23 kasım tool
milliyet logosu
egitim.gif

'Mesleki eğitimin önemini bilemedik'

Türkiye'de Anadolu Teknik liselerinin kurulması ve yaygınlaşmasına öncülük edenler arasında bulunan Cevat Çektinkaya, 1936 Gümüşhane'de doğdu. 1958 yılında Ankara Yüksek Teknik Öğretmen Okulu'nu bitirdikten sonra İşletme Yönetimi konusunda masterını tamamladı. İstanbul Yüksek Teknik Okulu Müdürlüğü yaptı. YÖK kurulduktan sonra okul Marmara Üniversitesi'ne bağlandı. Daha sonra Haydarpaşa Teknik Okulları'nda yöneticilik görevine atandı. Şu anda İstanbul'da Teknik Öğretmenler Derneği Başkanlığı'nı yapıyor.

Cevat Çetinkaya

MESLEKİ eğitimin yaygınlaşması, daha iyi bir konuma gelmesi için 36 yılını vermiş olan emekli teknik öğretmen Cevat Çetinkaya, 60 yaşına karşın bu mücadelesinden vazgeçmiyor. Son olarak dün, teknik öğretmen yetiştiren çok sayıda öğretim üyesi ve görevlilerini biraraya getirerek seslerini duyurmaya çalıştıklarını belirten Çetinkaya, tek isteğinin eğitim sisteminin yaz boz tahtası haline getirilmesine dur diyecek birilerinin çıkması. Çetinkaya ile, mesleki eğitim ve bu alanda yaşanan sorunları konuştuk:
- Mesleki eğitim ilk ne zaman ortaya çıktı?
- Meslek lisesi niteliğindeki okullar ilk olarak Niş Valisi Mithat Paşa tarafından 1861 yılında kuruldu. O dönemlerde Osmanlı Devleti bu ıslahhanelerle ilgilenmiyor ve bu eğitimi kendi konusu olarak görmüyordu. Meslek eğitiminin devletin konusu ve görevi olduğu gerçeği, İstiklal Savaşı sırasında Atatürk tarafından göründü. Cumhuriyetin ilanından sonra 1924 yılından itibaren ileri ülkelerden uzman eğitimciler getirildi. 1933 yılında Mesleki eğitim için Genel Müdürlük kuruldu ve bunun başına da Rüştü Uzel getirildi.
- Bu eğitim daha çok kimlere hitap ediyordu?
- Mesleki
öğretim daha çok dar gelirli kesime hitap etti. Bu kişiler ülkenin her tarafından yetişti.
- Peki bunlar kendi işlerini kurabildiler mi?
- Hayır.
Çünkü bunlara kimse sahip çıkmadı. Onlara sermaye verip kendi iline atölye kurması, mesleğini devam ettirmesi, girişimci hale gelmesi için kimse yardımcı olmadı. Böyle olunca her ilden mezun olan gençler, nerede fabrika varsa oralara koştular. Türkiye'de bu yüzden büyük bir güç kaybı ortaya çıktı. Baştan önlem alınsaydı, Kars'ta, Van'da okuyan kişiler büyük şehirlere göç etmeyebilirdi. 60 yıllarda bu iyi yetişen sanatkarlar kaçıp Almanya'ya gitmiştir. Bu programın başlangıcı güzel ama ucu açık kaldı.
- Şimdi durum nasıl?
- 1984
yılından itibaren eğitimde çok değişiklikler oldu. Bu her bakanın bir sistem değiştirmesi şeklinde kendini gösterdi. Kalite ve genel alışkanlıklar bozuldu. Bugün Türkiye'deki eğitim sisteminin baştan aşağı yeniden düzenlenmesi gerekir. Bugün değiştirilen sistem 15 yıl sonra meyvesini verecektir. Eğitimi yaz boz tahtası haline getirmek Türkiye için çok kötü olmuştur. 1984 yılından sonra teftiş, talim terbiye kurulunun saygınlığı kalmadı. Okulların yönetimine, bakanlığa ilahiyat fakültelerinden çıkan kişiler dolduruldu.
- Sistemin bozukluğundan bahsettiniz. Bunu bozanlar kimlerdir?
