PazarRSS
29 Ocak 2012 - 02:30

1921’de iki genç kızın hayalleri

Yalvaç Ural 7’DEN 77’YE OKUL DIŞI BİLGİLERyural@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Zeki Sarıhan, Gazi Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü mezunu bir öğretmenimiz. Eğitim, tarih, anı ve deneme türlerinde çalışmalar yapan değerli bir yazarımız da... Yayımlanmış kitaplarının sayısı 22’yi buluyor. Çalışmalarıyla Yunus Nadi Bilim, Afet İnan Tarih Araştırmaları Ödülü gibi değerli ödüllere de sahip. Doğrusunu söylemek gerekirse, Öğretmen Dünyası’ndan çıkan “Kurtuluş Savaşı Öyküleri-2” adlı kitabı elime geçinceye kadar onun gençlere, hatta çocuklara seslenen eserleri olduğunu bilmiyordum. Öykülerin sonundaki notlarda tarih ve yer gösteren kaynakçalar var. Bunlar, hem Zeki Sarıhan’ın tarihçi titizliğini hem de öykülerin gerçek yaşamdan alındıklarının göstergesi...
* * *
Kitap, hepsi birbirinden güzel öykülerle dolu. Ama benim en çok ilgimi çeken, Ankara Kız Öğretmen Okulu’nda iki öğrencinin yazdığı; Anadolu’da Yenigün gazetesinde 21 Haziran 1921 tarihinde yayımlanan kompozisyonlar: 91 yıl önce iki öğrencinin, “Nasıl bir çevrede ve nasıl bir evde yaşamak istersiniz?” sorusuna verdikleri yanıt. Aslında öykünün şöyle bir başlangıcı var: 1921 Kurtuluş Savaşı yılları. Bütün aydınlar Anadolu’ya geçiyor. Bunların arasında şair Hüseyin Suat Yalçın da var. O bir doktor ve uzmanlık eğitimini Paris’te tamamlamış aydın bir insan. Onun Ankara’ya geldiği öğrenilince kız öğretmen okuluna davet ediliyor; öğrenciler bir yazar, şairle tanışsın diye. Kendisinden bir yazılı sınav yapması ve soruları onun yazması isteniyor. Hüseyin Suat Bey de çocuklara bir kompozisyon yazmaları için yukarıdaki başlığı veriyor...
* * *
O günün diliyle, size yazdıklarından kısa bölümler aktarıyorum... 41 numaralı öğrenci Besime şöyle yanıtlıyor: “Ben dağdağalı, gürültülü hayattan hoşlanırım. Bunun için medeni bir muhit, medeni bir topluluk arasında bulunmak isterim. Medeniyet gürültüleri bana mükemmel bir musiki tegannisi vererek beni kendimden geçirir. Ben onunla hayatın bütün elemlerini, sızılarını unuturum. O gürültüler bana hayat, mutluluk bahşeder. Sessiz bir hayat beni boğar. Ben canlı iken boğulmak istemem. Ben ölmekten değil, yaşamak, çarpışmak, didinmekten lezzet bulurum. Bunun için hayatım dağdağalı geçmeli. Her günkü hayatım başka başka sahneler, başka başka yaşayışlar geçirmeli.”         
* * *
Sabahat Suzan diyor ki: “Evvela ilmen, fikren, ruhen boş ve medeni, aynı zamanda sahil bir memlekette bulunmak isterim. Böylece memlekette yüksek ruhlu, yüksek fikirli şairlerimizin gerek sözlerinden, gerek eserlerinden güzel bir his elde etmek, gördüğüm ilmi, dini şeylerle tamamen alakadar olmak isterim. İkinci olarak sahilde gezmek ve dalgaların hafif şıpırtılarla sahilin kayaları okşamasını, bir de kumaş gibi savrulup savrulup toplanan dalgaların geliş gidişleri sırasında birbirleriyle sarmaş dolaş olmalarını seyretmek isterim. Üçüncü olarak memleketin ekseri yerlerini bağlar, bahçeler, zümrüt gibi çimenler, güzel kokulu çiçeklerle süslü görmek isterim. Ve kanaryanın cana can katan sesini işitmek. Dördüncü olarak da sahilden on beş metre uzakta çamlar ve nadide ağaçlar arasında küçük bir köşk isterim. Yaşayışımın gayet basit, sade bir yaşayış olmasını isterim.”
* * *
Zeki Saruhan öykünün sonunda, “Diğer kızların ne yanıt verdiklerini bilmiyoruz. Hüseyin Suat Bey en başarılı ve en ilginç olarak bu ikisini bulmuş ki, onları gazetede yayımlamış,” diyor. 
* * *
Ben de şöyle düşünüyorum: Demek ki, yaşamın her döneminde, kendi gerçeklerinden uzakta yaşayan genç bir kesim her zaman var!.. 

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
"Damlataş Mağarası" hangi ilçemizdedir?
Markapon
©Copyright 2012