23 kasım tool
milliyet logosu
talu.gif

Ne kullanışlıymış!

Umur Talu


ELBETTE manipülasyon da (yönlendirme) gırla gidiyordur. Ancak bu işler sabun gibidir. Kimse tam anlamıyla elinde tutamaz, sadece istediği yere süremez.
Türkiye bir eğitim sürecinden geçiyor. Ya izlediklerinden (yaşadıklarından) anlamlı sonuçlar çıkaracak, bir dönüşümün kapısı zorlanacak. Ya da gelecek açısından bir fırsat heba edilecek.
Mehmet Eymür eski bir hesabı da (Ağar'la) görüyor olmanın rahatlığıyla, söylemesi gereken kadarını söylemek istiyor anlaşılan:
"Biz 1980 sonrası doğru olmadığını bile bile mecbur kaldığımız için Çatlı'yı kullandık. Ancak uyuşturucu işine karıştığını öğrenince Çatlı'dan vazgeçtik. Bunun üzerine, Emniyet Genel Müdürlüğü Çatlı'yı alıp kullanmaya başladı."
İyi bir özet!
(Korkut Eken ise, 12 Eylül öncesinde de kullanıldığını söylüyor)
Çatlı, 1980 öncesi, bir evde 7 TİP'linin öldürülmesi ve İpekçi suikastı da dahil, birçok cinayetle ilişkisi konu edilmiş bir "zanlı." (En azından)
Alıp "kullanıyorlar". 12 Eylül öncesinin "terör"ü içinde... "Terör"e karşı, "cinayetlerden bıkmış halkın onayıyla" geldiğini söyleyen 12 Eylül darbesi döneminde.
"Doğru olmadığını bile bile."
Uyuşturucu işine karıştığını öğrenince de vazgeçiyorlar. Yani, cinayete karışmış olmak mesele değil de, uyuşturucu ağırlarına gidiyor.
Bırakıyorlar da ne oluyor?
Emniyet Genel Müdürlüğü alıp kullanmaya başlıyor.
Mübarekler sanki ayrı ayrı devletlerin birimleri. Birinin neden sonra yanlış bulup vazgeçtiği adamı bir diğeri havada kapıyor.
Bugüne kadar, sözde aranan bir zanlıyı, koruyarak, saklayarak, kullanarak, vazgeçerek, diğerine bırakarak, kaparak, kutsal bir emanet gibi birbirlerine devredip bir Mercedes içinde Susurluk'a kadar getiriyorlar.
Haydi "kullanmak"ın adını da koyalım: Herhalde kuryelik, casusluk, muhbirlik, raportörlük, dinleme memurluğu gibi "kansız" bir iş değil.
"Kullanma" sözcüğünün geçtiği her cümlenin, silah, kan ve cesetle ilişkisi var.
"Kullanma" bütün bunların kibar ifadesi.
Askeri yönetim, sivil yönetim filan hiç farketmiyor. Devlet, "yanlış olduğunu bile bile" (yanlış olduğunu bilmek, aman ne incelik), kullanıyor da kullanıyor.
Türkiye "demokrasi"ye geçtiğini düşünüyor (zavallım benim), onlar için "no problem", hukuk filan hikaye, elden ele kullanıyorlar.
Bu arada kabaca üç grupta "işler" dönüyor:
1. Devletin geleneksel yapıları içinde, siyasi sorumlulardan da gizlenebilen sürekli işler.
2. Devletin içinde ama birçok yetkiliden de habersiz "spot devlet işleri".
3. Yine gizli ancak siyasi onayı alınmış işler.
4. Diğerleriyle bağlantılı olarak kurulabilen tezgahlarda dokunan örümcek ağları içinde "özel girişimler".
Vaziyet çoktan "Topal'ı kim öldürdü"yü filan aştı gitti.
Bir zaman tünelindeyiz.
Bu "geçmiş" tırnaklanmak zorunda.
12 Eylül öncesini de kapsayarak, 12 Eylül'ün altından üstünden girerek, 12 Eylül sonrasını karışlayarak, en hafifi sayılabilecek "yataklık"tan cinayetlere kadar, kanlı - kirli bir geçmişin (ve bugünün) tüm sorumluları didiklenmek zorunda.
Türkiye'nin nasıl bir ülke, insanlarımızın bir arada nasıl bir toplum olmak istediğinin irade beyanı buradan çıkacak... Çıkabilirse.
Meclis komisyonu artık Susurluk'un içine hapsolamaz.
İşte Eymür 12 Eylül'ü ve sonrasını, konseyiyle ve siyasi sorumlularıyla ihbar etmiş oldu. (Eken'inki, daha da öncesini kapsayan bir ihbar aslında.)
Gereğini yapın ve hepsini çağırın oraya!
Çağırabilir misiniz?
Darbelerin, devletin, örtülü faaliyetlerin, resmi ve özel çetelerin değil, halkın, milletin meclisi olduğunuzu hatırlayabilir misiniz?

[Ana Sayfa] [Siyaset] [Ekonomi] [Dünya] [Magazin] [Sanat] [Yaşam]
[Entellektüel] [Spor] [Köşe Yazarları] [Dizi Yazı] [Eğitim]