23 kasım tool
milliyet logosu
kulis.gif

Politika Kulisi

Halit ORAL, Mete BELOVACIKLI, Hatice GÜREL, Orhan ÜRETEN, Sema BİNGÖL ECER, A. Rezzak ORAL, Mustafa İSTEMİ



BÜTÇE KAHRAMANI: ORMANI YİYEN KEÇİLER

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda 1997 yılı bütçesine ilişkin görüşme maratonu sürüyor. Bakanlıkların bütçeleri üzerine üye milletvekilleri arasında birbirinden ilginç tartışmalar ve diyaloglar da yaşanmaya devam ediyor. Kültür Bakanlığı bütçesi görüşülürken, RP'liler ile muhalefet milletvekilleri arasında her zamanki gibi "opera - bale" krizi yaşandı. Geçtiğimiz yıllarda Refahlıların hararetli muhalefetine hedef olan Opera - Bale Genel Müdürlüğü bütçesinin geçen yıla oranla yüzde 130 artırılmış olması Refahlı Bakan İsmail Kahraman'ı muhalefetin "şimdi de kültürel takiye yapıyorsunuz" sataşmalarıyla karşı karşıya bıraktı.
Turizm bütçesinde ise Refahlıların turistlere yönelik "öpüşmeme, üstsüz dolaşmama" gibi "manidar" önerileri, DYP'li Necmi Hoşver'in çıplaklar kampı gibi "kumarhane merkezleri" kurulması yönündeki "çarpıcı" talepleri komisyonda tartışmalara neden oldu.
Ancak en büyük tartışma -belki inanmayacaksınız ama- Orman Bakanlığı bütçesinde keçiler üzerine yaşandı. Orman bütçesi görüşülürken iktidara mensup milletvekilleri ağırlıklı olarak "yangınların", muhalefet milletvekilleri ise "siyasetçilerin" ormanları yokettiği yönünde görüş bildirdiler. Ancak Orman Bakanı Halit Dağlı'nın görüşü hepsinden farklıydı. "Hepiniz unuttunuz" diye söze giren Bakan Dağlı'ya göre ormanı yangınlardan ve siyasetçilerden çok keçiler tahrip ediyor, zarar veriyordu. Dağlı, keçilere karşı kesin çözümü de yine aynı konuşmasında açıkladı: Köylülerin elindeki keçiler bedeliyle alınıp koyunlarla değiştirilmeliydi. Dağlı'nın açıklamaları devam ederken komisyon üyeleri arasında başlayan "keçi - koyun" muhabbeti devam ediyordu.

"KENDİ TASARRUFUDUR"

CHP Balıkesir Milletvekili ve TBMM İdare Amiri Önder Kırlı geçtiğimiz aylarda, Başbakan Necmettin Erbakan'ın yanıtlaması istemiyle yazılı bir soru önergesi vermişti.
Kırlı, önergede Çiller'in Erbakan yurtdışındayken, tanıtma fonunun RP'li devlet bakanından alarak, DYP'li Ufuk Söylemez'e bağlamasını konu etmiş ve şu soruların yanıtlanmasını istemişti:
"Bu değişiklik sizim bilginiz ve olurunuz dahilinde mi yapılmıştır? Yurtdışında bulunan Devlet Bakanı yerine vekalet bıraktığına göre, fonla ilgili tasarruflar neden bu bakan tarafından yapılmamıştır? Başbakana bağlı olan bir fonla ilgili işlemin Başbakan vekili tarafından yapılmasına hiçbir hukuki engel bulunmazken, neden bu yola gidilmiştir? Kısa süreli değişiklik yapma ihtiyacı zorunlu muydu, zorunlu değilse değişiklik yapmak gereği nereden kaynaklanmıştır?"
Kırlı'nın bu sorularına yanıt Devlet Bakanı Abdullah Gül'den geldi. İster inanın ister inanmayın, bütün soruların yanıtı aynıydı: "Sayın Başbakan vekilinin kendi tasarrufudur."
Bu yanıtı alan Kırlı ise sadece şu yorumu yaptı; "iktidar kanadında değişen bir şey yok. Çiller'in uygulamalarında da"

HAFTANIN PORTRESİ:
Mesut YILMAZ (Başı çamurla dertte)

