23 kasım tool
milliyet logosu
oguz.gif

Baht dönencesi

Şeref Oğuz
SEATTLE

YÜZYILLIK değişimin 10 yıla sığdığı bir dönemden geçiyoruz. Küreselleşme, teknoloji, yeni üretim tarzları, değişen jeopolitik stratejiler... Tüm bunların bileşkesi ortaya, yüzyıldır görülmeyen bir yapı çıkarıyor. Bu radikal değişim çağından kimileri haberdar. Kurumunu, ülkesini, kendisini, değişim mühendislerinin eline emanet ediyor. Ancak dünyanın büyük bir bölümü "değişme" şöyle dursun, yerinde sayıyor, hatta geri gidiyor. Bu ülkelerin yapısını incelediğinizde ortaya çıkan sonuç şu: Siyasi ve idari yönetim, değişimin önündeki en büyük engel ve ülkelerinin bekası için işbaşında olan bu "çağ direnişçileri", ülkelerini o kadar seviyorlar ki, (!) değişmiyorlar, sorumlu oldukları halkı, yarının farklı dünyasında felakete sürüklüyorlar.
Wharton School'un yönetim profesörlerinden Paul Tiffany'yi dinliyoruz: "Değişim zorunluluğunu görenlerin durumu traji - komik. Titanic'in güvertesindeki koltukları düzeltmeye çalışıyorlar. Mücadele verilecek en büyük şey, yöneticilerin durumdan nasıl haberdar hale getirileceği meselesidir."
Değişim mühendisliği önerdiği bir ölçüt var: "Ülkenizin beş yıl önceki halini düşünün... Eğer hala aynı şekilde çalışıyor, üretiyor, yönetiyor ve yönetiliyorsanız, başınız dertte demektir." Ülkenin beş yıl önceki halini gelin birlikte düşünelim. Elimiz vicdanımızda, karar verelim. Son beş yılda yönetimde, üretimde, paylaşımda değişimi başarabildik mi? Daha iyiye mi, daha kötüye mi gittik? Yeni binyılın eşiğinde başımız dertte mi, değil mi? Kararı siz verin.
Elimde Genelkurmay eski Başkanı Emekli Orgenaral Necip Torumtay'ın "Değişen Stratejilerin Odağında Türkiye" adlı kitabı var. Seattle'da yarının dünyasını inşa edenlerle konuşup tartışırken, bir yandan da bu kitabı okuyorum. Özellikle eksik bilgiye sahip olduğum jeopolitik konusunda bana çok geniş ufuklar açtı. Torumtay'ın dikkat çektiği bir nokta ilginçtir: "Bugün Türkiye'nin bulunduğu vatan sathı, büyük tarihi olayların da gösterdiği gibi, değişen stratejilerin düğümlendiği coğrafi bir bölgedir ve yüzyıllar boyunca çevresindeki stratejileri etkilemiştir. Türkiye, artık soğuk savaş dönemindeki kollektif Sovyet tehdidiyle karşı karşıya değildir. Avrupa'daki NATO kuvvetlerinin ağırlık merkezi güneye, Türkiye'nin bulunduğu istikrarsızlık Ortadoğu'ya kaymıştır. Türkiye çevresindeki belirsizlik ve istikrarsızlıklardan doğabilecek olayların ülkesine sirayet etmesi halinde, bunlarla mücadele etmek veya savaşmak için kendi kaynak ve olanaklarını buna göre şimdiden geliştirmek ve hazırlamak zorundadır."
Bir yanda değişimin en ileri ucunu, diğer yanda değişime ayak direyen hantal Ankara'yı ve hantal kurumları gözlüyorum. Bence başımız belada... Hem de az - buz değil. En büyük sorun ve sorumluluk, değişim ihtiyacını ülkeyi yönetenlere anlatabilmek, onları ikna edebilmektir.
Zira, gerek Batı'nın dayattığı yeni dünya düzeni, gerekse dijitalleşen dünya ve Türkiye'ye biçilen yeni stratejik konuma karşı uygun tavır almak için bu şart. Türkiye asla şimdiki konumunda kalmayacak, değişime zorlanacak. Bize dayatılacak değişimle, bizim yeni binyıla uygun yaratacağımız değişim farklı olacak kuşkusuz.
O halde iyiye, doğruya, güzele doğru değişimi kemiklerinde hissedecek insanlarımızı yönetime taşımalıyız. Ya da bize biçilen rolü oynamaya hazırlanmalıyız ve asla şimdiki çözümsüzlük, siyasi yozlaşma ve idari çürüme ortamının ilelebet süreceğini zannetmemeliyiz.
Dünya ikliminin dönüşüm çizgileri, Oğlak ve Yengeç dönenceleriyle tanımlanır. Türkiye şu anda benzer bir eşikte. Ve ben, tüm olumsuzluklara rağmen, Türkiye'nin bahtının değişim noktasında, müthiş bir şansa sahip olduğuna inanıyorum. Türkiye'nin, sayısı kısıtlı *akil adamlarından sevgili hocam Prof. Dr. Nusret Ekin'in mükemmel bir tanımı var. "Her ülkenin yıldızının parladığı anlar olabilir. Bahtının döndüğü anlar olabilir." Ben buna inanıyorum ve, Ekin'den esinlenerek bu anları, "baht dönencesi" diye adlandırıyorum.
Yarın, Türkiye'nin önüne çıktığına inandığım tarihsel fırsatı, uzun ve meşakkatli yollar geçilmeden çağdaş dünyayı yakalamak için atılması gereken adımları irdeleyeceğim.
Boeing'in yüksek teknoloji mabetleri, Microsoft'un bilgi imparatorluğu ve diğerleri... Uçurum çok büyük ama aşılmaz değil. Türkiye tüm olumsuzluk envanteriyle dahi bahtını döndürecek kozlara sahiptir. Gelecek yazıda önümüzdeki binyılın galipleri arasında nasıl var olabiliriz sorusuna cevap arayacağız.

Yarın: Binyılın fırsatı

[Ana Sayfa] [Siyaset] [Ekonomi] [Dünya] [Magazin] [Sanat] [Yaşam]
[Entellektüel] [Spor] [Köşe Yazarları] [Dizi Yazı] [Eğitim]