Pazar

18.06.2017 - 02:30

“Tip 2 diyabet doğru beslenmeyle iyileşebilir”

Sitene Ekle
İyilik & Sağlık  |  Metin Uyar metin.uyar@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Fitoterapi uzmanı Dr. Ümit Aktaş: “Tip 2 diyabet hastalarının çok büyük bir çoğunluğu doğru beslenme programına ve aktif bir yaşama geçerek iyileşebilir” 

İlaçsız Yaşam”, “Bitkisel Kürlerle İlaçsız Tedavi” ve “Mutluluk Kürleri” kitaplarından tanıdığımız fitoterapi uzmanı Dr. Ümit Aktaş’ın “Diyabet ve Zayıflama Kürleri” (Hayy Kitap) isimli dördüncü kitabı da raflarda yerini aldı. Aktaş “Fakülteden ilk mezun olduğum yıllarda gelen tip 2 diyabet hastalarını üniversitede öğrendiklerimi harfiyen uygulayarak tedavi etmeye çalışıyordum. İlaçlarını veriyor, beslenme önerilerinde bulunuyor ve takiplerini yapıyordum. Ancak dediklerimi harfiyen uygulayan hastalar bile iyileşmiyordu. Giderek uygulanan ilaç dozunu artırıyorduk sonra da hastalar insüline geçmek zorunda kalıyordu. Bu sırada diyabet hastalarının böbrekleri gibi organlarında da hasar oluşmaya başlıyordu.” diyor.  



Kitap için araştırmalara da bu çaresizlik sonucu “Tüm bu tedavilere rağmen hastalar neden iyileşemiyor?” sorusuyla başlamış. Sonrasında Aktaş “Fitoterapi (bitkilerle tedavi) yüksek lisansına yöneldim ki bu beslenmenin ta kendisi demek ve cevabın beslenmede gizli olduğunu fark ettim.” diyor. Kitabını konuşmak üzere Aktaş ile buluştuk. 

-Diyabetin ve obezitenin günümüzde bir salgın halini aldığına değiniyorsunuz bu salgının başlıca sorumlusu nedir?  

Bu salgının sorumlusu beslenme hatalarımız ve hareketsiz yaşamdır. Geleneksel besinlerimiz yerine işlenmiş ürünler gibi çöp gıdalarla kendimizi beslemeye başladık. Katkı maddeleriyle dolu, işlenmiş gıdaları tüketiyoruz, genetiğine müdahale edilmiş buğdayı yiyoruz. Yüz binlerce yıldır şekerini ve enerjisini yediği sebzeden, meyveden, hayvansal yağlardan, kuru yemişten, etten almaya alışmış sistemimize insanlık tarihinde hiç yüklemediğimiz kadar şeker yüklüyoruz. Organizmamız bu şeker saldırısına alışık değil. Böyle giderse şeker bayramlarında torunlarımıza şekerin yanında insülin iğnesi de vereceğiz.

“Sofranızdaki ekmeğe bakın”

-“Ben hiç şeker yemiyorum, tatlıyla da hiç aram yok” diyenler de diyabet olabiliyor. Bu nasıl oluyor? 

Şeker dediğimizde sadece çay şekeri ve tatlılardan bahsettiğimizi sanmayın. Tüm tahıllar, ekmekler, makarnalar, hamur işleri de glisemik indeksi yüksek besinlerdir ve vücudumuz bunları da şeker gibi algılar. Tüm buğday ürünleri, her çeşit ekmek, ister kepekli undan, ister tam buğdaydan yapılmış olsun kan şekerinizi fırlatır. Çay şekerinin glisemik indeksi 59 iken, tam buğday ekmeğinin glisemik indeksi 72’dir. Yani “Tatlıyla aram hiç yok. Neden şeker hastası oldum?” diye düşünüyorsanız, sofranızdaki ekmeğe bakın.

-İnsanlar ucuza karınlarını doyurmak için de bu gıdalarla yönelmiyorlar mı?

İnsanlar ucuz gıda diye ekmeğe, makarnaya, pizzaya yöneliyor ama bu gıdalarla hastalık pompalandığı için aslında sağlık maliyeti yükseliyor. Bunun en çarpıcı örneği Afrika’dır. Afrika dünyada açlıktan ölümlerin en fazla olduğu kıta olmasına rağmen dünyada diyabete bağlı ölümlerin de en yüksek olduğu kıtadır. Garibanlar aç kalıyor diyerek oraya bol miktarda işlenmiş gıda, tahıl, şeker yolluyorlar ve bu insanlar diyabetten ölüyor. Sadece orada değil tüm dünyada çok fazla karbonhidrat, ekmek, buğday tüketen herkes diyabet riski altında. Buğday bağımlılık yapıyor ve buğday bağımlılığı diyetisyenlerin diyet listeleriyle pompalanıyor.

“Karbonhidrat ve glutenden uzak durun”

-Yeni kitabınızda tip 2 diyabet hastalarının iyileşebileceğini ve hastaların ilaçlara bağımlı yaşamaktan kurtulabileceğini söylüyorsunuz.

Tip 2 diyabet hastalarının yüzde 95’i beslenmelerini ve yaşam tarzlarını değiştirerek tam şifayla iyileşebilir. Bugün verilen diyetler yanlıştır. Diyabet hastalarına ‘Günlük kalorinizin yüzde 60’ını tam tahıllardan alın ve yağ yemeyin’ diyorlar. Uzmanların; ‘Sık sık ve az az ye, bol bol karbonhidrat ye’ dedikleri insanlar, hareketsiz yaşamın da etkisiyle önce kilo aldı sonra da diyabet oldu. Oysa insanlara günde iki ana öğün ve basit ara öğünler, zeytinyağı gibi sağlıklı yağlardan, kuruyemişten, sebzeden, etten, turşu ve ev yoğurdu gibi fermente gıdalardan zengin bir beslenme önerilseydi insanlar diyabet olmayacaktı. Hadi oldu ve uzmana geldi. Bu öneriler verilip diyet listesinden karbonhidrat ve gluten çıkarılsa diyabet iyileşecek. 

-Kitabınızda 13 ayda 50 kilo fazlalığından kurtulan Güldane Hanım gibi hasta hikayelerini de okudum. Hepsi bu formülleri mi uyguladılar?

Bu hastaların beslenmesini tamamen düzenledik. Tüm karbonhidratları, işlenmiş gıdaları, gluten içeren gıdaları hayatından çıkardık. Diyabet hastası haftada bir lokma bile gluten yemeye devam etse diyabeti düzelmez. Beslenme düzenlerine sadık olup, günde bir saat yürümeyi alışkanlıkları haline getiren hastalarımızın yüzde 95’i tam şifayla iyileşiyor. Yani önce ilaç dozlarını azaltıyoruz sonra da ilaçlardan tamamen kurtuluyorlar.

Ancak hali hazırda ilaç kullanan tip 2 diyabet hastalarının bu önerilere uyayım ve ilaçlarımı bırakayım diye düşünmemeleri gerekiyor. Bu bir süreçtir ve ilacın bırakılmasına mutlaka doktor tarafından karar verilmesi ve takip edilmesi gerekiyor.

Sadece hekimler uygulayabiliyor

-Fitoterapide ilaç olarak bitkiler mi kullanılıyor?

Fitoterapide tedavi için bitkinin kendisi kullanılır. İçeriğinde kuvvetli etkili bileşenler taşıyan, riskli bitkiler ise fitoterapide kullanılmaz. Günümüzde kullanılan ilaçların çoğu açısından bitkiler önemli kaynaklardır.

-Bitkisel tedavi risksiz midir?

Yanlış ve kişiye uygun olmayan bitkilerin kullanımı risk oluşturabilir. Maalesef, bu alandaki yasal boşluktan yararlanarak fitoterapi uzmanı olmayan kişiler medyada insanları yanlış bitki kullanımlarına yönlendirebiliyor. Yeni yönetmeliğe göre fitoterapiyi sadece hekimler uygulayabiliyor. Fitoterapide yararlanılan ilaçların hazırlanması ise mutlaka eczacının kontrolünde olmalı.

Dr. Ümit Aktaş’tan diyabetsiz yaşam önerileri:

-Yemek yerken kaloriyi değil glisemik endeksi önemseyin.

- Avokado, susam, ceviz, ıspanak, brokoli, zencefil gibi antidiyabetik güçleri menülerinize katın.

-Tarçın, çörek otu, çemen tohumu ve zeytin yaprağı
özü gibi diyabet karşıtı bitkisel güçlerden uzman kontrolünde yararlanın.

-Diyabetsiz bir yaşam için bağırsak floranızı güçlendirecek probiyotiklerden yararlanın, D vitamini depolarınızı doldurun ve krill yağının süper gücünden destek alın.

-Yiyecek içecek paketlerinde HFCS olarak karşınıza çıkan mısır şurubu zehirinden kendinizi ve sevdiklerinizi koruyun.

-Diyet içeceklerden, tatlandırıcılardan, glutenden, her tür ekmekten ve buğday içeren tüm ürünlerden uzak durun.  

-Çocuklarınızı küçük yaştan itibaren tatlıdan, şekerden, buğdaydan ve glutenden koruyun çünkü bu gıdalar bağımlılık yapar.   

Fitoterapi nedir?

Tedavi amacıyla bitkilerin gücünden yararlanmak olarak özetlenebilecek fitoterapi, Sağlık Bakanlığı’nın Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği’nin, “Ünite ve Uygulama Merkezlerinde Yapılabilecek Uygulamalar Listesi”nde bulunan on beş alandan biridir. Fitoterapi ağır olmayan her hastalığın tedavisinde yararlı olabilir. Ancak, ciddi vakalarda fitoterapi uygulaması yetersiz kalabiliyor.   

 

 

©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.