O çok kısa ömürlü Anayol hükümetinden "çamurun üstüne oturmam" diye feveran ederek ayrılan Yılmaz, sonraki dönemde de bu çizgisini değiştirmedi. Bu döneme ilişkin stratejisini, Türkiye'nin yeni ekonomik hamlelerden çok temiz bir toplum ve temiz bir siyaset açlığı içinde olduğu saptamasına göre şekillendiren ana muhalefet lideri, Susurluk Kazasının ardından siyasi gündemin de göbeğine oturdu.
Önce Cumhurbaşkanlığını göreve davet etmesi, ardından kazayla ortaya çıkan soruları yanıtlayacak bilgi ve belgelerin elinde olduğunu açıklaması, sonrasında, evinin dinlendiğini açıklaması ile Yılmaz, laik - anti laik ikileminin yaşandığı günlerde gözlerin bir başka noktaya; devlete çevrilmesine neden oldu. Devlet adına iş yaptığını söyleyen bir takım çevrelerin nereden beslendikleri, nasıl ortaya çıktıkları, kime nasıl hizmet ettikleri gibi çok temel sorular, 1970'lerden sonra bir kez daha Türkiye'nin gündemine otururken, ortaya çıkan gerçek, o dönemde çeşitli yasadışı işlere karışmış MHP kökenli isimlerin, aynı mantıkla bu gün de kullanıldığı oldu.
Bu yanıtın ortaya çıkması üzerine aynı çevreler, tepkilerini Yılmaz'a yönelttiler. Yılmaz'a Budapeşte'de saldıran şahısla, Çiller'in yaptığı açıklamaların mantığındaki benzerliğin dikkat çekici olduğu da gözden kaçmadı. Gelinen noktada, Yılmaz çamurun üstüne oturmadı, ama galiba çamur buna çok alınmış olsa gerek ki, Yılmaz'ın üstüne sıçradı.

DİYANET BÜTÇESİNDE, RP'DEN İNCİLER

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nun Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 1997 bütçesini görüştüğü oturumu ilginç öneriler ve tartışmaların yaşanmasına neden oldu.
İşte size bir demet inci:
Devlet Bakanı Nevzat Ercan: "Tesettür Allah'ın emri. Bunu Diyanet açıklıkla söyledi."
Komisyon Başkanı RP'li Ertan Yülek : "Medreselerden mezun olan imam hatipliler çok iyi derecede Arapça, Farsça biliyorlar. Bunlara sınavla kadro verelim"
Nezir Aydın (RP - Sakarya): "Diyanet İşleri Başkanı protokolde hemen Cumhurbaşkanından sonra gelmeli. Biri cumhurun başıysa diğeri de dinin başı. Camileri sınıflandıralım. Kocatepe Camii imamına müsteşarlık kadrosu verelim. Diğer büyük camilerin imamlarına genel müdürlük verelim."
Aslan Polat (RP - Erzurum): "Çeşitli çevrelerden genç imamların sabah namazlarına gelemedikleri şikayetlerini duyuyoruz. Kadrolu genç imamların sabah namazına kalkmamaları önlensin."
Alaatin Sever Aydın (RP- Batman): "Diyanet, dinin gereklerini yasalar yasaklıyor diye öğretmemezlik yapamaz. Eğer yaparlarsa bunun vebalini mahşerde öderler. Diyanet açıklıkla, başörtüsünün gerekliliğini, faizin haram olduğunu, içkinin haram olduğunu söylemelidir."
Mehmet Aykaç (RP - Çorum): "Diyanet görevlilerinin eğitim düzeyi artırılmalıdır. Örneğin, müftüler doçentlik sınavını vermiş insanlar arasından seçilebilir. Atamalarda, sınavlarda tavassut ve torpil olmasın. "
Mustafa Kamalak (RP - Kahramanmaraş): "Diyanet İşleri özerk olmalı. Din görevlilerinin maaşını devlet değil halk ödemeli. Diyanet İşleri Başkanı'nı da din görevlileri seçmeli."
Musa Uzunkaya (RP - Samsun): "Diyanetin özerkleşmesi partimizin görüşü değildir. Vatandaş vergimi veriyorum, camimi yapın, imamımı gönderin diyor. Bunları nasıl sırtımızdan atarız."

[Ana Sayfa] [Siyaset] [Ekonomi] [Dünya] [Magazin] [Sanat] [Yaşam]
[Entellektüel] [Spor] [Köşe Yazarları] [Dizi Yazı] [Eğitim]