Pazar
28.05.2017 - 02:30 | Son Güncelleme: 28.05.2017-2:30

“Oyun ihtiyacı hiç bitmiyor”

Çocuklar için mobil uygulamasını anlatan Ezo Sunal, sadece çocukların değil her yaştan insanın hayatında oyuna yer ayırması gerektiğini söylüyor

Sitene Ekle

ÖZGE TABAK - ozge.tabak@milliyet.com.tr

Ezo Sunal’ın bir yıl önce hayata geçirdiği okul öncesi ve ilköğretim çağındaki çocuklar için mobil uygulama “LALALA” Gittigidiyor’un teknoloji işbirliğiyle yenilendi. Uygulamayla müzik, Oyunlar ve Ali Sunal ile Perran Kutman’ın seslendirdiği hikayelerle çocuklara eğlenceli vakit geçirebilecekleri bir ortam yaratılırken, aileleri ve öğretmenleriyle beraber kaliteli vakit geçirmelerini sağlamak amaçlanıyor.

- LALALA’yı anlatır mısınız?

Ezo Sunal: En büyük özelliği çocuklar için orijinal bir kaynak olması. İçindeki bütün şarkılar, oyun fikirleri ve hikayeler orijinal. Çocukların kaliteli müzik dinlemesine ve bunların çeşitlendirilmesine özen gösterdik. Ninni, kareoke ve geri dönüşüm bilinci kazandırmak için artık materyallerle yapılabilecek el işi faaliyetleri, oyuncak yapımı gibi aktiviteler de var. Sonraki aşamada da İngilizceye çevirmeyi planlıyoruz.

- Bir yandan da birçok aile çocuklarını teknolojiden biraz uzak tutmaya da çalışıyor...

Ezo S.: Ben de çocukların sokakta seksek oynamasına daha sıcak bakıyorum ama artık yeni bir jenerasyon var. Onlar böyle bir çağda doğdu. Teknolojiden mahrum bırakmayı doğru bulmuyorum çünkü çok faydalı yanları da var. Daha çok çocuğa ve aileye ulaşmak için bu mecrayı seçtik. Hedefimiz biraz da teknolojiyi doğru ve faydalı kullanabilmeyi anlatmak. Dengesi çok önemli. Tabletler çocukları meşgul etmek için, yemek yesin diye değil; buna çok karşıyım. Aileleri yanında olacak şekilde faydalanmalarını öneriyorum hep.

- Perran hanım, uygulamada öyküler seslendiriyorsunuz siz de.

Perran Kutman: Ezocuğum bana telefon açıp anlattı. Tabii ki dedim ve keyifle okudum. Babalarının bende o kadar büyük hatırı var ki... Kemal’le (Sunal) 1966’da tanıştım. Çok eski ve gerçek dostumdu Kemal Sunal. Çok güzel günler paylaştık. Anneleri Gül de çok yakın dostum. Onların mirası bana. Ezocuğum, Aliciğim de yollarını çok güzel çizdiler. Beni yanlarında istemeleri de bana ayrıca keyif veriyor.

“Kendi çocukluğumu tercih ederim”

- Bambaşka bir jenerasyon var şu an. Siz ister miydiniz bu dönemde çocuk olmak?

Perran K.: Teknolojiyle aram iyi olmadığı için kendi çocukluğumu tercih ederim. O zaman yaratıcılık vardı. Ben çok güzel hikayeler yazardım. Masanın ayaklarını arkadaş, komşu yapar; masanın altına girip o dört ayak için dört ayrı karakter yaratırdım. Şimdiki çocuklara bir şeyler yaratılıp veriliyor. Seksek taşının önemini bu devrin çocukları bilmiyor. Çocuğum yok ama olsaydı biraz kendi haline bırakırdım; istediği gibi oynasın.

Ezo S.: Çok mutlu bir çocuktum. Annem, babam ve abim açısından çok şanslıyım. Babam çok iyi bir babaydı. Hep yanımızdaydı, ilgiliydi. Ben doya doya oynadım, patene bindim, ip atladım. Dizlerimde hep kabuk vardı. Şimdiki çocuklarda biraz o eksik. “Daha hiç düşmedi” diyen anneler var. Düşe kalka büyümek terimi neredeyse kalkacak. Hareket ve oyun çok önemli. Oyun ihtiyacı hiç bitmiyor aslında. Benim hâlâ bitmedi. Benden çok daha büyüklerde de görüyorum bunu. Oyunu hayatımızın bir yerinde bulundurmak gerek.

- Çocuklarla çok güzel ilişkileri olan bir ikilisiniz.

Perran K.: Çocuklarla hep iyi ilişkim oldu, çünkü ben doğru bakan insanım. Hesaplı insan olmadım hiç. Çocuğun da hesabı yoktur, temiz bakar. Benim bakışım da aynı temizlikte olduğu için gözlerim buluşabildi. “Hayat Bilgisi”ni çekerken bir gün bıçkın bir delikanlı yanıma gelip “Senin gibi bir öğretmenim olsaydı ben de okurdum” deyip elimi öpüp
gitti. Gençlerle de aram hep iyi oldu.

Ezo S.: Çocuklarla olmak en güzel şey. Çok şanslıyım. Atölyemde her gün çocuklarla oynayıp şarkı söyleyerek deşarj oluyorum. Üzüldüğüm şeyleri unutuveriyorum. Kendimi yenilememi sağlayan, enerji veren
bir mesleğim var.

“Çocuklar sizi geleceğe taşıyor”

- Yakında ekranda bir projede görecek miyiz sizi?

Perran K.: Şu anda hayatımdan çok memnunum. Seyahatler yapıyorum, dostlarımla beraber oluyorum. Ama tekrar kalıcı bir şeye imza atmak isterim. “Perihan Abla”, “Şehnaz Tango”, “Hayat Bilgisi” öyle oldu. Kalıcı olacak bir imzalık daha zamanım var. O da çocuklarla olabilir ancak çünkü onlar sizi taşıyor ileriki yıllara. Onlar için bir şeyler yapmak istiyorum.

- Sizi de “Güldüy Güldüy Show”da izliyoruz. Tepkiler nasıl?

Ezo S.: Hayatım boyunca çok teklif geldi ama BKM olması ve tabii ki çocuklarla ilgili olması etkili oldu. Film-televizyon ve çocuk gelişimi mezunuyum, tam da bunları birleştiren bir proje oldu. Çocukların özgüveni için, tiyatroyu sevdirmek için de çok güzel bir proje. Çocuklardan o gerçek sevgiyi hissetmek çok doyurucu. Geleceğe bir iz bıraktığınızı görüyorsunuz, bu da beni çok duygulandırıyor.


©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.