|
![]() Temiz ellerin sonu mu?Ali SirmenYAZIK! Toplum olarak, onu o kadar çok sevmiştik ki...İşadamlarımız da, birkaç kez kendisini Türkiye'ye çağırmışlardı. O da bize, bir uzman olarak, temiz bir topluma nasıl varılacağını anlatmıştı. Son olarak, siyasette kalite toplantısına katıldı. Yine değerli deneyimlerini ve düşüncelerini aktardı. Daha o toplantıdan çıkışta, yurduna dönmeden, istifa mektubunu ülkesine faksladı. Tahmin etmişsinizdir, toplumumuzun ya da toplumumuzda temiz elleri özleyenlerin sevgilisi haline gelmiş olan Di Pietro'dan sözediyorum. O İtalya'da temiz ellerin simgesi olan süper savcı Di Pietro idi. Ama güzel başlayan öykünün sonu kötü bitti. Di Pietro, politikaya atılıp, bakan olduktan sonra, hakkında açılan davalardan bıktı, bunaldı görevinden istifa etti. Gitti doğum yerine, Çobanlar Derneği'ne başkan oldu. Acaba, Di Pietro, İtalya'da temiz havanın ancak, çobanlarla sürülerin bulunduğu, yaylaların kırlarında kaldığını simgesel bir davranışla anlatmak mı istiyordu? Bu da yetmedi; Süper Savcı'nın evi basıldı, bir kısım evrakına el konuldu. Bunlar arasında, Silvio Berlusconi'nin kendisine açtığı davada savunmasına temel oluşturacak belgeler de vardı. Şimdi sorabiliriz: Acaba Di Pietro da mı, pisliğe bulaşmıştı? Acaba temiz ellerin simgesinin elleri aslında temiz değil miydi? İtalya'daki temiz eller dalgasını bizim toplumumuz hayranlıkla, ama uzaktan, ayrıntısına girmeden, izledi. Bu akımın, nasıl bir hakimler savcılar sultası doğurduğunu, nasıl bir cadı kazanını kaynatmaya başladığını göremedi ve ilk ağızda, sonradan o dalgalarla sürüklenecek bile olsa, bu eylemin Berlusconi'ye iktidar yolunu açtığını farkedemedi. Temiz eller operasyonunun kendisinde, doğru uygun gitmeyen bir şeyler vardı. Acaba Di Pietro bu yanlışların sorumlusu, soruşturmada usulsüzlüklerin suçlusu mu? Olayın bu yönü aslında pek de önemli değil. Çünkü öyle olsa da, olmasa da sonuç değişmiyor. İster sorumlu ve suçlu olsun, ister hiçbir sorumluluk bulaştırılamayacak, pirüpak bir kişi olarak kalsın, temiz ellerin simgesi, küskün, bir kenarda kalmış, evi basılan, belgelerine el konulan bir insandır artık. Eğer Di Pietro'ya yüklenebilecek bir suç varsa, o, yani akımın simgesi de pisliğe bulaşmış demektir ve temiz eller operasyonunun balonu sönmüştür. Yok eğer Di Pietro suçsuz ise, suçlular ve kirliler, yine temizleri yenip, köşeye sıkıştırmışlar ve temiz ellere son vermişler demektir. Ama her iki halde de, bir dönem fiyasko ile kapanmıştır. Bugün İtalya'ya gidebilecek bir gazeteci, çok değil, bir iki haftalık bir geziyle, bu ülkede kirliliğin şimdi nasıl daha temiz bir makyaj altında sürdüğünü görecek ve okurlarına iletecek, belgeli birçok olaya tanıklık edebilecektir. İtalya'da Di Pietro'nun başına gelenler, süper savcıların, süpermenlerin, süper liderlerin toplumu temizlemeye yetmeyeceğini, bunun için örgütlü siyasal eylemlerin geniş kitlelerin seferber edilmesi gerektiğini ve bir kokuşmuşluğun bugünden yarına düzelmeyeceğini gayet açık bir biçimde herkese göstermiştir. Tabii görme yeteneği olan herkese... |