23 kasım tool
milliyet logosu
guclu.gif

Kimse kimseye güvenmiyor!

Abbas Güçlü

ÖĞRETMENEVLERİNİN satılmayacağı konusunda Milli Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam ve Başbakan Erbakan'ın açıklamaları, eğitim camiasında gerginleşen havayı hala yumuşatabilmiş değil.
Başbakan Erbakan, kamuoyundaki "öğretmenevleri satılıyor" kaygıları üzerine "Kim uyduruyor bunları? Nereden çıkarıyorlar anlamıyorum. Ev mev sattığımız yok" diye suçu, her zaman olduğu gibi yine medyaya yükledi. Milli Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam da benzer bir açıklama yaparak, öğretmenevlerinin satışının sözkonusu olmadığını söyledi. O zaman bütün bu kıyamet niye koptu?..
Başbakan ve Milli Eğitim Bakanı, ya altına imza attıkları kanunun farkında değiller, ya da milleti uyutuyorlar.
21 Kasım 1996 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan ve altında Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanlar Kurulu'nun tüm üyelerinin imzası bulunan 4182 sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Taşınmaz Mallarının Satışı Hakkındaki Kanun'nun ikinci maddesine göre, sanki öğretmenevleri tarif edilerek satışlarına onay veriliyor. Üstelik, aynı kanunun "satılmayacaklar" listesinde polisevleri, orduevleri, hakimevleri tek tek güvence altına alınırken, öğretmenevlerinden hiç ama hiç söz edilmiyor.
Kanunun "amaç" bölümünde, "Kamu kurum ve kuruluşlarının mülkiyetinde bulunan ve bir kamu hizmeti için gerekli olmayan taşınmaz malların satılarak tasfiye edilmesine ilişkin yeni esas ve usulleri tespit etmektir" deniliyor.
Kanun,
"sosyal tesis"lerden ne anlaşıldığına da şöyle açıklık getiriyor:
"Kamu kurum ve kuruluşları personelinin günlük veya daha uzun süreli beşeri ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik olarak, hangi isim altında olursa olsun misafirhane, lokal, eğitim ve dinlenme tesisi, memur evi, kreş, kamp ve benzerleri mahiyetinde tefrik veya tahsis edilen veya kullanılan yerler..."
Kanunda açıkça ifade edildiği gibi, yakında sadece öğretmenevleri değil, kreşler de satışa çıkartılırsa hiç şaşırmamak gerekir.
Başbakan Erbakan, "kim uyduruyor bunları?" diye suçu yine medyaya attıktan sonra dilinin altındaki baklayı da çıkartıyor:
"Farzedelim ki, devlet kamu görevlileri için lüks binalar yapmış, şimdi bunların parasını alıp hayırlı işlerde kullanmak istiyor. Bu o insanın sokağa atılması demek değildir."
Başbakan, işi ya pişkinliğe vuruyor ya da gerçekten öğretmenevleri konusunda hiçbir bilgisi yok. Galiba öğretmenevleriyle, milletvekili evlerini karıştırıyor. Satılınca, öğretmenler açıkta kalacak sanıyor. Oysa böyle bir durum sözkonusu değil. Ama, bir ilden, bir başka ile giden, özellikle de Güneydoğu'ya giden öğretmenin, onurunu kırmayacak bir ortamda kısa süreli de olsa barınma olanağını ortadan kaldırmış olacaklar.
Birçoklarına göre, bazı öğretmenevleri, Erbakan'ın dediği gibi "lüks binalar" sayılabilir. Ve bu yüzden de satılmaları farz olabilir. O zaman onlara şunu sormak gerekir:
Milletvekillerinin ve pek çoğunuzun, lüks binalarda yemek yeme, kalma, çoçuğunu evlendirme hakkı var da, neden öğretmenlerin yok?..
Öğretmenevlerinin satılmaması konusunda, Başbakan Erbakan ve Milli Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam'ın verdiği sözlü güvenceler, elbette çok önemli. Ama biliyorsunuz biz kuşkucu bir milletiz. Üstüne üstlük, bazen, hınzır (!) bürokratlar, politikacıları zor durumda da bırakabilirler. Onun için Başabakan ve Bakan'dan, ileride verdikleri güvencenin, tam tersi yapılıp, öğretmenlere karşı mahçup olmamaları için, ilgili kanun maddesinin "Sosyal tesisler ve kamu konutlarından satış kapsamı dışında tutulanlar" listesine öğretmenevleri ve kreşlerin de eklenmesini rica ediyoruz. Umarız, bunu öğretmenlerden esirgemezler.

[Ana Sayfa] [Siyaset] [Ekonomi] [Dünya] [Magazin] [Sanat] [Yaşam]
[Entellektüel] [Spor] [Köşe Yazarları] [Dizi Yazı] [Eğitim]