23 kasım tool
milliyet logosu

Akçimento'nun sükutu, ikrardan mı geliyor?

Meral Tamer

Akçimento, karanlıkta mı bıraktı?
Yanda kupürünü gördüğünüz yazı, 20 kasım günü tüketici köşemizde yayınlanmıştı. Aradan 1 ay geçti. Sabancı Grubu'ndan hala çıt yok.
Oysa o haberde biz, İstanbul Yakası'nın elektriğini dağıtan BEDAŞ yetkililerine dayanarak ciddi bir iddiada bulunmuş ve yöre sakinlerinin son dönemde sık sık günde 8 - 10 saat karanlıkta kalmalarının nedenleri arasında, Akçimento'nun çevreye yaydığı kirliliğin olabileceğine değinmiştik.
BEDAŞ yetkililerine göre Akçimento, ya da nam - ı diğer Akçansa, tam kapasite çalışabilmek için zaman zaman arıtma tesisini devre dışı bırakıyor ve bu durumda çevreye yayılan pis duman, havanın sisiyle birleşince izolatörler harap oluyor, bu yüzden de elektrik kesintileri yoğunlaşıyordu. İstanbul'da o günlerde gerçekten de yoğun sis vardı.
Bu tür yazılara hemen tepki gelir. Adını köşemizde gören firma yetkilisi kendini savunur.
Açıkçası Akçansa'dan da telefon bekledim. Ama günler geçip de ses çıkmayınca "yoksa Sabancı'ların sükutu, ikrardan mı geliyor?" diye içime bir kuşku düştü.
Ve 2 hafta sonra Akçansa fabrika müdürü Hayrettin Şener'e telefon açarak küçük bir sondaj yapmak istedim. Bu arada yazıyı görmemiş olabilirler mi diye tereddütüm bile vardı.
Ama Hayrettin Şener yazıdan haberdardı. Hatta Sabancı Topluluğu'nun çimento fabrikalarının bağlı olduğu genel merkezden de kendisini arayarak bizim yazıyla ilgili bilgi istemişler, onlar da gerekli bilgileri aktarmışlardı.
İçim rahatladı. "Demek iyice araştırdıkları için iş uzadı, herhalde yakında doyurucu bir açıklama yaparlar" diye düşündüm. Ama hazır telefonu açmışken, fabrikadaki en yetkili ağız olan Hayrettin Şener'e de "bu ne iştir" diye sormadan edemedim.
Şener, tam kapasite çalışabilmek için arıtma tesisini devre dışı bırakmalarının söz konusu olmadığında ısrar etti. Hatta "o bacadan çıkan dumanı biz hammadde olarak kullanıyoruz. Tonu 300 bin lira. Hiç o parayı 3500 liralık elektrik için sokağa atar mıyız," diyecek kadar da iddialı konuştu. Bacadan dumanın ancak elektrikler kesildiğinde, o da çok kısa bir süre için mecburen çıktığını söyledi.
Şener'e göre Akçansa çevreyi hiç kirletmiyordu. BEDAŞ yetkilileri ise ısrarla aksini iddia ediyorlardı. En iyisi durumu yerinde görmekti.
Arkadaşımız İlkay Özcan ve gazetemizin deneyimli foto muhabiri Garbis Özatay, arabaya atlayıp Büyükçekmece yakınlarındaki Mimar Sinan'ın yolunu tuttular. Durumu Garbis'in objektifinden yanda görebilir, İlkay'ın izlenimlerini ise aşağıda okuyabilirsiniz.

Çimentonun kiri, Mimar Sinan'ın üzerinde

BEDAŞ yetkililerine göre Akçimento, tam kapasiteyyle çalışabilmek için arıtma tesislerini devre dışı bırakıyor. Ve çevreye yayılan pis duman, izolatörleri harap ederek yöre halkını karanlıkta bırakıyor.
MİMAR SİNAN - Burada her şey donuk ve mat. Neredeyse tek renk çimento rengi, yani pis bir gri. Akçansa fabrikasının yakınındaki evlerin çatılarında, kiremitlerin kırmızısından pek eser yok. Çünkü üzerleri yoğun bir çimento tabakasıyla kaplı.
Mimar Sinan'da otların, ağaçların, elektrik direklerinin üzeri hep aynı. Toprak bile harçla sıvanmış gibi kaskatı.
İstanbul'dan çıkıp, Akçansa fabrikasına doğru yaklaştıkça bu değişimi farketmeye başlıyorsunuz. Önce elektrik telleri kalınlaşmaya başlıyor. Telleri kalınlaştıran, üzerlerindeki taşlaşmış çimento artıkları. Akçansa'nın dumanı, iletken tellerin çapını 4 - 5 cm'e kadar çıkarmış.
Mimar Sinan'a vardığımızda bizi BEDAŞ yetkilileri karşılıyor. Birlikte ilk gittiğimiz yer, arıza servisinin malzeme deposu. Burası adeta bir izolatör mezarlığı durumunda. Yeni izolatörlerin yanında, çimento atıklarıyla doldukları için kullanılmaz hale gelmiş, yüzlerce boynu bükük izolatör yatıyor.
BEDAŞ yetkililerinden sadece 20 - 25 gün önce değiştirilen izolatörlerin bile şimdiden kirlenmeye başladıklarını ve yakında onların da işlevini yitireceklerini öğrenince şaşırıyoruz. Normal bir izolatöre biçilen kulllanım ömrü aslında sonsuzmuş. Ancak nam - ı diğer Akçimento'nun bacasından çıkan duman, Mimar Sinan'da bu süreyi inanılmaz boyutlara indirmiş. Özellikle de kış aylarında yağmur ve sis, izolatörlerin üzerine daha önce yapışan çimentoyu ıslatarak yalıtkanlığı çok kısa sürede yokediyormuş.
BEDAŞ yetkilileri bir izolatörlerin fiyatının 18 milyon lira olduğunu söylüyorlar. Bu yıl 150 tanesi değiştirilmiş. "Buna bir de işçilik maliyetini ve elektrik kesintilerinin getirdiği yükü ekleyin. Zararımızı varın siz hesaplayın," diyorlar.
Tellerin üzerindeki taşlaşmanın maliyeti de ağır. Bu taşlaşma yüzünden izolatörlere aşırı yük biniyor ve bu yüzden büyük enerji kaybı oluyormuş.
Akçimento fabrikasının etrafındaki evlerin halini ise görmek lazım. Burada kirlilik adeta insanların ve binaların üzerine yapışmış.
Akçimento'nun tam karşısındaki evlerden birinde oturan bir vatandaş, fotoğraf çektiğimizi görünce yanımıza geliyor. Bir yandan bizi "çekin çekin" diye yüreklendirirken, bir yandan da defalarca Mimar Sinan Belediyesi'ne başvurduklarını anlatıyor. Hiçbir sonuç alamamışlar ama yine de Belediye'yi suçlamıyor:
"Belediye bir şeyler yapmaya çalışıyor. Ama bu fabrikayı buradan kaldırmaya kimsenin gücü yetmez," diyor. Ona sorarsanız, Akçimentocu'lar gerekirse tüm Mimar Sinan'ı satın alırlar ve bildiklerini okumaya devam ederler.

[Ana Sayfa] [Siyaset] [Ekonomi] [Dünya] [Magazin] [Sanat] [Yaşam]
[Entellektüel] [Spor] [Köşe Yazarları] [Dizi Yazı] [Eğitim]