23 kasım tool
milliyet logosu
livaneli.gif

Öldürme çılgınlığı

Zülfü Livaneli


HAPİSHANELERDEKİ tuktuklular arasında hiyerarşik bir düzen vardır.
O garip ortamda, tufacı denilen yankesiciler, hırsızlar, ırza tecavüz edenler aşağılanır, hatta dövülüp hakarete uğrar ama cinayetten yatan mahkumlara büyük saygı gösterilir.
"Ağır mahkum" diye adlandırılır onlar.
Katilin öldürdüğü insan sayısı ne kadar çoksa, gördüğü saygı da o kadar artar.
Katil hayranlıkla süzülür ve fısıltıyla, "Adam tavuk boğazlamamış ki! Üç tane cinayeti var" denilir.
Sanki ölen değil de öldüren acı çekmiştir.
Böylece acımadan bir insanın canını alan katil, bir kahraman olur çıkar.
Yürekli adamdır o, babayiğittir.
Katil, zavallı insanları öldürdüğü yetmiyormuş gibi bir de onların sırtından kahramanlık unvanına erişir.

CANIN KUTSALLIĞI

Bazı kültürlerde ölüm ve öldürme yüceltilir.
Biz ne yazık ki böyle bir kategoriye dahiliz.
Son günlerde televizyon ekranlarına bakınca, "can"ın ne kadar ucuz olduğunu daha iyi kavrıyor insan.
O bunu öldürmüş, öteki şunu götürüp kafasına kurşun sıkıp toprağa gömmüş...
Bir öldürme çılgınlığıdır gidiyor.
Çünkü kuşaklar boyu içimize işleyen ve çocukluğumuzdan bu yana yüreğimize yerleşen bir "canın kutsallığı" kavramımız yok.
Tam tersine, çeşitli nedenlerle adam öldürmenin bir görev olduğu bilinciyle yetiştiriliyoruz.
Hiçbir Türk öğretisi, "Öldürmeyeceksin!" demiyor.
Vatan uğruna adam öldürmek; kahramanlık!
Namus uğruna adam öldürmek; görev!
Arkadaşlık uğruna adam öldürmek; sadakat!
İdeoloji uğruna adam öldürmek; bilinç!
Sonunda bu kavramlar iyice yozlaşıp, suçla iç içe geçiyor ve uyuşturucu için adam öldürmek, para için cinayet işlemek, sır saklamak için birini haklamak olağan hale geliyor.
Bu konudaki kesin yargıyı veren, hükmü biçen de o kişinin kendi kıt aklı ya da vicdanı.
Urfa'da erkeklerle gezdiğinden kuşkulandığı ablasını yatırıp kesen çocuk gibi, kimileri de ülkenin namusunu korumak için, zararlı olduğuna karar verdikleri insanları katlediyorlar.
* * *
OYSA "can" kutsaldır.
Anadolu'nun kadim kültürleri "can" kavramına özel bir anlam yükler.
"Yaradılanı severiz yaradandan ötürü" dizesi de "Veren alır tatlı canı" deyişi de bu topraklardan çıkmıştır.
Yunus Emre insana "Hakkın yapısı" olarak bakar.
Avda öldürülen geyikler üstüne yürek yakıcı ağıtlar yakılmıştır.
"Kaç kuzulu ceylan yad avcı geldi - Avcılar elinde kaç kuzun kaldı?" diye gözyaşı dökülmüştür.
Bu insancıl kültürü yaratan da bizim halkımız.
Ne yazık ki genç kuşaklar bu bilge geleneğin ışığında değil, bir cinnetin, kan tutmuş bir deliriumun pençesinde yetiştirildi.
Bu yüzden de ülke bol miktarda katil imal ediyor.
İşin en korkunç yanı da ölümün sıradanlaşması!

[Ana Sayfa] [Siyaset] [Ekonomi] [Dünya] [Magazin] [Sanat] [Yaşam]
[Entellektüel] [Spor] [Köşe Yazarları] [Dizi Yazı] [Eğitim]