23 kasım tool
milliyet logosu
alpay.gif

Selahaddin Eyyubi sempozyumu

Şahin Alpay

GEÇEN hafta sonunu başka meslektaşlarla birlikte Refah Partili belediye başkanı Sayın Ahmet Bilgin 'in davetlisi olarak Diyarbakır 'da geçirdim. "Haçlı Seferlerinin 900. Yıldönümünde Uluslararası Selahaddin - i Eyyubi Sempozyumu" nu izlemem için yapılan daveti, hemen kabul ettim. Toplantının konusu çok ilginçti. Ayrıca bu, yaklaşık bir yıldır gidemediğim önemli kentimizi ziyaret için iyi bir fırsattı.
Sempozyumun bana çok ilginç gelmesinin en az üç nedeni vardı: Birincisi, akademik olmayan bir kuruluşun, büyük çoğunluğuyla akademisyen ve yazarların katılımıyla; 12. yüzyılın sonlarında yaşayan ve Kuzey Irak, Suriye, Mısır ve Yemen 'e yayılan Eyyubiler adlı İslam devletinin kurucularından, Kürt asıllı bir ünlü komutan olan Selahaddin Eyyubi üzerine bir sempozyum düzenlemesinin nedeni merakımı çekmişti.
İkinci olarak, Eyyubi 'nin sempozyumda "Kürt asıllı ünlü bir savaşcı ve hükümdar" olarak mı, yoksa "Kudüs'ü Haçlılardan kurtaran büyük İslam kahramanı" mı olarak temayüz edeceğini merak ediyordum.
Üçüncü merakım da, Kudüs Müftüsü ve Mescid - i Aksa eski imamı gibi katılımcıların varlığıyla sempozyumun Kudüs 'ün İsrail tarafından işgalini protesto için bir siyasi gösteriye de sahne olup olmayacağıydı.
Sayın Ahmet Bilgin, sempozyumun gerekçesini, belediyelerin kültür hizmetleri çerçevesinde, "unutulmuş önemli tarihi şahısların yeni nesillerce tanınmasını sağlamak" olduğunu söyledi. "Nedense Türkiye'de bazı tarihi şahısların fazlasıyla tanıtıldığını, bazılarının ise tarihe gömüldüklerini" vurguladı.
Toplantının açılışına katılan RP'li devlet bakanı Sayın Gürcan Dağdaş da, Eyyubi üzerine Türkiye'de düzenlenen bu ilk konferansın, "Kudüs'te din, dil, ırk farkı gözetmeyen Müslümanların hakim olduğu dönem ile sonrası arasındaki farkın görülmesi" bakımından önem taşıdığını ifade etti. Günümüzde "hoşgörü ve diyalogun" önemine değindi.
Zihnimdeki ikinci soruya sempozyumdan üç farklı cevap geldi: * Olağanüstü Hal Bölge Valisi Sayın Necati Bilican Eyyubi'yi ünlü bir "Türk - Müslüman komutan" olarak niteledi. Bilican, Haçlı Seferleri'nin olumsuzlukları yanında olumlu sonuçlarına, Batı ile Doğu arasında ticaretin gelişmesine yaptığı katkıya da değinilmesini umduğunu söyledi.
* Bir tarihçiye göre Eyyubi, Kürt asıllı ama sonradan Türkleşen Revadi aşiretine mensuptu. * Bir araştırmacı - yazar ise, Yemen kökenli Arap Revvadiler ile, Kürt kökenli Revadiler 'in karıştırılmaması gerektiğine dikkat çekti.
Üçüncü sorum da yanıtını sempozyumun son oturumunda buldu. Mescid - i Aksa eski imamı Ürdünlü Esad Temimi, sempozyumun ev sahibine bir Mescid - Aksa maketi hediye ederken yaptığı ateşli konuşmada, "Müslümanları birleştirecek, Kudüs'ü fethedecek bir liderin inşallah bu topraklardan çıkacağı" temennisinde bulundu.
Evsahibi Bilgin, en az Türkçesi kadar iyi olan Arapçasıyla yaptığı ve en az Temimi kadar ateşli cevap konuşmasında, "Kudüs'ün tarihte olduğu gibi yeniden Müslümanlarca fethedileceğini... Yahudilerin tacizi altında olan Mescid - i Aksa'nın kurtarılacağını, yeniden fetih hareketini bugün burada başlattığını" söyledi.
Belediye başkanlarının Dışişleri Bakanlığı ve Genelkurmay gibi düşünmek zorunda olmadıklarını biliyorum. Yine de Bilgin'in "Kudüs'ün yeniden fethi" ni Diyarbakır 'dan başlatması hakkında hükümetin ve devletin ne düşündüğü meraka değer.
Bu merakı bir belediye yetkilisiyle paylaştığımda aldığım cevap güzeldi: "Şahin Bey, bu konuşmanın hamaset ötesinde bir anlamı olmadığını siz herhalde benden daha iyi bilirsiniz..."
Sempozyumun bütün oturumlarını izleyemedim. İzlediğim oturumlarda bana en ilginç gelen sunuşları iki Batılı profesör yaptı. Finlandiyalı Jouni Suistola ile Hollandalı P.S. Van Koningsveld 'in Doğu - Batı ilişkileri üzerine sunuşlarına başka bir yazımda değineceğim.

[Ana Sayfa] [Siyaset] [Ekonomi] [Dünya] [Magazin] [Sanat] [Yaşam]
[Entellektüel] [Spor] [Köşe Yazarları] [Dizi Yazı] [Eğitim]