|
![]() Tansu Hanım'ın gafları bulaşıyorHasan PulurTANSU Çiller'in gaflarına, potlarına alıştık ama, onun bu hali bulaşıcı bir hastalık gibi yayılınca tehlikeli bir hal alıyor.Tansu Çiller'e göre "kırat" değil, "beyazat"tır, "merşuiyet" ile "meşrutiyet"i karıştırmakta bir beis yoktur, Azerbaycan liderlerinden "Elçibey" olur "Alibey", "Çekiç Güç"ün adı "Çekici Güç"e döner, "ölü kaybı olmamıştır" deyimi onundur, "Kol kırılır, yen içinde kalır" deyimini "Kol kırılır ama yen içerde kalır"a çeviren de odur. Erzurum'u sınıra taşımış, Kayseri Belediye Başkanı Karatepe'yi milletvekili yapmış, bağımsız yargıyı, bağımsız yasaya çevirmiştir. Geçen gün de "Azdavaylılar"ı "Özdavaylılar" diye karşıladı. * * * HADİ bunları sineye çekelim, huyudur diyelim, ya da öğrenimine, eğitimine, genel kültürüne verelim... Ama bu potlar ve gaflar, bulaşıcı hastalık gibi yayılınca, durum tehlikeli bir hal arzediyor. * * * GEÇEN gün kim söylemişse, kim kulağına fısıldamışsa, durup dururken bazı köşe yazarlarıyla, muhalefeti İstanbul'un işgalinde, Nemrut Mustafa Paşa Divanı'nın şehit ettiği Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey'e benzetmeye kalkmış... Bakın ne demiş: "Bazıları boğazlanan Kaymakam Kemal Bey'in utancını Türkiye'nin üzerine damgalamak istiyorlar." Hay Allah, Tansu Hanım'ın dilini sevimli bir arı soksun, Kemal Bey, "Boğazlanan Kaymakam" değil, Yozgat'ın Boğazlıyan kaymakamıdır. * * * HADİ, Tansu Hanım'ın böyle gaflarına alıştık, ya gazetedeki habere ne diyelim?! Buyrun okuyun: "Söylediği yanlış sözler ve dil sürçmeleriyle ünlenen DYP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller, gaflarına dün yenilerini ekledi. Çiller dün DYP Meclis Grubu'ndaki konuşmasında, muhalefet partilerinin kendisiyle ilgili eleştirilerini, Kurtuluş Savaşı sırasında işgal kuvvetleriyle yaptığı işbirliğiyle tanınan Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey'i örnek vererek yanıtladı." * * * "KEMAL Bey"in kemikleri sızlamıştır. İstanbul'daki işgal kuvvetlerinin baskısıyla, Nemrut Mustafa Paşa Divanı tarafından, Ermeni tehcirinden suçlu bulunarak idam edilmesi yetmiyormuş gibi, 77 yıl sonra, "İşgal kuvvetleriyle işbirliği yapmakla" suçlanmak... Ne hazin bir kaderi varmış Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey'in... * * * O Kemal Bey ki, 10 Nisan 1919 Perşembe günü Beyazıt Meydanı'nda asılırken şöyle haykırmıştır: "Ben bir devlet memuruyum; aldığım emri yerine getirdim. Vazifemi yaptığıma vicdanım emindir. Sizlere yemin ederim ki, ben de masumum. Son sözüm bugün de budur, yarın da bu olacaktır. Yabancı devletlere yaranmak için beni asıyorlar... Eğer adalet buna diyorlarsa kahrolsun böyle adalet! Çocuklarımı asil Türk milletine emanet ediyorum. Bu kahraman millet elbet onlara bakacaktır. Vatan uğruna cephede ölen bir insan gibi şehit gidiyorum. Allah vatan ve milletimize zeval vermesin... Amin." * * * TARİH kitapları, ertesi gün toprağa verilen Kemal Bey için yapılan cenaze törenini "milli uyanışın ilk bilinçli belirtisidir" diye yazar. Ve üç yıl sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi 14 Ekim 1922'de "Boğazlanan" değil, "Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey"e "milli şehit" unvanı verir. * * * EVET, Tansu Hanım'ın, bu gafları ve potları kendisine kalsa neyse, bulaşıcı bir hastalık gibi yayıldıkça, neler oluyor görüyorsunuz. * * * DİP NOTU: İstanbul'da oturan bazı yazarları "İstanbul'u tanıyalım" kursuna göndermek gerekiyor. Geçenlerde bunlardan biri, rahmetli Ulunay'ı, Hayadarpaşa'dan eşeğine bindirip, Kartal'a gönderirken, bir başkası ise "Emirgan'dan geçerken Yıldız Parkı'na giden yolun başında..." diye şikayetini anlatmaya koyulmuş... Be muhteremler! Haydarpaşa'dan eşekle Kartal'a kaç saatte gidilir? Emirgan nerede, Yıldız Parkı nerede? Sizin oralarda İstanbul haritası yok mu? |