YaşamRSS
07.05.2010 - 02:00
Ziya Paşa

“Onlar ki verir laf ile dünyaya nizamat Bin türlü teseyyüp (pislik) bulunur hanelerinde”

Sitene Ekle
Şeytanın gör dediği  |  Çetin Altan c.altan@bnet.net.tr Tüm Yazıları »

Yarım yüzyıla yakın bir aşınmışlığın, 50 m yüksekliğindeki 41 daireli bir apartmanı...
Ve demir ağlarla örülmüş apartman dört baştan.
* * *
Demir ağlar kırmızı renkte ve aşağıdan yukarıya doğru yükselen kalaslarla bir görkemli iskele...
* * *
Kırmızı demir ağlarla dört baştan örülmüş olan apartman; biçimi, “rant ekonomisi”nin baskısıyla çok değişmiş olsa da, bendenizin doğduğu ve bugün de oturmakta olduğumuz Göztepe’deki -dedemin anısına- Hasan Paşa Apartmanı...
* * *
Önceki sabah, 60 yıllık bir yazı krosunun yeni sayfalarını erkenden yazıp, faksla gazetedeki genç meslektaşım Hatun Kara’ya geçtikten ve bilgisayarda yeniden yazılıp bendenize geri döndükten biraz sonra...
* * *
Evet, biraz sonra...
Solmaz’la oturmuş çayımızı içerken, odanın duvarında; sanık militerlerin yargılandığı bir mahkeme salonunun az üstünden geçen askeri bir jet uçağı gümbürtüsüyle, öylesine korkunç bir ses patladı ki...
* * *
Bendenizin yüreği ağzıma geldi ve ne olduğunu hemen anlayamadım.
Kırmızı demir ağlarla yukarı doğru yükselen iskelenin son kalası üstünde; genç bir inşaat işçisi, elinde büyük boy elektrikli bir matkapla, bizim odaya rastlayan duvarın dış tarafında “dübeller” yerleştirmek için peş peşe delikler açıyordu.
* * *
Durup durup yeniden başlayan, elektrikli matkap gürültüleri arasında ne konuşmaya olanak vardı, ne çalışmaya...
Ve öğrendiğimize göre bu gürültüler, en az 10 gün boyunca sürecekti.
* * *
Gerçi parlamentodan tüm Türkiye’ye, geceli gündüzlü yayılan öfkeli gürültüler de, az rahatsız edici değildi ama; bir oda duvarının dış tarafında delikler açıp duran elektrikli bir matkabın bitmeyen tarakası, yakından sıkılan otomatik bir silahın kurşunları gibi vuruyordu kafaya...
* * *
Göztepe’den tası tarağı topladık; Cihangir’de hafta sonlarını da geçirdiğimiz, Solmaz’ın vaktiyle edindiği şirin dairenin tuttuk yolunu.
* * *
Elbet ortak bir koşullanmaya göre, ülkenin sorunları; ülkede yaşayan vatandaşların özel sorunlarından çok daha önemliydi.
* * *
Acaba gerçekten de öyle miydi?
Kitlelere “ülke sorunları” diye sunulan sorunlar; belki de gerçekte, Hazine’den geçinmeli mesleksiz “mevki sahipleri”nin, kendi durum ve hırslarıyla ilgili sorunlardı.
* * *
Son 90 yılda sivil-asker, Bütçeler’den geçinenler; yaptıkları denetimsiz savurganlıklarla birlikte, acaba kaç trilyon dolara mal olmuşlardı kitlelere?
* * *
Sık sık “altını çizerek” yapılan açıklamalar da, hiç değinmiyordu bu soruya; yine karşılıklı “altını çizerek” sürdürülen açık oturum tartışmaları da...
* * *
Göztepe’de elektrikli matkap “zırrrr, zırrrr”ları; Ankara’da da Anayasa değişikliği çatışmaları süre dursun; kırmızı bayraklı cenaze törenleri de, devam ediyordu kendi tefrikasına...
* * *
Nişantaşı’ndaki ünlü pasaj kafeteryalarında ise; değişik yaşlardaki bazı havalı erkekler, kara gözlükleriyle:
- Sadece ben varım bu dünyada, dercesine; garip bir kasılmayla geçiyorlardı masaların arasından...
* * *
Garson dostlar da, servisleri arasında büyükçe bir ekrandan Urfa’daki maçı gözden kaçırmıyor ve Trabzonspor, Fener’e gol attıkça, hep bir ağızdan ellerini çırparak bağırıyorlardı:
- Goool...
* * *
15 yıl önce bir davet üstüne İstanbul’a gelen Gorbaçov, küresel durum üstüne verdiği bir konferansta şöyle demişti:
- Ülke savunmalarına akıtılan paralar dönemi, gitgide bitmekte... İstediğin ülkeye turist olarak gidip, dilediğin sürece itibarlı bir hayat yaşama olanağın varken; ne diye o  ülkeye tanklarla, uçaklarla, ordularla saldırma gereğini duyacaksın ki?..
* * *
Yunanistan’daki sokak başkaldırılarının nedeni de; hem Ziya Paşa’nın 150 yıl önce yazdığı mısralarda saklıydı, hem de Gorbaçov’un 15 yıl önce İstanbul’da verdiği konferansta...
* * *
Küresel ekonomik kriz, öyle her devletin kendince alacağı önlemlerle atlatılacak türden bir kriz değildi.
* * *
Modern teknolojideki aşamalar, insanların “yaşam kalitesi”ni yükseltme doğrultusunda, kendine yeterli pazarları hem bulamıyor, hem yaratamıyordu.
* * *
Yeryüzündeki 5 kıtaya yayılmış 200’ü aşkın devlet ve 4 milyar da yoksul vardı.
* * *
O yoksulların da, modern teknolojinin nimetlerinden yararlanmaları için; devlet kadrolarının, kişisel çıkarlarına göre yaptıkları savurganlıklardan vazgeçmeleri gerekiyordu.
* * *
Yoksa yeterli bir pazar bulamadığı için, modern teknolojiye dayalı üretimlerin fabrikaları kapanma zorunda kalıyordu.
Ayrıca bankalardan aldıkları kredi ve faizleri de ödeyemediklerinden; bankalar da iflas ediyordu.
* * *
Yunanistan’daki sokak başkaldırılarının temeldeki nedeni de buydu; Türkiye’nin çalkantılı bir döneme doğru kaymasının nedeni de buydu...
* * *
Sanırım ki, Göztepe’deki apartmanın aşırı zırıltılı ve gürültülerle mantolanması; ülke sorunlarının çözümünden çok daha çabuk bitecek...
* * *
Ziya Paşa, keşke bu kadar haklı çıkmasaydı...

©Copyright 2010 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.