|
![]() Türkiye'nin en büyük sorunu (1)Zülfü LivaneliGERÇEKTEN yazık oluyor!Tek bir sorunu aşamadığımız için bunca acı çekiyor, bunca sıkıntıyla boğuşuyoruz. Politikadan ekonomiye, sanattan basına ve spora kadar her alanda müthiş başarılar elde etmemizi engelleyen tek bir sorunumuz var. Ne var ki gözümüzün önündeki bu sorunu göremiyoruz. Çünkü alışmışız ona! Hayat böyledir, dünya böyledir, insanoğlu böyledir sanıyoruz. Oysa değil. Dünyadaki hiçbir insan topluluğu, bu hastalığı bizimki kadar şiddetli yaşamıyor. KANIMIZA İŞLEMİŞTürklerin en büyük sorunu KISKANÇLIKtır. Bu sorunu çözemediğimiz için, inanılmaz derecede birbirimizi baltalıyor ve yaşamı hepimizin içinde acı çektiği bir cehenneme dönüştürüyoruz. Türkçe dili bu konuda epey zengin: Kıskançlık, çekememezlik, haset... Bir de gıpta, imrenme gibi olumlu kıskançlıklar var ama nedense bunlara kimsenin iltifat ettiği yok. Varsa yoksa, kavurucu, yok edici, zehirli bir kıskançlık! "O niye terfi ediyor?" "Niye onun arabası daha yeni?" "Niye onun kitabı yurtdışında çıkıyor?" "Niye benden fazla maaş alıyor?" "Niye ünlü?" Bu kavurucu soruların sonunda, kimse o kıskandığı kişinin olanaklarına kavuşmak için çalışmıyor. Amacı kendisinin yükselmesi değil, o kişinin alçalması. * * * GELENEKSEL Türk kıskançlığı herkese değil, kendi türü içindeki insanlara yöneliktir. Mesela askerler sivilleri kıskanmaz. Terfi eden kendi asker arkadaşlarını kıskanırlar. Siviller de öyle. Solcular solcuları kıskanır. Herhangi bir sağcının başarısı ilgilendirmez onları. Dertleri kendi solcu arkadaşlarıyladır. Sağcılar da sağcıları kıskanır. Gazetecilerin kıskandıkları kişi yine bir gazetecidir. Müzisyen müzisyeni, filmci filmciyi, romancı romancıyı kıskanır. * * * İŞİN en korkunç boyutu kendisine "aydın" adını takan kesimdedir. Entelektüellikle uzaktan yakından ilgisi olmayan ve halkın "entel" dediği bu yalap şap kesim, hiçbir şey yapmaz, hiçbir üretimde bulunmaz. Sadece kıskanır, ölesiye kıskanır. Karakterinin birinci özelliğidir bu! Türkiye'de bunca kötü giden şey varken, hiçbiriyle uğraşmaz, oturur saatlerce bir romancı arkadaşlarını çekiştirirler. Gezip dolaştıkları her yerde müzik adı altında adam boğazlamanın canhıraş sesleri duyulurken, bunlar oturur, kendi içlerinden çıkmış müzisyenlere saldırırlar. Ne arabeskçiler ilgilendirir onları, ne göbekçiler... Çünkü onların türü ayrıdır. Onlar ünlü de olabilir zengin de... Ama içlerinden biri ünlü olmaya görsün, hemen iftira makineleri çalışır. Yıllardan beri birkaç düşmanlık sözünün dışına çıkamazlar ama bu da içlerini rahatlatmaya yeter. "Uluslararası lobi meşhur ediyor." "Detone!" "Reklamını yapıyor!" vs. Ömürlerini adam karalamakla geçiren bu entel kesime dönüp de "Peki kardeşim bunca yıl içinde ona buna çamur atmaktan başka ne yaptın? Hangi işe yaradın?" diye soracak olsanız, yanıt alamazsınız. Not: Türkiye'de onu bunu karalamaktan medet ummayan, mesleği ve sanatı ile uğraşan sorumlu, saygıdeğer aydınlar, askerler, politikacılar, sporcular, sanatçılar da yaşıyor. Bu kişilerin yazı kapsamına girmediğini belirtir, hepsini saygıyla selamlarım. |