13 yaşından beri kalem toplarım, kalem çantamı yanımdan ayırmam

Tuncay Özilhan, çok fazla dillendirmese de Türkiye'nin en önemli kalem koleksiyonerlerinden biri. 13 yaşından bu yana marka ve tür ayırmaksızın kalem biriktiren Özilhan, yurtdışında nereye giderse gitsin bir-iki dükkâna uğrayıp koleksiyonunu güçlendiriyor. Sevdiği kalemleri ise özel bir çantada mutlaka yanında taşıyor.

28 Mart 2010

Temelleri 1950'lilerin başlarında Yazıcı ve Özilhan ailelerince atılan Anadolu Grubu, Türk iş dünyasının en önemli figürlerinden biri. Ağırlıklı olarak içecek, gıda, otomotiv, finans ve kırtasiye alanlarında faaliyet gösteren grubun, yurtiçi ve yurtdışında 20 bin çalışanı ve yaklaşık 5 milyar dolar cirosu var.
Anadolu Grubu, bir süre önce aldığı stratejik bir kararla enerjiyi de grubun ana iş kollarından biri yapma kararı aldı. Hatta enerji sektöründe gerçekleştirilecek 2 milyar euroluk yatırımla enerjide Türkiye'nin en önemli oyuncularından biri haline gelinmesi hedefleniyor.
Anadolu Grubu'nun özellikle son 10 yılda yurtdışında hızlı büyümesinde kuşkusuz Tuncay Özilhan'ın büyük payı var. Özellikle komşu ülkelere yaptığı yatırımlarla Anadolu Grubu'nu yurtdışında da güçlü bir şirket durumuna getiren Tuncay Özilhan, iş hayatındaki başarıları kadar başta spor olmak üzere sosyal sorumluluk projelerinde de Türkiye'ye önemli katkılar sağlamış bir isim.
Eğer bugün Türkiye'de basketbol bu kadar seviliyorsa, bunda Tuncay Özilhan'ın kuşkusuz payı büyük. Kendisi de eski bir basketbolcu olan Özilhan'ın güçlü desteğiyle 1990'ların başından itibaren büyük bir çıkış yakalayarak Avrupa Kupaları'nda çok önemli başarılara imza atan Efes Pilsen, basketbolun sevilmesinde çok önemli bir rol oynadı.
Aslında birçok kişi Tuncay Özilhan'ın en büyük hobisinin basketbol olduğunu sanır. Halbuki Özilhan için kalemlerin çok ayrı bir yeri vardır. Hatta Özilhan, sahip olduğu kalemlerle Türkiye'nin en ciddi koleksiyonerlerinden biridir de. Geçen hafta Tuncay Özilhan ile ofisinde bir araya gelerek merak uyandıran koleksiyonun ayrıntılarını konuştum.
 
Türkiye'nin en önemli kalem koleksiyonerlerindensiniz. Bu merak sizde nasıl başladı?
Kalem benim için bir tutkudur. 13-14 yaşlarından beri kalem biriktiriyorum. Çok net hatırlıyorum. Ortaokula başladığımda 10 lira haftalık alıyordum. Ailem bana bu parayı bütün bir hafta masraflarımı karşılamam için verirdi. Bense bu paranın 8 lirasıyla gidip kalem alırdım. Geri kalan 2 lirayla da bütün bir haftayı geçirirdim. Yani çocukluğumdan beri kalem benim için adeta bir hastalık olmuştur.
 
Ne tip kalemleri özellikle biriktirirsiniz?
Kalem benim için kutsaldır. Kalemde hiç ayrım yapmam. Benim için her tür kalem güzeldir, önemlidir. 1 liralık kalemi de severim, on binlerce dolarlık bir kalemi de. Zaten her türlüsünden de kalemim var. Hiçbir kalemi bitmedikçe atmam. Şimdi siz "Ne kadar kaleminiz var" diye soracaksınız. Ben sormadan söyleyeyim. Sayıyı hakikaten bilmiyorum. Hiç saymadım. Ama şunu söyleyebilirim, evimde bir odam ağzına kadar kalem doludur. Önemli bir kısmını da kullanıyorum.
 
Koleksiyonunuzdaki değerli kalemler hangileri?
Başta Mont Blanc olmak üzere dünyaca ünlü kalem markalarının hemen hepsinin limited edition üretimlerini toplarım. Tabii bu kalemler az sayıda üretildiği için maddi olarak çok daha değerli. Fakat bir ayrım yapmadan kalemlerimin hepsini severim.
 
Nasıl takip ediyorsunuz yeni çıkan kalemleri?
Bir kere eğer yurtdışına çıktıysam mutlaka bir-iki saat kendime ayırır, birkaç kalemciye giderim. Eğer daha önce gitmediğim bir şehirse mutlaka önceden internetten araştırma yapar, gittiğim yerde nerede kalem satan yerler var bulurum. Çin'e gidince Çin kalemi, Japonya'ya gidince Japon kalemi alırım. Yani gittiğim her ülkeden mutlaka o ülkenin kalemini alırım. İlla pahalı şeyler olmasına gerek de yok. Hoşuma ne giderse alırım.
 