- Belki
bakanlardır. Ama bakanların yanında bürokratlar var. Bir bakan şunu şöyle yapacaksınız dediği zaman, irdelenip, öyle olmayacağını, şöyle olacağını söylecek bir bürokrat olması lazım.
- Sistemin bozukluğu, kendini mesleki eğitimde nasıl gösterdi?
- Kredili
sistem mesleki öğretimi tümden bozmuştur. Öğrenciler, kendilerini kurtaracak meslek derslerinden kaçarak, kolay derslerle kredi doldurmaya çalıştılar. İşletmeler de bunlara sahip çıkmayınca zarar gördüler. Yasa çıkartılarak işletmelere eğitim yönlendirilmiş, fakat işletmeler buna hazır olmadıkları için öğrencileri ucuz işçi gibi görüp çalıştırmışlardır. Bu durum halen devam etmektedir. Okullardan çok sayıda mezun veriliyor, ama kendi mesleğinde çalışan insan sayısı da bir o kadar azalıyor. Bu şartlar altında biz bunları neden yetiştiriyoruz. Harcanın paranın boşa gitmesi anlamına geliyor. Bir de şu çıkıyor karşımıza, Elektrikçi yetiştiriyorsunuz, ama öğrenci gidiyor Coğrafya'yı seçiyor. Bu öğrenciye yapılan masraf boşa gitti. Eğitim, politikanın dışında tutulması gerekir.
- Öğretmen açısından bir sıkıntı var mı?
- Üniversiteler
teknik öğretmeni, mesleki eğitim uygulayan okullar için yetiştirir. Üniversiteler, bu okuların programını bilmeden kendi programını yapıyorlar. Milli Eğitimle beraber çalışmaları gerekir. Milli Eğitim de bu programları endüstri kurumlarıyla beraber hazırlamalıdır. Bunlar arasında çok ciddi şekilde bağlar olması lazım.
- Peki son atanan öğretmenler için ne düşünüyorsunuz?
- Bir
insanı hiç öğretmen olacak diye yetiştirmez ve onu alır da 6 -7 yaşındaki öğrencilerin yanına koyarsanız başarılı olmasını bekleyemezsiniz. Meslek okullarına da beceri veren öğretmenler gerekir. Ama meslek okullarına çeşitli ilgisiz mesleklerden öğretmen alınıyor. Peki bu teknik öğretmen niye yetişiyor! O halde bu teknik öğretmen sözünü kaldırın. Mademki teknik öğretmen yetiştiriyorsunuz, bunları mesleki okulların ihtiyacına göre yetiştirin.
- Orta ve yükseköğrenimden mezun olan öğrenciler, kendi işlerini kurabilecek yeteneğe erişebiliyor mu?
- Şu
anda gelemiyorlar. Şunun iyi bilinmesinde yarar var: Endüstrisi olmayan bir ülkede mesleki eğitim, yarını hazırlayacak üreteci insanı yetiştirir. Üretici insanın yetişmesi öğretmene bağlıdır. Öğretmene değer vermedikçe, iyi yetiştirilmediği sürece onlardan iyi verim alamazsınız. Daha bugüne kadar öğretmenevlerinin satılması hiç kimsenin aklında yokken, kaynak niyetine öğretmenlere bu yapılmamalıdır. Türkiye'nin en büyük problemi eğitimdir. Eğitimde de en büyük problem öğretmenin yetiştirilmesidir.
- Türkiye bugün teknik öğretimin önemini biliyor mu?
- Bu
öğretimin önemi maalesef bilinmiyor. Her geçen gün de bu eğitim daha da kötüye gidiyor. Her yıl bakanlar işte şu kadar okul açtık diyor. Ama, sonuç yok. Okul sayısıyla kalkındığımızı sandığımız için kalite ikinci planda kaldı.

[Ana Sayfa] [Siyaset] [Ekonomi] [Dünya] [Magazin] [Sanat] [Yaşam]
[Entellektüel] [Spor] [Köşe Yazarları] [Dizi Yazı] [Eğitim]