23 kasım tool
milliyet logosu
pulur.gif

Takdir - i ilahi ve Karatepe...

Hasan Pulur

TAKDİR - i ilahi nedir?
Eğer Tansu Çiller'in anladığı anlamda, yani Mesut Yılmaz'ın uğradığı saldırıya neredeyse etekleri zil çalarak yaklaşmak ise, takdir - i ilahinin tecelli ettiği başka örnekler de vardır...
Mesela Şevket Kazan'ın Avrupa Konseyi Genel Sekreteri'ne "Türkiye bir Avrupa ülkesidir, 600 yıldır Avrupa ile ilişkilerimiz var, bizi dışlayamazsınız" diye, tazallüm - i hal'de bulunmasıdır, yani sızlanmasıdır.
Mesela yine aynı Şevket Kazan'ın çıkaracakları basına baskı kanunu için Avrupalılara "Sizde ne varsa, bizde de o olacak!" diye garanti vermesidir...
Eğer takdir - i ilahi, Tansu Çiller'in anladığı anlamda ise, muhalefetteyken Güneydoğu'daki "Olağanüstü hali 48 saatte kaldırırız" diyen Refah Partisi'nin, olağanüstü hali tekrar uzatmasıdır...
Ya da takdir - i ilahi, ilahi adalet, Erbakan'ın büyük dostu Suudilerin hac kontenjanını artırmamalarıdır.
* * *
HAYIR, bunlar, takdir - i ilahi değildir, biz takdir - i ilahiyi, ilk defa telaffuz ettiğini sandığımız Tansu Çiller gibi anlamıyoruz.
Çünkü takdir - i ilahi, böyle pespaye seviyeye inecek bir kavram değildir.
Bu örnekler kifayetsiz, muhteris politikacıların sorumsuzluğundan başka bir şey değildir.
Muhalefette iken atıp tutacaksın, diğer partilere "gavur uşakları" diyecksin, "Batı taklitçileri" diyeceksin, "Türkiye'nin yeri, Papa Pio'nun tavsiyesi ile Roma Antlaşması'na dayanılarak bir Hıristiyan Birliği olarak kurulan Avrupa Birliği değil, Dünya Müslüman Ülkeler Birliği olacaktır" diyeceksin, ama iktidar koltuğuna oturup ateşten gömleği giyince, hepsini unutup, "Ben ettim, siz etmeyin!" demeye getireceksin...
Hayır, buna takdir - i ilahi denmez, Allah'ın takdir ettiği ceza denir.
* * *
YA yolsuzluklar, ya rant çeteleri?
Onlara ne yaptınız, ya da ne yapabildiniz?
Hiiiç!
Tansu Çiller'i komisyonlarda aklamaktan başka...
* * *
"YOLSUZLUK bulaşıcı bir hastalıktır, devlet ilişkileri ile sınırlı kalmaz, bir süre sonra aile, arkadaş ilişkilerini, hatta inançları bile içine alarak genişler..."
Kim söylüyor bunu?
Biz mi?
Haşa, ne haddimize!
Kayseri Belediye Başkanı Şükrü Karatepe söylüyor, yazıyor.(x)
Kendisini hatırlamışsınızdır herhalde, "10 Kasım"da, gitmek zorunda kaldığı Atatürk'ü anma toplantısından sonra, takiyye yapmayıp, içindekini dökünce ortalığı birbirine katan Karatepe...
Keşke o konuşmasını daha sonra tevile kalkmasaydı da "Ben öyle demek istememiştim" demeseydi de...
Evet, Karatepe "Yolsuzluklar ve Siyasi Çürüme" başlıklı yazısında bakın ne diyor:
"..... siyaset, niteliği itibarıyla insanı çürütmeye en müsait uğraştır. Eğer yolsuzluklara ve siyasi çürümeye bir çare aranıyorsa, düzeltmeye siyasetin tepesindekilerden başlamak gerekir. Devlet ve hükümet başkanlarındaki değişmeler, toplumda yankısını çabuk bulur."
* * *
HUUU "tepedekiler", huuu!
Karatepe'nin neler söylediğini duydunuz mu, işittiniz mi?
Biz duyduk ve yukarıdaki satırların altına imzamızı da attık...
-----------------
(x) Yörünge Dergisi (17/25 Kasım 1996)

[Ana Sayfa] [Siyaset] [Ekonomi] [Dünya] [Magazin] [Sanat] [Yaşam]
[Entellektüel] [Spor] [Köşe Yazarları] [Dizi Yazı] [Eğitim]