Aynı şekilde Türkiye'den de topluyorsunuz değil mi?
Evet, benzer şey Türkiye için de geçerli. Çoğunluğu İstanbul'da olmak üzere alışveriş yaptığım kalem satış noktaları var. Yeni bir şey geldiği zaman zaten onlar da beni mutlaka ararlar. Mesela geçenlerde bir iş için Ankara'daydım. Fırsatını bulup hemen eski kalem satan mağazalardan birine uğradım. Hem dükkân sahibiyle sohbet ettim hem de alışveriş yaptım. Tüm bunların yanında interneti de yakından takip ediyorum. Bazı sitelerden de alışveriş yaptığım oluyor.
 
Grup şirketlerinizden Adel Kalemcilik Faber-Castell'in Türkiye temsilcisi. Kuşkusuz bütün şirketleriniz sizin için önemlidir ama sanıyorum Adel'in yeri ayrıdır.Doğru. Bir kalem tutkunu olarak Adel'i çok yakından takip ediyorum. Adel'in ürettiği her kalemi toplar, kullanırım. Faber-Castell gerçekten çok önemli bir marka. Koleksiyonumda Faber-Castell'in önemli bir yeri vardır. Sağ olsun Kont von Faber-Castell benim bu merakımı yakından bildiği için bana her sene çıkardıkları limited edition kalemleri de özel olarak yollamayı ihmal etmez.
 
Peki, bu kadar çok kalem arasında hangi kalemi kullanacağınıza nasıl karar veriyorsunuz?
Bir kere en az birkaç yüz tanesini yanımda taşıyorum. Özel bir çantam var. Nereye gidersem gideyim o çanta hep yanımdadır. Limited edition'lar hariç hemen hepsini kullanırım. Biraz da o günkü ruh halime bağlıdır. Fakat kalem işinde çok düzenli olduğumu söylemem lazım. Hangi kalemim hangi çantadadır çok iyi bilirim. Kalem konusunda çok iyi hafızam vardır. Bazen durup dururken çok eskilerden bir kalem kafama takılır. Ne yapıp ne eder, o kalemi nereye koyduğumu bulurum.
 
Herhalde sıkça hediye kalem de alıyorsunuzdur. Büyük ihtimalle de sizde zaten olan kalemi veriyorlardır.
Doğru ama bu durumu asla çaktırmam (gülüyor). Karşımdakini kırmamak için o kalem bende olsa bile yokmuş gibi davranırım. Zaten benim için önemli olan düşünmesidir. Ayrıca bende birçok kalemden de birden fazla vardır. Dolayısıyla aynısından bir tane daha olmasının benim için bir sakıncası yok. Ayrıca ben de kalem hediye etmeyi çok severim. Genelde de Faber-Castell hediye ederim. 
 
Bir başka tutkusu da tespih
Kalem kadar olmasa da Tuncay Özilhan'ın bir başka hobisi ise tespih. Çok sayıda tespihi olan Özilhan, aslında çok fazla tespih taşıyan biri değil. Daha çok tespihleri ofisinde ve evinde tutuyor. Özilhan, bu merakı için şunları söylüyor: "Kalemde iddialıyımdır ama tespihte bu kadar iddialı olduğumu söyleyemem. Yine de bir dönem çok fazla tespih aldım. Hâlâ da almaya devam ederim. Kapalıçarşı'da özel tespihçilerim var. Zaman zaman ofise gelir bana tespihleri gösterirler. Son zamanlarda ise Yunan tespihlerine merak duymaya başladım. Yunanistan'dan epey bir tespih aldım. Ben ayrıca kendime özel tespih de yaparım. Mesela St. Petersburg'dan aldığım taşları İstanbul'da bir kuyumcuya verip tespih haline getirdim. Bazen Amerika'dan da taş getirdiğim ve burada yaptırdığım oluyor."
 
ÜLKENİN BASKETBOL MARKASI OLDUTuncay Özilhan'ın Türkiye'de basketbolun bu kadar sevilmesinde payı büyük. Kendisi de eski bir basketbolcu olan Özilhan'ın güçlü desteğiyle 1990'ların başından itibaren büyük bir çıkış yakalayarak Avrupa Kupaları'nda çok önemli başarılara imza atan Efes Pilsen, basketbolun sevilmesinde çok önemli bir rol oynadı. 1976'da Kadıköy Spor'un devralınmasıyla kurulan kulüp, ikinci ligten yenilgisiz olarak yükseldiği birinci ligdeki ilk yılında şampiyon oldu. Efes Pilsen, kısa tarihine 13 lig şampiyonluğu, bir Avrupa Koraç Kupası ve iki final four başarısını sığdırdı. (Referans)

 

Milliyet iPhone uygulaması yenilendi.
Daha hızlı, daha canlı, en güncel! Yenilenen Milliyet.com.tr iPhone uygulamasını hemen indir!
iPad’i unutmadık!
iPad’inize özel Milliyet.com.tr uygulamasını ücretsiz indirmek için tıklayın.



Yorum Yaz
20Yorum Başlığı:420Yorum: