|
Herşey İstanbul için...
MİLLİ Reasürans Sanat Galerisi'nde geçtiğimiz günlerde açılan "İstanbul: İnançların Buluştuğu Yer" başlıklı sergi, çağlar boyu üç büyük tektanrılı dini bir arada barındıran İstanbul'u konu alıyor. Ara Güler, Ani Çelik Arevyan, Kamil Fırat, Manuel Çıtak, Murat Germen ve Orhan Cem Çetin'in fotoğraflarının yer aldığı sergi, 28 Aralık'a kadar devam edecek.
Esra AKIN
İstanbul Karaköy Rotary Kulübü, Alman Kültür Merkezi Goethe Institut ve İstanbul Dergisi'nin gerçekleştirdiği serginin açılışında "İstanbul'da Çok Kültürlülük" başlıklı bir panel düzenlendi. Katılımcılardan Fransız Anadolu Araştırmalar Enstitüsü Müdürü Prof.Dr. Stefan Yerasimos, Osmanlı'daki "İslam evinde misafirlik" anlamına gelen `zimmi' statüsünden, ulus devlete geçişte, uluslararası anlaşmalarla kabul ettirilen `azınlık' konumuna geldiklerini; bu yüzden tarihsel ağırlıkları ne kadar olursa olsun azınlıkların `sosyal fosil' olmaktan kurtulamayacağını söyledi. Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Arus Yumul, İstanbul'un Müslüman kimliğiyle yansıtıldığını ve azınlıkların dışlandığını, ancak çok kültürlülüğün azınlıkları dışlamayı içermediğini söyledi. Yumul, "sadece ibadet yerlerinin bir arada bulunmasıyla değil, farklı inançlardan insanların birlikte ibadet edebilmesiyle, yani `yaşam diyaloğu'yla çok kültürlülüğü yerleştirebiliriz," dedi. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüsrev Hatemi, konuşmasında İslam kültürünün çok kültürlülüğe yatkın özelliğine değindi. Türk milletinin İslam'ın bu yönünü yadsımadığını belirten Hatemi, "Hepimiz aynı gök kubbenin altında yaşayan insanlarız, dinlerimiz, kültürlerimizin dış zarı," dedi. Panele yurtdışından katılan Dr. Paul Imhof, çok kültürlülüğün gerçekleşebilmesi için, `barış' kavramının insanlarda yerleşmesi gerektiğini söyledi. Karaköy Rotary Kulübü'nden Yük.Mim. Aydın Boysan ise, İstanbul tarihini iki şıkta ele aldı: Kebaptan önce, kebaptan sonra! Binlerce yıldır anlaşmazlıkların dinlerden kaynaklandığını belirten Boysan, dinleri "kötü yönetimlerin ve kötü anayasaların koltuk değneği" diye niteledi. |