23 kasım tool
milliyet logosu
halman.gif


Talat Halman

"AŞ ve iş için geldim" diyordu Cumhurbaşkanı Demirel, İstanbul'daki bir törende. Aş ve iş bulmakta zorluk çeken birkaç milyon talihsiz insanımızın karnını doyurur mu bu sözler? Onu bilmem.
Ama, hiç değilse, işi gücü aşırmak, aşiretlerle ve mafyayla işbirliği yapmak, "aşırı doymuş olmalılar" diye düşündüğümüz halde doymak bilmediklerini gördüğümüz birtakım aşağılık politikacıların söylediklerinden çok daha duyarlı ve yararlı sözlerdir bunlar.
İktidar ve servet ihtirasıyla gözleri dönmüş bazı "aşüfte"ler öyle laflar ediyorlar ki insanın içinden bir tokat, bir tokat daha aşketmek geliyor.
Ne zaman bitecek bu aşiret ve aşıramento dönemi?
İşi yoksula aş sağlamak olması gerekenlerin çoğu, bakıyoruz, "aşın koyusunda, işin kıyısında". Yani kendileri tıkabasa yemek ve doymak istiyorlar da, toplum için yapmaları zorunlu olan işlerin kıyısından sıvışıp gidiyorlar kıçın kıçın.
Onlar göz göre göre aşırırken bile siyasal güçleri aşınmıyor. Ne mene iştir bu?
Aşsızlığın ve işsizliğin alabildiğine arttığı bu ülkede hepimiz boyun eğmişiz, bizi aşağılayanların aşımızı aşırmasına seyirci kalıyoruz. Aşırı tevekkül buna denir.

AF

Üçüncü "sakat paket"i açıklarken, "velinimet" Başbakan müjde verdi: "Esnafa ve kuyumcuya af!"
Vergisini ödemeyen niçin bu kadar kolay affediliyor da, hiç de suç olmayan "düşünce suçu"ndan hapis yatan, tutuklu kalan, kitabı yasaklanan gazeteci, yazar, düşünür ulusumuzu suçlamakta olan dünya kamuoyunun gözü önünde hırpalanıyor. Esnafa ve Eşrafa Af. Düşünene Dayak! Adil Düzen, Allah seni başımızdan eksik etmesin!

LAF

Son haftalarda Erbakan, Kazan ve Çiller, öyle laflar ettiler ki herhangi biri, gerçek bir demokraside onların istifasına, hatta hükümetin düşmesine yol açardı. Oysa bizimkiler özür dilemiyor. Şeref, kahramanlık, demokrasi işte bu. Ne mutlu bize, böyle önderlerimiz var.

ALKIŞ

Kadınların Uluslararası Medya Vakfı Armağanı, geçen ay, Ayşe Önal'a verildi. New York'ta 500 kişinin - bu arada ünlü basın ve TV simaları Peter Arnett, NBC Beyaz Saray muhabiri Andrea Mitchell, ABC - TV "anchor"u Peter Jennings ve "Wall Street Journal" dış haberler editörü Karen Elliott - House'un - katıldığı törende, Ayşe Önal "gazetecilikte cesaret" armağanını aldı. Türk basını, yolsuzluğa, şiddete, siyasal ahlaksızlığa karşı hiç yılmadan yorulmadan savaş veriyor. Ayşe Önal'ın bir kadın gazeteci olarak cesur başarısının uluslararası bir meslek kuruluşu tarafından alkışlanması ne güzel.

AAAH!

Dört hafta önce ABD Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yenilgiye uğrayan Cumhuriyetçi aday Robert Dole, şimdi Air France için TV reklamları yapıyor. Diyor ki: "Yapacak bir şeyiniz yok mu? Paris'e gidin." Dole şunu da diyor: "Bereket, karım Kızılhaç'ta çalışıyor. Yoksa nasıl geçim sağlardık?" Siyasetçilerin yenilgide güleryüzlü olabilmesi, devlet adamlarının kendileriyle alay edebilmeleri hoş doğrusu. Darısı bizimkilerin başına. Bizimkiler başımızdan gitsin de, güleryüzlü olup olmamaları önemli değil.
Prenses Diana da gitti gider. Meğer İngiltere'de kiliselerde Kraliyet ailesinin adı geçermiş dualarda. (Bizim mevlitlerde olduğu gibi.) Şimdi, Prenses Di boşandı ya, dua metinlerinden hemen çıkarmışlar adını. Kraliyet ailesinin tüm isimlerini okuyorlarmış ama, Di yok artık. Ah, bizde de, canımıza okuyanların adları düşse ne güzel olur.

[Ana Sayfa] [Siyaset] [Ekonomi] [Dünya] [Magazin] [Sanat] [Yaşam]
[Entellektüel] [Spor] [Köşe Yazarları] [Dizi Yazı] [Eğitim]