyorlar. Alışverişin ardından çok para harcadığı için pişmanlık, kendini kınama ya da suçluluk duygularını da beraberinde yaşıyorlar.

İhtiyaç olup olmaması önemli değil 

İnsanların "ihtiyaçları" olmaksızın, alışveriş yapması hastalık olarak kabul ediliyor. Bu hastalıkta, 200 çift ayakkabınızın olması, artan ve ödemekte zorlandığınız kredi kartı borçlarınız, internette, AVM'de harcadığınız saatleriniz anlamını yitirip yerini büyük bir 'ihtiyaç' illüzyonuna bırakıyor...

Normal şartlarda evin, çocukların ve kendinizin ihtiyacının giderilmesi için yapılan alışveriş davranışı; içinizdeki sıkıntıyı, üzüntüyü, yalnızlığı hafifletme inancı ve isteği ile yapılıyorsa ve her seferinde sorunlardan kaçmanın yolunu alışverişte buluyorsanız üzgünüz 'alışveriş bağımlılığı' dediğimiz hastalığın içine düşmüşüz demektir...

İnternet tetikliyor

Elimiz ayağımız olan internette geçirdiğimiz saatler bu bağımlılığı büyük ölçüde tetikliyor. Özellikle sosyal medyada tam da ilgi alanlarınıza göre karşınıza çıkan reklamlar, istemsizce sizi alışveriş yapmaya sürüklüyor. Özellikle markaların tamamen 'daha çok tüketim'e yönelten reklam politikaları ile, aslında hiç severek yemeyeceğiniz yiyeceklerden tutun, asla sırtınıza sokmayacağınız etiketiyle dolabınızda giyilmeyi bekleyecek kıyafetleri satın almanıza kadar her şey sizi yalnızca tüketen bir toplum olmaya biraz daha yaklaştırmak üzere planlanıyor. 

Reklamlar insanların alışveriş yapma isteğini besliyor. Telefonlara gelen kampanya mesajları, marketlerde özel indirim günleri, zaten olması gereken fiyattan çok daha pahalıya satılan fakat bir güne özel indirim yapılan ürünler, internet üzerinden dışardan çok daha uygun fiyata alışveriş yapıldığı iddia edilen alışveriş siteleri vs. Her şekilde alışveriş yapmamız için önümüze bir yol sunuyor.

Bir köşede çürüyorlar

Öyle ki görsel medya unsurları sayesinde, bir kaç ay sonra vazgeçeceğimiz hobilere, spor dallarına başlayabiliyor yüzlerce TL harcama yapabiliyor ve bir köşede çürüyüp gittiklerine tanıklık edebiliyoruz.

Kredi kartları sayesinde harcamalarımızın anlık ve reel sonuçlarını göremiyoruz. Bu durumda sadece ne aldığımıza odaklanıyoruz. O an paranın cebimizden çıkmadığını, çıkmayacağını düşünüyor ve yalnızca “istediğimize” ulaşmanın tatlı-psikopat zevkini yaşıyoruz. Bu kredi kartı harcamaları sayesinde, “sıkıntı duyma- alışveriş yapma- üzüntü ve pişmanlık duyma – tekrar sıkıntı duyma ve tekrar alışveriş yapma” şeklinde sürüp giden döngünün içinde sıkışıp kalıyoruz... 

Zamanla artan borçlara, boşalan cüzdanlara tolerans artıyor. Tek düşünülen şey daha fazla alışveriş yapmak ve daha fazla rahatlamak oluyor. Sahiden aklınız “yapamadıklarınızda” kalıyor. Satın alınanlar anne-babadan eşten gizleniyor, vicdan seremonilerinde “vallahi ihtiyaç” fasılları uzuyor...

 

 

'Oniomania' nasıl tedavi edilir?

Bu bağımlılıktan kurtulmak diğer bağımlılıklardan kurtulmaktan çok daha kolay. Alacağınız ürünlerin bir listesini yapmak ve bu listeye bağımlı kalmak kurtulmanın en etkili yollarından biri. “Aa bu gömlek indirime girmiş, ah bu rujunda tonu çok güzelmiş” demeden sadece alacaklarınıza sadık kalmaya çalışın. 

Sizi frenleyebilecek ve gereksiz harcamalar yapmanızı önleyecek bir arkadaşınız veya yakınınızla alışverişe çıkın. Yanınızdaki kişinin “Buna gerçekten ihtiyacın var mı?” sorusu durmanız için önemli bir uyarı olabilir. Yanınıza aldığınız kişi, her elinize aldığınıza “hayır diyecek babanız, ya da “çok yakıştı” diyecek en yakın arkadaşınız olmasın ama...

Bekleme süresini uzatmak

Alışveriş için bekleme sürenizi olabildiğince uzatın. Alacağınız ürünler ile ilgili araştırmalar yapmak, bekleme sürenizi arttıracak ve alışveriş yapmak için “karar verme” sürenizi de uzatacaktır.

Alacağınız ürünleri nerede-nasıl kullanacağınızı hayal edin. Aynı gömleğin farklı rengini alırken, “değişik, değişik giyerim” gibi sizi daha da alışveriş yapmaya itecek hayaller kurmayın. İşinizi gücünüzü düşünüp “her gün bakımlı olmalıyım” bahaneleriyle kendinizi kandırmayın.

Özetle, günümüz dünyasında bu kadar çok tüketim sebebimiz varken, her gün yenileri eklenirken, alışveriş yapmamak mümkün olmasa bile, bu bağımlılığa sürüklenmemek bizim elimizde. Kısa sürede rahatlayıp uzun vadede kendi sonumuzu hazırladığımız bu korkunç hastalıktan uzak olmak, bir ayakkabı daha fazla almaktan, çok beğendiğimiz çantadan vazgeçmekten çok daha değerli olsa gerek...

 

 

Bu makaleye ifade bırak