Cumartesi

20.05.2017 - 02:30 | Son Güncelleme: 20.05.2017-2:30

“Radikal kararların insanıyım”

Puhu TV’deki “Fi” dizisinde canlandırdığı Bilge karakteriyle beğenilen Büşra Develi: “Hep risk aldım. Okulu bırakmam, ‘Tatlı Küçük Yalancılar’a girmem, tiyatro yapmam her şey bir riskti, çok kötü de olabilirdi. Ama şans yanımda oldu. Çok radikal kararların insanıyım”

Sitene Ekle

ELİF İPEK TÜRER - ipek.turer@milliyet.com.tr

Her yeni işinde daha da başarılı olarak ilerleyen ve dillerden düşmeyen Büşra Develi bu yıl belli ki hem Puhu TV’deki “Fi” dizisiyle hem de ilerleyen dönemlerde izleyebileceğimiz üç uzun, bir kısa metrajlı dört filmiyle konuşulmaya devam edecek.

- “Fi” sektör için yeni bir deneyim, şu anda da cesur sahneleriyle de gündemde... Ama aslında baktığımızda biz “Asmalı Konak”ta, “Aşk-ı Memnu”da neler izledik...

Geçen gün Burak (Deniz) ile onu konuştuk. “Fi” projesinde sevişme sahnesi başka bir şeye hizmet ediyor. Mesela benim sahnemin hizmet ettiği şey; Bilge’nin kendini aşması, bir deneyimi aslında. Ki biz bunu olabildiğince soft yansıttık bence. İnsanları tahrik edelim diye yapmıyoruz çünkü.

- Karakteriniz Bilge çok akıllı olması o anlamda kendine güvenmesi bir yana aynı zamanda çok da güvensiz. Ne öğreniyorsunuz ondan?

Bilge’den özgüveni öğreniyorum. Farklı bir özgüveni var. Özgüvensizliği de kendiyle barışık olmamaktan kaynaklanmıyor, onun sosyal otizmi var aslında. Asperger sendromlu abisiyle ilgileniyor ve bu nedenle bilerek sosyalleşmeyi tercih etmemiş. Her şeyin farkında... Ben de ondan farkındalığın getirdiği bir özgüveni öğreniyorum.

- Bu sürede bir de tiyatro yaptınız ki ben ilk röportajımızda bu isteğinizi belirtmenize rağmen hemen yapabileceğinizi düşünmemiştim.

Vallahi ben de düşünmemiştim. Çalışmadığım da bir dönemdi. Mert (Öner) ulaştı bir şekilde ve teklif ilk geldiğinde ödüm koptu. Ama iyi ki yaptım, çok da şey öğrendim. Umarım tekrar yaparım. Ama çok zor bir şeymiş; hem oynamak ama ondan da ziyade öyle bir prodüksiyonun altına girip insanlara söz vermek...

“Diziyi birlikte izliyoruz”

- Böyle deseniz de yine de istediniz ve gerçekleştirdiniz. Hedeflerini hep gerçekleştirebilen biri misiniz?

İsteme durumuna inanırım
ama onun dışında hep risk aldım. Okulu bırakmam, “Tatlı Küçük Yalancılar”a girmem, tiyatro yapmam her şey bir riskti, çok kötü de olabilirdi. Ama şans yanımda oldu, ben de atak davrandım, karşıma da çok güzel insanlar çıktı. Ama aktifimdir o anlamda; İstanbul’a da bir anda her şeyimi bırakarak taşındım mesela. Çok radikal kararların insanıyım. Burak da şaşırır böyle ani verdiğim kararlara...

- Burak beyle danışır mısınız birbirinize hep?

Genelde çok konuşuruz. Birbirimizin senaryolarını da okuruz. Tabii kararı kişi kendi veriyor en nihayetinde ama bir gözümüz hep birbirimizin üzerinde oluyor. Bölümleri de genelde birlikte izliyoruz. Zaten ilk yaptığım her şeyi ona göstermek oluyor. Ondan gelen yorum beni rahatlatıyor. O da aynı şekilde. Zaten izleyeyim ve izlettireyim, bayılırım, hayattaki en büyük zevkim. Eleştiriyi, fikir almayı çok seviyorum. Kendimi izlerken de o kadar yargılıyorum ve eleştiriyorum ki başkası benim kadar ağır şeyler söyleyemeyeceği için herkese gönül rahatlığıyla seyrettirebiliyorum. Bu anlamda tiyatronun en üzücü kısmı kendimi izleyememem sanırım.

“Rahatça gezmek ne mümkün!”

- Kadın haklarının olduğu bir evde büyüdüğünüzü söylemiştiniz. Şu an sokağa baktığınızda ne hissediyorsunuz?


En basitinden Cihangir’de oturuyorum ama buraya, Cihangir’in başka bir yerine taksiyle gelmek zorunda kaldım. Topuklu ayakkabı, şort giydim, biraz dikkat çekiyorum. Belli semtler dışında rahatça gezmek ne mümkün! En rahat ve en görünmez kıyafetlerimi giyiyorum. Zaten kadınların gördüğü manevi tacizden bahsetmiyorum bile...

“Eve geldiğimde Burak’ı görmeyi seviyorum”

- Film projeniz de var galiba.

Bir uzun metrajlı “Ayla”yı çektim. Süleyman Dilbirliği’nin hikayesi. Murathan Özbek ile “Bitmiş Aşklar Müzesi” yaptık. Şimdi bir de uzun metraj yapmayı planlıyoruz. “İki Arada Bir Şehirde” diye Burak’la bir film çekeceğiz haziranda. Ağustosta da Kerem Kurdoğlu ile “Kapı Meselesi” diye bir film olacak.

- Burak beyle birlikte bir iş yapmak istemediğinizi söylemiştiniz...

Dizi yapmak istemediğimi söyledim. Film bence çok süper bir anı. Ama dizi çok yıpratıcı. Altı gün işyerimde Burak’ı görmek istemem. Eve geldiğimde o benim huzurum, eve geldiğimde onu görmeyi seviyorum. Ama mesela Bergüzar Korel ve Halit Ergenç inanılmaz iyi görünüyorlar, onun tamamen dışında söylüyorum. Tabii onların bir de çok zaman geçti, ikisi de çok iyi oyuncu, proje de çok iyi. Yıllar sonra belki biz de yaparız...

- Diziden arta kalan zamanda neler yapıyorsunuz?

Kitap okuyorum. Film izlemekten daha çok yaptığım bir eylem okumak. Onun dışında bir şeyler yazıyorum, günlük tutuyorum, yürüyorum, fotoğraf çekiyorum. Pilates yapıyorum, evde sağlıklı yemekler yapmaya çalışıyorum. Bir de bu ara dans dersi almak istiyorum.


©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.